Zabahın köründen beri normalde birim fonksiyon olan ama adının “doğrusal referans fonksiyonu” olarak değiştirildiği doğrusal fonsiyonları akan burnum ve öksürük fonlarıyla anlatıyor olmama da dargınım elbette.
Ümit sayın (acaba bilen var mı meraktayım) en sevdiğim şarkısı ‘hicran’ı söylerken dalıp gidiyorum yine. “sen üz beni, sen kahret beni” nasıl bir kendinden vazgeçiş, nasıl bir teslimiyettir. Şaşılası dehşetengizlikte.
A benim habire dolduruşa gelen saftirik yarim Nedir bu kendini üstün ayrıcalıklı sanan hâlin Ben yüce rabbimin özene bezene yarattığı Sen benim hâlâ tamamlanmamış taslak hâlim
Akşam pişen kuruları pp yaptım, çünkü neden yapmayayım. İcra ettiğim mutfak sanatımı ifşa ediyorum. Antepli olsam bu kadar reklamını yapamazdım herhalde. Üzgünüm laz’ım ama güneydoğulu olmalıymışım…
Ben zaten her şeyi gereğinden çok sevmiştim. —annemin uyurgezer geceleri Yat uyu hoca, zabanan yine kalkarsın zabahın köründe. Böğün de canlı ders yok hadi yine iyisin…
Enteresan bir film. Bazen bizlerin de truman gibi olduğumuzu düşünüyorum, zira okuduğum bir kitapta saklanamıyor oluşlarımızdan detaylı bahsediyordu. Son sahne ve trumanın merdivenleri tırmanışı beni çok etkilemiştir.
500 tl altına düşmesi için 1 ay beklemek zorunda kaldım. Kitaplar bu kadar ulaşılmaz olmamalı di mi ama? Don Brown muazzam kurgusu ve yine çok ilginç konusuyla başarılı bir kitaba imza atmış. Bilincin yerleşik olduğunun aksine bir teori ekseninde ilerleyen…devamı500 tl altına düşmesi için 1 ay beklemek zorunda kaldım. Kitaplar bu kadar ulaşılmaz olmamalı di mi ama?
Don Brown muazzam kurgusu ve yine çok ilginç konusuyla başarılı bir kitaba imza atmış. Bilincin yerleşik olduğunun aksine bir teori ekseninde ilerleyen bir hikayesi var. Anlatılanların ne kadarı gerçektir ne kadarı kurgudur merak ediyorum doğrusu. Kalın olması ürkütmesin, aşırı akıcı bir kitaptır kendileri.