Onur ünlüye çoğu izleyici gibi leyla ile mecnundan aşinayım, aynı kadrodan oyuncuları burada da görmek iyi hissettirdi. Gençliğimin ortasında bana yarattığı içimdeki buhranı da seviyorum ayrıca. Hep olan ama farkında olmadığımız şeyleri görmemizi sağlıyor, harika biri. "Geçen kuş vurdun ya…devamıOnur ünlüye çoğu izleyici gibi leyla ile mecnundan aşinayım, aynı kadrodan oyuncuları burada da görmek iyi hissettirdi. Gençliğimin ortasında bana yarattığı içimdeki buhranı da seviyorum ayrıca. Hep olan ama farkında olmadığımız şeyleri görmemizi sağlıyor, harika biri.
"Geçen kuş vurdun ya sen, o kuş hani vardı ya, yok ya artık. Annemler de yok. Kardeşlerim... Vardılar da hep, yoklar ya şimdi? Biz buradayız. Biz olmasaydık, ne olacaktı? Ne olacaktı o zaman?"
Filmi izlerken kafamda yavuz çetinin benimle uçmak ister misin parçası çaldı, dinlersiniz filmden sonra :))
İlk yarısı fena değildi, radyoculuk makarası falan da iyiydi aslında ama işin içine "ben buyum kızım" zırvası girdiği an kusasım geldi, gözüm seğirdi. Kullanılan müzikler güzel ama. Bağrı yanık dostlara 🫡
İlk sahneler beni çok baydı, müzikal film sevmediğimden olsa gerek. Fakat Ryan Gosling oynadığı için bi şans vermek istedim bu filme. Hayallerinin peşinden gitmeyi amaçlarken fikrimce gerçek aşkı kaybeden Mia ve Sebastian'ın hikayesi bu. Filmin müziği ve son sahneleri o…devamıİlk sahneler beni çok baydı, müzikal film sevmediğimden olsa gerek. Fakat Ryan Gosling oynadığı için bi şans vermek istedim bu filme.
Hayallerinin peşinden gitmeyi amaçlarken fikrimce gerçek aşkı kaybeden Mia ve Sebastian'ın hikayesi bu. Filmin müziği ve son sahneleri o kadar ruhuma dokundu ki.. bayıldım filme. Mia'nın kocasıyla birlikte Sebastian'ın sahne aldığı mekana gitmesi ve 5 senenin ardından eski aşıkların yeniden karşılaşması çok duygusaldı. Özellikle Mia'nın Sebastian için hazırlamış olduğu logoyu görüp duygulanması çok tatlıydı. Birbirlerine son kez bakıp gülümsedikleri sahnede zaten gözyaşlarımı tutamadım. Çok çok beğendiğim bir film oldu, izleyin izlettirin.
Gelelim benim en sevdiğim filme: "Eternal Sunshine Of The Spotless Mind" İlk izlediğimde çok duygulanmıştım, ağlamıştım hatta. Senaryosunun sıradışılılığı, filmin akışı, karakterler inanılmaz hoşuma gitmişti ve sonraki senelerde de tekrar tekrar izletti bu film zaten kendini bana. Aşk beklenmeyen bir…devamıGelelim benim en sevdiğim filme:
"Eternal Sunshine Of The Spotless Mind"
İlk izlediğimde çok duygulanmıştım, ağlamıştım hatta. Senaryosunun sıradışılılığı, filmin akışı, karakterler inanılmaz hoşuma gitmişti ve sonraki senelerde de tekrar tekrar izletti bu film zaten kendini bana.
Aşk beklenmeyen bir anda çıkagelir, ilk zamanlar insanı alır ve uçsuz bucaksız, masalsı diyarlara götürür. Artık öyle bir girdabın içerisine düşmüşsündür ki engel olamazsın aşkın getirdiği acı tatlı ütopik şeylere, belki de engel olmak istemezsin işte. Hayal ettiklerinizin peşinden gitmek isterken hayatın acımasız akışına kapılıp gitmişsindir çoktan. Bazen partnerini görmezden gelip çok bencil olursun, bazen de aşkın deryasında yuvarlanıp gittiğini fark etmeden kendinden defalarca ödün vermişsindir. Aşkınızın uğruna kendine olan saygını gittikçe yok ettiğini gördüğünde de partnerini suçlarsın. Ona değiştiğini söylersin, aslında değişen bir şey yoktur. Sadece en başta aşıklar birbirlerini yeterince tanımaya çalışmamışlardır. Her şeyin daha en başındayken kalplerini umarsızca birbirlerine adamışlardır. Aşkın en cesur, en tatlı belki de en acemice halidir sanırım bu. Hiç kopmayacakmışcasına kenetlenirsin. E zaman da ilerler ve fazla aşkın getirdiği olumsuzluklar fazlalaşır, her hata göze batmaya başlar. Artık iki seçeneğin olur: ya birbirini kabul edeceksin sorunlar çözülecek ya da katlanılamaz hatalarla birlikte yolun sonuna gelinmiştir. Böylelikle aşkın ızdırabını çekmeye başlarsın, kalpler de paramparça olur. Aşk dayanılmaz bir acı vermeye başladığında da gözün öyle döner ki onunla olan iyi veya kötü tüm anılarını bi cihaz yordamıyla silmek istersin. İşte karakterimiz Clementine da bunu yapıyor. İlk izlediğimde Clementine'nın hafızasını sildirmekle haksız olduğunu düşünmüştüm fakat ben de onunla aynı hisleri yaşadığımda bunun olması gerektiğini savundum. Tabii ki yaşadığımız kötü şeyler bile bizi biz yapmakta ama aşk dayanılamayacak acılar verdiğinde bi tuşa basıp resetlenmek istiyor insan maalesef...
Uzun süredir erteleyip bir türlü izleme fırsatı yakalayamadığım bi film, en son bi arkadaşın tavsiyesiyle soluğu "Kill Bill" ekranlarında aldım hemen. Konusu ne kadar sıradan gözükse de ağır bir hikayesi var, ve tabii ki bu hikayenin altında yatan intikam hırsı...…devamıUzun süredir erteleyip bir türlü izleme fırsatı yakalayamadığım bi film, en son bi arkadaşın tavsiyesiyle soluğu "Kill Bill" ekranlarında aldım hemen.
Konusu ne kadar sıradan gözükse de ağır bir hikayesi var, ve tabii ki bu hikayenin altında yatan intikam hırsı...
Öncelikle filmin başında ve aralarında çalan; tınısına bayıldığım o epik müziği hiç sıkılmadan defalarca dinleyebilirim. "...he shot me down, bang bang..."
Filmin ileri geri geçişlerle işlenmesi ve duyguların gerek diyaloglarla gerek mimiklerle izleyiciye aktarılması harikaydı. Eleştireceğim tek nokta sanırım fıskiye gibi fışkıran kan sahneleri olur, komik geldi biraz bana. Yine de; ses efektleriyle, filmin ortalarında bize sürpriz olarak çıkagelen animasyonuyla, müzikleriyle, siyah beyaz kılıç sahneleriyle çok beğendiğim bi film oldu. Böylesine iyi bir filmi her yerde görüp, duyup nasıl izlememişim bilmiyorum.
:)