"Hayat boyu öğreneceğin en büyük şey sadece sevmek ve karşılığında sevilmektir." Filmi uzun zamandır büyük umutlarla bekletiyordum. Hiç beklediğim gibi değildi; başı heyecanlandırsa da geri kalan tüm vakitte bunaldım, biraz da olsa son yarım saatinde dikkatimi verebildim. Film boyunca telefonu…devamı"Hayat boyu öğreneceğin en büyük şey sadece sevmek ve karşılığında sevilmektir."
Filmi uzun zamandır büyük umutlarla bekletiyordum. Hiç beklediğim gibi değildi; başı heyecanlandırsa da geri kalan tüm vakitte bunaldım, biraz da olsa son yarım saatinde dikkatimi verebildim. Film boyunca telefonu elime alma dürtüsüyle boğuşup durdum oysa Nicole Kidman'ın olduğu tüm sahneler sanat eseri gibiydi. Yanlış zamanda izledim sanırım.
Genel gördüğüm yorumlardan serinin son filminin berbat olduğuna kanaat getirmiştim ama beklediğim olmadı bence ilk iki film kadar iyiydi. Başındaki sahnelerde hafiften sıkılıdım ve bu filmde, diğerlerine göre biraz cinsellik fazlaydı konuşmalarında da sürekli geçti biraz abartıya kaçılmış ama onun…devamıGenel gördüğüm yorumlardan serinin son filminin berbat olduğuna kanaat getirmiştim ama beklediğim olmadı bence ilk iki film kadar iyiydi. Başındaki sahnelerde hafiften sıkılıdım ve bu filmde, diğerlerine göre biraz cinsellik fazlaydı konuşmalarında da sürekli geçti biraz abartıya kaçılmış ama onun dışında bir serzenişim yok. Özellikle o otel kavgası çok yerindeydi. Yarım kalmış hayallerin, çoçukların, fedâkarlıkların ve zamanla halı altına süpürülen kırgınlıkların bir anda çığ gibi büyüyüp ilişkileri neye dönüştürebileceğini gayet gerçekçi bir yerden göstermiş. İkiside masum değil, hatalı oldukları yerler var ama yalan söyleyemem ben Jesse'ye ayar oldum. Bilmiyorum, oyuncusundan da kaynaklı olabilir; ilk filmden beri konuşması, hal ve hareketleri beni az huzursuz ediyordu. Bence sinir bozucu bir yanı var. İlişkilerinin gelişimini, sohbetlerini izlemek tabi ki zevkliydi yine de gerçek hayatta Jesse gibi birine tahammül edebileceğimi sanmıyorum. Seriye bir lafım yok, gerçekten hoşuma giden bir üçlemeydi. Arada zaman atlaması olduğu için sanki gerçekten hayatlarındaki farklı evrelere kısaca bakmış gibi hissettim.oyuncuların yüzünde yaşanmışlık vardı.
Ve tabii ki aşık olmak kolay, önemli olan birlikte kalabilmek...
(SPOİLERLI NOT)
Jesse'ye son lafım: İlk karınla ilişkin berbat da olsa, imzaya gidiyorum diye Fransa'da ilk aşkını bulup haftalarca eve dönmeyerek karını aldatmışsın, bir de bunu kitabında ballandıra ballandıra anlatmışsın. Oğlunu görebildiğine şükret sonra "Yok Chicago'ya, oğluma dönüceğim; tası tarağı toplayıp benimle gel Celine" diyorsun onu naneleri yemeden düşünecektin. O kadın da tabii size düşman olur.
"Yine büyük başkanlar olacak... ama bir daha asla Camelot gibi bir yer olmayacak." Love Story dizisini bitirdikten sonra hızımı alamadığım için izledim. Natalie Portman oyuncuğunu yine ustalıkla konuşturmuş gerçekten sayılı iyi kadın oyunculardan biri beni şaşırtmıyor. Jackie'ye benzemese de karakteri…devamı"Yine büyük başkanlar olacak... ama bir daha asla Camelot gibi bir yer olmayacak."
Love Story dizisini bitirdikten sonra hızımı alamadığım için izledim. Natalie Portman oyuncuğunu yine ustalıkla konuşturmuş gerçekten sayılı iyi kadın oyunculardan biri beni şaşırtmıyor. Jackie'ye benzemese de karakteri canlandırışıyla işin altından kalkmış. Jackie gibi birini bulmak zaten çok zor her yerde bulunmayacak eşsiz bir güzelliği var. Sarsıntılı evlilikleri kocasının iflah olmaz çapkınlıklarına rağmen dışarıya verdiği imaj ve stiliyle bir ikon olmayı başarmış birisi. Yine de kocasının ölümünden sonra her şeyle bizzat ilgilenip görkemli bir cenazeye öncülük etmiş.
Biz olsak takıntı yapar, Masumitet Müzesi Kemal'e dönüşür her yerde arardık; bulamadıkça daha çok takıntı yapar, en sonunda hayatımızın aşkını kaçırdık diye hasta olurduk. Ne demek kitabı hemen yazıp kızı bulmak için gazeteye ilan falan vermedin?
Bu film, uygulamayı yüklediğimden beri "izleyeceklerim" listemde duruyordu; daha uzun süredir de aklımın bir yerlerinde "izlemek istiyorum" köşesine kaydetmiştim. Bir taraftan içten içe de filmin fazla romantize edilen bir "deli saçması" olduğuna dair büyük bir önyargım vardı, bu yüzden hep…devamıBu film, uygulamayı yüklediğimden beri "izleyeceklerim" listemde duruyordu; daha uzun süredir de aklımın bir yerlerinde "izlemek istiyorum" köşesine kaydetmiştim. Bir taraftan içten içe de filmin fazla romantize edilen bir "deli saçması" olduğuna dair büyük bir önyargım vardı, bu yüzden hep erteledim. Sonuç olarak izledim ve bayıldım. Büyük yanılmışım böylesini bir de About Time filminde görmüştüm. Aralarındaki şey, izlediğim en doğal ve samimi ilişkilerden biriydi. İlişki diyorum çünkü buna aşk demek doğru olurmu bilmiyorum; tabi ki aşk herkes için farklıdır. Bana göre ilk görüşte ya da bir günlük tanışma da gelişebilecek bir şey değil; o olsa olsa arzu, hoşlantı ya da sadece yoğun bir çekilme hissi olabilir. O yüzden emin olamadım.
Bana kendi aşk hikayemi yazacağımı söyleseler böyle bir hikaye yazmam; tercihim zamanla, ilmek ilmek işlenen bir ilişkidir. Tanıdıkça aşık olmayı yeğlerim. Biliyorum, bu seçilecek bir şey değil yine de böyle hayal ederim. Bu sebeple beni bulmasını isteyeceğim türde bir şey değildi fakat bunun hiç bir önemi yok izlerken büyük zevk aldım "Böylesi de neden olmasın, olabilir" dedim. "Hopeless romantic"lerden olduğum için beni bozmaz.
Filmin çoğunlukla diyalogdan oluşması da beni hiç olumsuz etkilemedi. Bende "maladaptive daydreaming final boss" olduğu için kafamda ki hayali bir karakterle tam olarak böyle konuştuğumu düşünür, onun repliklerini de kendim yazarım. O yüzden izlerken hikayeyi ben yazmışım gibi geldi. Bu sebeple pek çok etkileyici gelen beğendiğim sahneler oldu. Umarım devam filmleri de güzeldir.
"Güçlü ve bağımsız kadınlık timsali olmak ve hayatım bir erkeğin etrafında dönüyormuş gibi göstermemek için üzerimde korkunç bir baskı hissediyorum ama birini sevmek ve sevilmek benim için çok önemli sürekli bu konuda şaka yapıyorum ama hayatta yaptığımız her şey biraz daha sevilmek için değil mi?"