Spoiler içeriyor
İlk sezonu ile bitseydi bu kadar sövülmezdi. Amon, eşitlikçiler, soundtrackler falan baya iyiydi. Korra’ya hiçbir zaman bayılmadım ama ama ilk sezondaki hâli -şu dünyanın en lüzumsuz aşk üçgenleri hariç- ‘eh işte bu da böyle bir avatar, Aang’in tırnağı dahi olmaz…devamıİlk sezonu ile bitseydi bu kadar sövülmezdi. Amon, eşitlikçiler, soundtrackler falan baya iyiydi. Korra’ya hiçbir zaman bayılmadım ama ama ilk sezondaki hâli -şu dünyanın en lüzumsuz aşk üçgenleri hariç- ‘eh işte bu da böyle bir avatar, Aang’in tırnağı dahi olmaz ama gömülecek kadar kötü değil’ derken 2. sezonda bir sıçış oldu ki... Ondan sonrası yokuş aşağı. 3.sezonda Zaheer gibi fena olmayan bir villain dahi olsa 2. sezondaki rezaletin üstü örtülmüyor. 4. sezon zaten tüy dikti. Berbat bir villain, saçma sapan fight'lar, kimsenin bir yerine takmadığı bomboş karakterler vs vs. Adam gibi bir senaryosu olsa ve 1. sezonla nihayet bulsa ATLA değilse bile onun devamı sayılabilecek bir eser olacak iken çok büyük bir fiyasko olması üzücü. Bu kadar kötü olduğu için hater’ı gani oldu hâliyle. Ben de öyleyim ama ‘kerhen’.
Kısaca ecanibin tabiriyle tam manasıyla bir ‘waste of potential’.
Daha bitirmedim ama not olarak kalsın. Ergo Proxy'de de olan bir şey var bu animede. Alışması çok güç. Black Lagoon'u bu yüzden ekstra seviyorum çünkü ilk bölümün daha ilk dakikalarında belli başlı karakterlerin mizacını -mesela Revy, Rock, Dutch- hemen kavrıyorsun…devamıDaha bitirmedim ama not olarak kalsın. Ergo Proxy'de de olan bir şey var bu animede. Alışması çok güç. Black Lagoon'u bu yüzden ekstra seviyorum çünkü ilk bölümün daha ilk dakikalarında belli başlı karakterlerin mizacını -mesela Revy, Rock, Dutch- hemen kavrıyorsun birkaç diyalog ile. Bunda “n'oluyor amk” hissiyatı çok yoğun. Adapte olmak çok zor.
Buradaki karakterlerin yine Revy ve Rock kadar akılda kalıcı olacağını sanmıyorum. Takenaka’ya benzettiğim bir karakter var, o iyi ama.
-------
1995-2005/2006 arası animelerde Japonlar kafa s*kmeyi baya seviyorlar onu anladım. O ara böyle bir akım vardı herhalde.
Klasik propaganda filmi. İnönü'nün nutkunda bahsettiği isimler mühim. Voroşilov, Karahan, Budyeni vs. Zavallı Karahan'ı 37'de yemiş Stalin. Diğerleri politikaya girmediğinden hayatta kalabildi herhalde. Ama eski Ankara'yı falan göstermeleri bakımından kıymetli diyebilirim. Augustus Mabedi'ni çekmişler o güzel bak. Halk oyunları kısmı…devamıKlasik propaganda filmi. İnönü'nün nutkunda bahsettiği isimler mühim. Voroşilov, Karahan, Budyeni vs. Zavallı Karahan'ı 37'de yemiş Stalin. Diğerleri politikaya girmediğinden hayatta kalabildi herhalde.
Ama eski Ankara'yı falan göstermeleri bakımından kıymetli diyebilirim. Augustus Mabedi'ni çekmişler o güzel bak. Halk oyunları kısmı falan da hoş. Kültürel ögelere de yer vermeye çalışmışlar kısmen. Eğer başka yerden kesip eklemedilerse Voroşilov da izlerken keyif alıyor belli ki.
Atatürk'ün meşhur nutku da var burada tabii ama keşke Çakmak'ın vs sesini de kaydetselermiş. Çakmak’ın sesini hiç duymadım herhalde davudî bir sesi olsa gerek o cüsseye göre.
Hay Allahım ya 2003'de çıkmış filmi 144p izliyoruz. Onun haricinde film fena değil. 7 Numara dizisindeki kadın oyuncu varmış o iyidir baya. Abdülhamid'e "Hep biraderin parasıyla tahkir edilmişler" dedirtip onun evhamını biraz olsun hissettirmişler. Talat'ı Yaprak Dökümü'nün Ali Rıza beyine…devamıHay Allahım ya 2003'de çıkmış filmi 144p izliyoruz.
Onun haricinde film fena değil. 7 Numara dizisindeki kadın oyuncu varmış o iyidir baya. Abdülhamid'e "Hep biraderin parasıyla tahkir edilmişler" dedirtip onun evhamını biraz olsun hissettirmişler. Talat'ı Yaprak Dökümü'nün Ali Rıza beyine oynatmışlar. Tip olarak epey uymuş. Güven Kıraç çok iyi oyuncudur, hele Karagöz Hacivat'taki Pervane rolü muazzamdır ama Maliyeci Cavit'le tip olarak pek bir alakası yok. Abdülhamid'in opera dinlediği bir sahne koymuşlar. Ulan aferin! Şu saçma sapan Payitaht denen zırvalıktan çok daha doğru ve gerçekçi olmuş. Marangozluk yaparken de göstermişler, o da iyi olmuş. Abdülhamid geceleri ninni gibi kendine Sherlock Holmes hikayesi okutturur imiş. Onu da bir sahneye dahil etmişler. Hüseyin Cahit için de Oktay Kaynarca fena cast olmamış. Tevfik Paşa da tip olarak epey iyi seçilmiş.
Bir yerde "Senato üyeliği" diye bir tabir kullanılmış, Meclis-i Ayan üyeliği deseler n'olurmuş sanki? Meltem Cumbul'un oynadığı karakter öyle söyleyince film sanki 60 darbesi sonrasında geçiyormuş gibi geldi.
"İktidar gücü elinde tutmaktır. Ona yandan bakmak değil. Cemiyetiniz ona yandan bakıyor. Eline almaya ise korkuyor. Elinize alamazsanız o güç sizi yok edecektir."
23 Temmuz sonrası İttihatçıların siyasi vaziyetini çok iyi özetlemiş gene Meltem Cumbul'un karakteri.
31 Mart'ta isyancıların Meclis'e dalıp saçma sapan konuştuğu yer çok gereksiz olmuş. Ha Hüseyin Cahit sanıp Lazkiye mebusunu öldürüyorlar. Gene Ahmet Rıza sanıp Adliye Nazırını öldürüyorlar.
Hareket Ordusu ile ilgili bilgiler de doğru. Sonradan yazılan metinlerde bütün ordunun kurmay başkanı yanlış olarak Mustafa Kemal gösterilir ama doğrusu burada olduğu gibi Hareket ordusunda tümen kumandanı olduğu. Hareket Ordusunda Arnavut gönüllüleri, Bulgar çetecileri bile vardı bunu da dillendirmişler.
"Aramızda olmaları arkamızda olmalarından daha güvenlidir."
"Reşad Efendi biçare bir ihtiyar. Padişahlığı göstermelik olacak. Cemiyetin elinde bir kukla olarak kalacak. İsyanlar çıkacak belki de imparatorluk çökecek."
Giriş kısmı çok güzel ama devamı teleolojik bir script. 1909'da imparatorluğun çökeceğini mökeceğini müneccim değilse kimse tahmin edemezdi.
Hassa ordusu mukavemet etse Hareket Ordusu'nu tepelemesi işten bile değildi. Onu da dillendirmişler. İyi.
Turgut Özakman denen hamasetçi dallama senaryoyu yazmış. Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı'sını yakma emrini veren heyette olduğu için ayrı gıcığım bu herife. Onun haricinde muharebe sahnelerini iyi yapmışlar. Şafak vakti top ateşi ile Yunan müdafaa tahkimatının tahribi akabinde süvari ve piyade…devamıTurgut Özakman denen hamasetçi dallama senaryoyu yazmış. Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı'sını yakma emrini veren heyette olduğu için ayrı gıcığım bu herife. Onun haricinde muharebe sahnelerini iyi yapmışlar. Şafak vakti top ateşi ile Yunan müdafaa tahkimatının tahribi akabinde süvari ve piyade taarruzu vs. Görseller, dekorlar falan da baya iyi. Epey emek vermişler belliki. Ordudan destek aldıkları bariz. Hoş mesela Son İmparator filminde de Çin ordusundan faydalanmışlardı. Mustafa Kemal'in o zaman korumalığını yapan Topal Osman'ın tipine bile dikkat etmişler. Laz korumalara ayrı dikkat etmeleri hoşuma gitti. Ali Şükrü beyin ölümü tamâmen Topal Osman'a yıkılır filmde aynı şekilde. İnönünün canlandırması güzel ama biraz fazla yaşlı bir aktör seçmişler. Fevzi Çakmak'ı oynayan adam bilahare Yol Ayrımı dizisinde Karabekir'i canlandırdı. Kalıplı, cüsseli bir adam olmak hasebiyle ikisine de uyuyor tip olarak. Dolunay Soysert Latife'yi canlandırmış ama içi boş yazıldığı için hiçbir tesiri yok. "İhtimal bazı kafalar kesilecektir!" meselesi salt Nutuk'ta var sanıyordum ama değilmiş. Rıza Nur'da da "Saltanatın lağvı işini yokuşa sürmek istediler (Mustafa Kemal) gelip bunları ölümle tehdit edince vazgeçtiler" minvalinde bir ifade var. Tabii Cumhuriyet'in ilanına oylamada 250 mebustan 100 tanesinin yokluğunda bir emrivakiyle karar verildiği hakkında zerre bi şey de söylemiyor. İzmir suikastı da fazlasıyla sathi işlenmiş. Derine girse epey tatsız şeyler göstermek zorunda kalacaklarını biliyorlar ondan herhalde. Atatürk'ün 1932'de MacArthur'a 2.Harbin nasıl cereyan edeceğine dair "kehanetleri"ni de söyletmişler. Yok öyle bir şey amk ya. Adam normalde "10 sene içinde bir büyük harp beklemiyorum" diyor bunlar adamı demediği şeyler üzerinden güya Nostradamus gibi göstermeye çalışıyorlar. Hay kafanıza turp sıkayım. Adamı illa yüceltecekseniz -ki gayeniz ancak bu olur zaten- böyle yalan yanlış şeylerle yapmayın bari. Tabii adama gerçekten hürmet ediyorsanız. Hülasa klasik Kemalist naratiften başka bir şey yok.
"Burası sizin memleketinize benzemez. Adetleri, itikatları ayrıdır. Burada yaşayan köylüler senede bir gece, yani dün gece, habis ruhların, cinlerin, hortlakların serbest kaldığına itikat ederler." 50'lerden 70-80'lere Türk sineması ileriye değil bilakis geriye gitmiş. 50'lerin Türkiye'si için gayet güzel bir adaptasyon…devamı"Burası sizin memleketinize benzemez. Adetleri, itikatları ayrıdır. Burada yaşayan köylüler senede bir gece, yani dün gece, habis ruhların, cinlerin, hortlakların serbest kaldığına itikat ederler."
50'lerden 70-80'lere Türk sineması ileriye değil bilakis geriye gitmiş. 50'lerin Türkiye'si için gayet güzel bir adaptasyon yapmışlar. Kullanılan Türkçe de güzel. Hala Osmanlı Türkçesi esintileri var. Kanunievvel, riayet etmek, tenvir etmek gibi.
Halbuki Kanunievvel, Teşrinievvel gibi ay isimleri daha 1945'te değiştirilmişti. Aralık, Ekim vs diye.
Evvela politik bir film bu her şeyiyle. O yüzden filmden ziyade yönetmenine karşı antipati yer yer husumet denecek bir bakışı haiz kimseler var. Bu yorumlarda da belli oluyor. Bu arkadaşların siyasi yönelimini tahmin etmek atla deve değil. Bi yerlerine batmasına…devamıEvvela politik bir film bu her şeyiyle. O yüzden filmden ziyade yönetmenine karşı antipati yer yer husumet denecek bir bakışı haiz kimseler var. Bu yorumlarda da belli oluyor. Bu arkadaşların siyasi yönelimini tahmin etmek atla deve değil. Bi yerlerine batmasına da pek şaşırmadım o bakımdan. Sinan Çetin'e ben de çok bayılan biri değilim. Ama otursam bi yerde bu tiplerden çok daha konuşulası biri olduğunu da düşünüyorum. İktidar yandaşından muhalifine devlet yüceltmesinin hatta tapınısının bu kadar içselleştirilmiş olduğu bir memlekette epey "unorthodox" kalan bi film bu. Memurun arkasından efelenen külhanbeyinin iki höt zötle süt dökmüş kediye döndüğü sahne de sembolik olarak epey şey anlatıyor.
Gümrük memurunun atla geçtiği sahnede nece konuştuklarını anlayamadığım köylülerin konuşmayı kesip hemen "Ankara Ankara güzel Ankara..." nakaratına başlaması, memur gidince de kendi dillerinde konuşmalarına devam etmesini iyi kurgulamış. Salt şu sahne üzerine uzun uzun yazabilirim ama kalsın. Kısaca devletin karşısında ona intibak ettiği izlenimini veren köylü sonunda kendi bildiğini okumaya devam ediyor. Filmin ana temasıyla alâkası yok ama yer yer Kemal Tahir'in Karılar Koğuşu'na benzettiğim yerler var. Ali Sunal'ın karakteri de tam Şener Şen'in Zengin Mutfağı'ndaki Selim'in memur versiyonu.
Rafet El Roman filmdeki en en beğenmediğim şey. Boktan şarkısına gönderme yapsın diye yazdıkları yerlerde kusasım geldi. İnanılmaz cringe sahne ya. Cast yapacak başka adam mı bulamadınız? Allahtan çok repliği yok.
Yanlış yere sınır çizmeleri devletin keyfi uygulamalarına bir ima olarak espri mevzuu edilmiş. Kemal Sunal'ın oynadığı gümrük memurunun devlet tapınısı öyle bir noktaya geliyor ki bi yerde sınırın beri tarafına kaçan bir koyuna bile zabıt tutturuyor. Tabii burada mizansenin en üst noktasına varmış oluyor.
Bazı sahneleri çok gereksiz hatta cringe ama fena bir film değil. Kemal Sunal'ın son filmi olması filme daha değişik bir hava katmış. Filmdeki en iyi şey kesinlikle onun oyunculuğu. Metin Akpınar da Urfalı bir adam imajını duruşuyla, konuşmasıyla bana epey hissettirdi. Son sahnelerde dram yaratmak için zorlamışlar. Kemal Sunal'ın oyunculuğunu döktürdüğü yerlere hiç lafım yok ama şu Rafet mi neyse onun kısımları beni inanılmaz irite etti. Eşkıya ile benzer yerlerden malûl bir iş olmuş. Filmin liberal biri tarafından kurgulandığı bariz. Devlet tapınısının her yere bulaştığı hele bugün epey radikal bir iş. Daha ciddi yazılsa, kör gözüm parmağına yerler atılsa belki sağlam bir iş olabilirmiş.
Kemal Tahir'in romanını epey sadık kalarak adapte etmiş Halit Refiğ. Kemal Tahir'le hayatta iken çok yakınlarmış zaten. Romanı iki defa okuduğum için replikleri neredeyse ezbere biliyordum. Kemal Tahir'in en sağlam metinlerinden olduğu için film de gayet güzel olmuş. Mesela aşağıda…devamıKemal Tahir'in romanını epey sadık kalarak adapte etmiş Halit Refiğ. Kemal Tahir'le hayatta iken çok yakınlarmış zaten. Romanı iki defa okuduğum için replikleri neredeyse ezbere biliyordum. Kemal Tahir'in en sağlam metinlerinden olduğu için film de gayet güzel olmuş.
Mesela aşağıda "Vebali boynuna dedin mi.." kısmını atmış filmde halbuki en vurucu yer orası.
-Öyleyse nafile... Kurt kuzunun ah ettiğini bilmez.
+Gördün mü? Hep hükümeti methedersin. Şimdi bu af vermemek doğru bir iş mi?
-Bir Allah'ın, bir de hükümetin işine akıl ermez oğlum. Ne yaparlarsa yapsınlar. Vebali boyunlarına... lyi yaparlarsa iyisinde otururuz, kötü yaparlarsa kötüsünde...
+Vebali boynuna, dedin mi hazır ol, kötüsünde oturacağız.
-Kötüsünde elbet. Suç hükümette mi? Bak dünya bozulmuş şahım..