İyi birşey gördüğümü sanmıyorum. Çıkarılacak bir ders yok sadece vakit geçirmek amaçlı bir dizi. Yarım bıraktım. Sıradan alışıla gelmiş amerikan aile dizisi
Miskinlikte(tembellikte) buldular, kimde erlik var ise Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem(arasıra) yoldan azar Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise Sağır…devamıMiskinlikte(tembellikte) buldular, kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise
Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem(arasıra) yoldan azar
Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise
Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise
Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü
Kördür münkirin(inkar eden) gözü, alem münevver(aydın) ise
Gönül Calab'ın(tanrının) tahtı, Calap(tanrı) gönüle baktı
İki cihan bedbahtı(talihsiz olan), kim gönül yıkar ise
Sen sana ne sanırsan ayruga(başkasına) da onu san
Dört kitabın manası budur eğer var ise
Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş
Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise
Yunus yoldan ırmasın(çıkmasın), yüksek yerde durmasın
Sinle(diğer taraf) sırat görmeye, sevdiği didar(yüzdeki nur) ise
Yunus Emre(Aşık)
Bu şiir yunus emrenin hayatını yansıtıyor. Yunus emre için önemli olan manadır.
https://youtu.be/a4B1Ps3ENhs
Bu diziyi izleyenin hayatı değişiyor hayatı. Hayata olan bakış açısı değişiyor. Hayata olan kinini yetiriyor ve sevmeyi öğreniyor. Hataları kabul etmeyi ve insanlarıda hatalarıyla kabul edebilmeyi öğretiyor. İnsanların birbirini anlayıp sevmesini sağlıyor. Bu dizi öyle bir diziki hani bir şey…devamıBu diziyi izleyenin hayatı değişiyor hayatı. Hayata olan bakış açısı değişiyor. Hayata olan kinini yetiriyor ve sevmeyi öğreniyor. Hataları kabul etmeyi ve insanlarıda hatalarıyla kabul edebilmeyi öğretiyor. İnsanların birbirini anlayıp sevmesini sağlıyor. Bu dizi öyle bir diziki hani bir şey öğreniyorum dediğim film ve diziler varya onlardan birşey öğreniyorsun bu diziden onlarca şey öğreniyorsun. En önemlisi sevmeyi öğreniyorsun. Taptuk emre'nin yunus emre ile imtihanı, geçen diyaloglar eşliğinde aşkı ve aşk için yapılması gereken gayreti öğreniyoruz. Harika bir dizi. Bir çok kişinin hayatını düzeltmesinde rol oynadığına şahit olunmuş bir dizidir. 7'den 70'e herkezin izlemesi gerek. Dizinin vermiş olduğu bakış açısı (perspektif) ile karmaşık olayları bile oldukça rahat anlaşılır hale getirilmiş. Hem kendi kültürümüzü tanımamız açısındanda iyi bir dizi olduğunu bildirebilirim ki bu dizi o kadar önemli şeyler konusunda ders çıkarıyorki bu kısmının hafif kaldığını söyleyebilirim. Yunus emrenin hayata bakış açısını alıyorsunuz diyebilirim. Bunu anlatmaya kelimeler yetmez, filmde canladırılarak anlatılmış. Ben biliyorum diye izlememezlik etmeyin çünkü bu açıdan bilmiyorsunuzdur ve bu dizi boşu boşuna sürekli olarak tv'de yayınlanmıyor.
Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri
Nereye bakar isem dopdolusun
Seni kanda koyam benden içeri
Beni sorma bana bende değilim
Suretim boş yürür dondan içeri
Beni benden alana ermez elim
Kadem kim basa sultandan içeri
Tecellîden nasîb erdi kimine
Kiminin maksûdu bundan içeri
Kime değdi ise ol dost nazarı / Kime didar gününden şule değse
Onun şulesi var günden içeri
Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin dert bu dermandan içeri
Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat marifet ondan içeri
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri
Sülûk seyir eden aşkın erine
Niçe mezheb olur dînden içerü
Dini terk edenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür imandan içeri
O bir dilberdürür yoktur nişanı
Nişan yoktur bi-nişandan içeri
Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Ki kaldı kapıda ondan içeri
Yunus Emre
Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise
Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem(arasıra) yoldan azar
Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise
Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise
Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü
Kördür münkirin gözü, alem münevver(aydın) ise
Gönül Calab'ın tahtı, Calap(tanrı) gönüle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise
Sen sana ne sanırsan ayruga(başkasına) da onu san
Dört kitabın manası budur eğer var ise
Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş
Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise
Yunus yoldan azuban(çıkmasın), yüksek yerde durmasın
Sinle(mezarlık,eski) sırat görmeye, sevdiği didar(yüzdeki nur) ise
Yunus Emre
Kitabı okumaya niyetlenmiştim. Okumaya çalışayım dedim meğerse türkçe bile bilmiyormuşuz. Bildiğimiz türkçe sadece nesneler türkçesiymiş. Cumhuriyetin kurulduğu dönemde yaşanmıyor artık ama cidden ne kadar cahil olunulduğunu ve eski türk halkının erişkin bireylerinin neden daha zeki olduğunu anlıyorum. Türkçe sadece insanların…devamıKitabı okumaya niyetlenmiştim. Okumaya çalışayım dedim meğerse türkçe bile bilmiyormuşuz. Bildiğimiz türkçe sadece nesneler türkçesiymiş. Cumhuriyetin kurulduğu dönemde yaşanmıyor artık ama cidden ne kadar cahil olunulduğunu ve eski türk halkının erişkin bireylerinin neden daha zeki olduğunu anlıyorum. Türkçe sadece insanların günlük yaşantısında ihtiyaçlarını görecek kadar bilinen bir dil haline getirilmiş. Anlaşılması tanımlanması gereken onca his bir zamanlar arapça diye yasak edilmiş. Araplara bu öfke normal olabilir çünkü dinsiz imansız bedevilerin ihanetine uğradık ama bu hareket ile araplara değil türk halkına zarar verilmiş olunuldu. Reform diye yutturulmuş. Çok net söylüyorum bu şekilde asimilasyon olur. Hisler yok olup gitmedi ancak öğrenilemez oldu aynı yerçekimi olupta isaac newtonun kağıda döküp yerçekimini bulması gibi. Salaklığımızdan olacaktır ki şehvet ile aşkı aynı kefeye koyuyoruz artık aslında aşk için şehvetten bile vazgeçilir. Bu kitap türkçe öğrenmeye başlamak için ideal.
Herkes her şeyin en iyisini biliyor. İnsanlar neden hatasını kabul etmiyor. Bediüzzaman said nursi kendisini öyle bir duruma sokar ki şöyle der; herşey benim hatam, ben hatalıyım, benim suçum, benim yüzümden böyle oldu der. Kendisini hiç ilgilendirmeyen kendisini hiç bağlamayan…devamıHerkes her şeyin en iyisini biliyor. İnsanlar neden hatasını kabul etmiyor. Bediüzzaman said nursi kendisini öyle bir duruma sokar ki şöyle der; herşey benim hatam, ben hatalıyım, benim suçum, benim yüzümden böyle oldu der. Kendisini hiç ilgilendirmeyen kendisini hiç bağlamayan konularda bile bu şekilde kendisini sorumlu tutar çünkü yaşıyoruz, nefes alıp veriyoruz bu yüzden sorumluluğumuz var. Yaşamanında bir bedeli var. Bu bedeli ödediğimizi kurban bayramlarında görüyorum. Hayatınızı hakkının vererek yaşayın. Hataları düzeltebilmek için çalışmamız gerek, öğrenmemiz gerek. Yani şu depremler olupta kimse demiyorki benim yüzümden insanlar öldü. Oysaki bu herkesin suçu çünkü bunlar hiç yaşanmasın diye günlerce derslerimize çalışıp eğitimli bireyler olabilirdik. Herkes bunun farkında mı? Herkes birşeyleri değiştirebileceğinin imkanına sahip olduğunun farkında mı ve bunun için çabalıyor mu? Çalışmayıp bir iş beceremeyip şu anki cumhurbaşkanını suçlayarak ne kazanıyorsunuz? Daha iyisini yapabileceğinden eminsen neden yapmaktan imtina ediyorsunuz. Daha iyisi olsaydı daha iyi bir aday olsaydı zaten türkiyeyi başkası yönetirdi. Ben böyle olacağını biliyordum demekle olmuyor. İşte halep işte arşın. Bilinki devlet yumuşak zemine daha kolay altyapı yapabiliyor diye ovalara yerleşim yerleri kuruldu, büyüdü ve kimsede demiyor ki sonra ne olacak çünkü devlet 4 yılda bir değişiyor kimse geleceği düşünmüyor çünkü bedelini sonra gelecek olanlar ödüyor. Cumhurbaşkanı zaten ilahiyat mezunu inşaattan anladığı yok ama kimsede deprem olana kadar çıtını çıkartıpta demediki buraya bina dikilmez. Deprem olduktan sonra herkes diyorki ben biliyordum, ben bunu söylemiştim. Kendi içinden konuşarak verim alınmıyor malesef. Yani ne diyim belediyelerinde Allah cezasını versin çünkü iş ehline verilmemiş ve zemin etüdlerini bölgeye giden bilim insanları zeminlerin yanlış kategorilendirildiğini söylüyor. İşi hiç bilmeyen birisi mi yapıyor, dikkatsiz birisi mi yapıyor yoksa rüşvet aracılığı ile gizli dolaplar mı dönüyor ki umarım böyle değildir ve sanmıyorum. İnsanlar işini düzgün yapsaydı herhalde hiç bunlar yaşanmazdı çünkü planlar buna göre yapılıyor ona göre bina inşaa ediliyor. Bu bina yıkılmasının sadece bir sebebi oysa onlarca sebep sayılabilir ve bu sebepler sıklıkla görülmekte. İnsanlar işini yapmayı öğrensin ve tekrar bu olayları yaşamayalım. Ayrıca kötü zeminde daha iyi tarım yapılıyor aslında tarım yapılacak yere bina dikiliyor ve kötü zemine kolaylıkla sağlanılan altyapıda depremden daha çok zarar görüyor ve tekrar yapılması gerekiyor bu sebepten kesinlikle sağlam zeminlere yerleşim şart olmalı. Akıllanmamız için niyaz ediyorum.
Hırsızlar, yağmacılar baraj yıkıldı diyerek yada buraya yardım gelmiyor diyerek tırları kendi yollarına sokarak tırları silahla yağmalıyor. O kişilere toplanma alanlarının yerini söyleyin yardım istiyorlarsa oraya gitsinler. Yardım tırlarının gitmesi gereken yer toplanma alanlarıdır. Bu yağmacıların teröristten farkı yok. Bence…devamıHırsızlar, yağmacılar baraj yıkıldı diyerek yada buraya yardım gelmiyor diyerek tırları kendi yollarına sokarak tırları silahla yağmalıyor. O kişilere toplanma alanlarının yerini söyleyin yardım istiyorlarsa oraya gitsinler. Yardım tırlarının gitmesi gereken yer toplanma alanlarıdır. Bu yağmacıların teröristten farkı yok. Bence vursunlar.
İnşaat mühendisliği profesörünü dinledim diyorki; bina simetrik olmalı, binada kullanılan malzeme daha iyi dağıtılmalı. Bazı öğrenciler derse geliyor telefonla oynuyor, dersi dikkatli dinlemiyor. Ondan sonra bu kişi işini yapacağı vakit düzgün simetrik bina yapamıyor. Binadaki bir kolon gidince bütün bina…devamıİnşaat mühendisliği profesörünü dinledim diyorki; bina simetrik olmalı, binada kullanılan malzeme daha iyi dağıtılmalı. Bazı öğrenciler derse geliyor telefonla oynuyor, dersi dikkatli dinlemiyor. Ondan sonra bu kişi işini yapacağı vakit düzgün simetrik bina yapamıyor. Binadaki bir kolon gidince bütün bina çöküyor. Ayrıca ustalarında malzemeyi düzgün şekilde binaya dağıtması gerekiyor. Ayrıca kirişlerin yüksek olması gerektiğini söyledi. Ev alınacağı vakit sütun ve kirişlerde çatlaklar var mı yok mu? Bakılmalı. Çatlakları sıvarlarsa zamanla sıvaların arasının açılması mı diyim, dökülmesi mi diyim sonucunda çatlak olup olmadığı anlaşılır. Bence sütun veya kirişe çekiçle hafif vurarak sıvaların açılması sağlanarak kontrol edilebilir. Ondan sonra satıcı sen ne yapıyorsun der ama bina yıllarına bakarak deprem görüp görmediğine emin olarak denersiniz. Bence malzeme olarak alt katlara daha çok malzeme kullanılmalı çünkü alt katlara hem daha çok yük biniyor hemde binen yükü azaltmak amacıyla üst katlara daha az, hafif malzeme tercih edilmeli yani misal daha hafif olursa daha alt kalite bir beton tercih edilebilir ki herhalde zaten bu şekilde düşünüyorlardır. Yüksek katlar daha çok sallanacağı için betonun kırılma ihtimalide daha yüksek daha esnek bir yapı düşünülmeli. Ayrıca raylı sistemler daha yüksek binalarda tercih ediliyor. Raylı sistemde kullanılan ray malzemesininde mukavemetide hesaplanmalı sonuçta bina ile sütunun arasına konumlanıyor bu izolatörler. Bina yükseldikçe üstüne binen yüke, kolonların kesit alanlarına ve malzeme fiyatına göre farklı malzemelerden farklı alaşımlardan üretilen izolatörler kategorilendirilerek üretilmeli. işte bu kategorilendirme metalurji bilimi ve malzeme piyasa fiyatına göre belirlenecektir. Aynı zamanda zemin etütü yapılarak sınıflandırılıp buraya dikilecek olan binanında emniyet katsayısıda belirlenmeli yada zemine göre imara açılmamalı. Sert zeminlere bina yapılmalı, kum gibi yumuşak zemin olmamalı olacaksada daha derin temel atılmalıki bina yan yatmasın. Artık zemine göre kaç kat çıkılacağıda hesaplanır atılan temele göre kat sayısı artar. Hoca diyorki bina yapmak zor bir iş. Birçok parametreye göre malzeme seçimleri değişiyor. İnşaat mühendisi değilim ama mühendisim. Mukavemet ve statik dersi aldım. Profesör ayrıca kirişlerin ve sütunlerin kesiştiği noktalara dikkat çekti bu noktaların kırılgan olduğunu söyledi. Bence bu sütun ve kirişlerin arasını dangalak gibi 90 derecelik bir açıyla bırakmak yerine 45 derecelik bir üçgen şeklinde yapsalar daha sağlam olur. 45 derecelik bir üçgenin içerisine sığacak bir parabol iyi olurdu. Akit tv'de sabahtan beri inşaat müh. Prof.'ları konuşturuyorlar. Takım tutar gibi parti tutanlar, fanatikler dinlemez çünkü fanatikler savundukları şey uğruna bilimi umursamazlar bilime zıt yargılarlar ama profesörlerde güzel konuşuyor dinleyin. Bina konumuna göre sütunların deprem fayına bakan kısımları bakmayan yüzüne göre biraz daha ince olmalı ve inceliği faya olan uzaklığına göre artmalı çünkü deprem o yönden gelicek ve binayı sallayacaktır. Örneğin cetveli düz tutarken mi daha kolay bükersin yoksa dik tutarken mi daha kolay bükülür. Depremin geleceği yöne doğru daha ince bir yüzey bakarsa daha zor bükülür, kırılır ve binanın faya olan uzaklığı arttıkça depremin geleceği yön daha kesin tayin edilebilir. Bina yaparken çok kalın yapayımda çok fazla malzeme kullanayımda o zaman yaşam alanını daraltmış olursunuz. Herşey yapıya düzgün şekilde dağıtılıp yeterli düzeyde yüksek emniyet katsayısına sahip bir binalar yapılırsa herkezin yararına olur. Depremde yapı ağarlaştıkça daha az sallanırmış, bu sebepten ağır bir yapı olmak avantaj olabilir ama kolonlar için bu bir sorun olabilir. Ayrıca temeli iyi olmayıp kötü bir zemine yapılan bina tek parça kalıp toprak üstünde kayarak, yan yatar ve toprağa batar ama içindeki insanların üstüne yıkılmaz aslında temeli o şekil kısa yapan müteahit midir mühendis midir malzemeden çalmıştır ama hayat kurtarmıştır şimdi böyle bir durumda suçlu mudur? Bu yapı yüksek ihtimalle kaçak bir yapı çünkü bir mühendisin işi olacağını düşünmüyorum.
Deprem anında yatağın yanına uzanıyorsunuz, hayat üçgenini ezilmeye karşı dirençli olduğunu düşündüğünüz ve devrilmeyecek içi dolu dolaplar, kitaplık gibi cisimlerin yanında kullanılmalı. Ayrıca çıkışa yani dış cepheye yakın konumda bulunmak daha iyi ve kapılardan, camdan uzak durulmalı.
Deprem anında yapılabilecek. Yataklar ezilmiyor, tavanı taşıyor. yatağın yanına gidip hayat üçgeni yapmak hayat kurtarır eğer uykunuzda yakalanırsanız yataktan düşün. Artık yatağın yanında uzanır mısınız? Hayat üçgeni mi yaparsanız bilemem ama yataklar güvenilir, taşıyıcı elemanlar. Ayrıca yatakların içi dolu olursa…devamıDeprem anında yapılabilecek. Yataklar ezilmiyor, tavanı taşıyor. yatağın yanına gidip hayat üçgeni yapmak hayat kurtarır eğer uykunuzda yakalanırsanız yataktan düşün. Artık yatağın yanında uzanır mısınız? Hayat üçgeni mi yaparsanız bilemem ama yataklar güvenilir, taşıyıcı elemanlar. Ayrıca yatakların içi dolu olursa daha iyi olur. Yatağın altına elinizi felan sokmayın, ayakları gidicidir. Yatağın içi ne kadar dolu olursa o kadar iyi, sıkışmadan ötürü daha fazla sıkışmaz o yüzdende üstünüze ne yıkılırsa taşır. Yatağınızın yanına suda koyun 2 hafta yaşarsınız, 1 hafta sonra telefonla arayın beni çıkarın dersiniz. Önceden arayıp ben iyiyim siz diğer insanları çıkarın diyin, suyum felan var 1 hafta beklerim diyin. Dolu baza hayat kurtarır.