Şahane bir giriş ama akabinde Roberta arc’ı var. Seride hiç sevmediğim yegâne karakter. Overrated. Yoksa giriş kısmı gayet hoş. Animede de severim o kısmı. Burada da hemen hemen aynı. En azından Roberta arcı bu chapter bitirilip geçilmiş, daha uzamasını istemezdim.…devamıŞahane bir giriş ama akabinde Roberta arc’ı var. Seride hiç sevmediğim yegâne karakter. Overrated. Yoksa giriş kısmı gayet hoş. Animede de severim o kısmı. Burada da hemen hemen aynı. En azından Roberta arcı bu chapter bitirilip geçilmiş, daha uzamasını istemezdim. Hoş Roberta’s blood trial var daha ileride. Sevimsiz bir arc daha.
Başta ilk kez okunduğunda epey komik geliyor ama dönüp bir daha okuyunca o kadar da iyi gelmedi. Parodinin handikapı da bu olsa gerektir. Pek uzun ömürlü olmuyor, olamıyor. Parodi olup da belli bir kaliteyi daima muhafaza eden Tarantino’nun bazı işleri…devamıBaşta ilk kez okunduğunda epey komik geliyor ama dönüp bir daha okuyunca o kadar da iyi gelmedi. Parodinin handikapı da bu olsa gerektir. Pek uzun ömürlü olmuyor, olamıyor. Parodi olup da belli bir kaliteyi daima muhafaza eden Tarantino’nun bazı işleri vs diyebilirim ama bu manga değil kesinlikle. Diğer chapterlara bir şey yazmaya da lüzum yok o bakımdan. Ben de yazmaya değer bulmadım. Benzer espri tarzı devam edip gidiyor.
Epey kaliteli bir film. Oyuncu kadrosu çok kuvvetli. En basitinden Dolunay Soysert hizmetçi rolünde. Bunu biraz Lea Seydoux'nun Grand Budapest Hotel'deki rolüne benzettim tip olarak. Onun ekran süresi nispeten daha fazlaydı tabii. Yer yer de Remains of the Day'e benzettiğim…devamıEpey kaliteli bir film. Oyuncu kadrosu çok kuvvetli. En basitinden Dolunay Soysert hizmetçi rolünde. Bunu biraz Lea Seydoux'nun Grand Budapest Hotel'deki rolüne benzettim tip olarak. Onun ekran süresi nispeten daha fazlaydı tabii. Yer yer de Remains of the Day'e benzettiğim yerler oldu. O da tabii çok hoşuma gitti ama filmin en büyük sıkıntısı muhteviyatından öte cilası. Yani 99 yapımı bir filmin de restorasyonunu bi yapıverin be kardeşim. 50 yapımı Kurosawa filmlerini bundan daha canlı seyretme imkanımız var. Hatta Einsentein'ın daha 2.Cihan Harbi devam ederken çektiği İvan filmini bile bundan daha kaliteli izledim. Ayıptır.
Ben Türk film dünyasını genel olarak ölü imiş gibi gören biriyim bilhassa bu tarz dönem filmi anlamında. Ama bu film beni bu bakımdan şaşırttı ve tabii memnun oldum buna. Yakın dönem, film yapmak için inanılmaz bir genişlik sunuyor ama bunu adam akıllı yansıtan benim gördüğüm çok iş yok. Allah'tan 32.Gün belgeselleri var. Merhum Birand olmasa sanki Erken Cumhuriyet'ten buraya ışınlanmışız gibi bir intiba oluşuyor. Halbuki Türkiye her on yıl inanılmaz dönüşümler geçirmiş. Ama bu sinemaya hiçbir şekilde kuvvetli şekilde yansıtılmıyor. Mesela Taxi Driver'ı izlediğinde 70'lerin Amerika'sına ve o ortama mesela bizim Yeşilçam sinemasının sunduğu 70'lerin Türkiye'sinden çok daha kolay intibak edebiliyorsun. Yahut The Last Emperor'ı izlediğinde 1910'lardan 60'lara kadar Çin hakkında önünde muazzam bir panorama sunuluyor. Bizde bunun muadili sayılabilecek bir iş yok. Merhum Kemal Tahir romanlarında bunu parça parça da olsa 1890'lardan 1940'lara kadar ekseriya muvaffakiyetle yapardı. Ama gene bunun da sinemada karşılığı yok. Adamcağızın Yorgun Savaşçı'sından uyarlanan diziyi bile 12 Eylül'de yaktılar. Ama bu bir istisna olmuş.
Filmle ilgili hiçbir şey yazmadım adam akıllı hahahah. Script iyi yazılmış gayet, lüzumsuz bir şey pek yok. 40'larda gayrimüslimlerin ahvalini iyi işlemiş. Ulus devlete doğru giderken asıl unsurun haricinde kalanlar her yerde zorluk yaşar ama yani Osmanlı sonrası Balkan devletlerinde bu tarz sorunlar hep yaşandı. En son hatırladığım Bosnalıların uğradığı cefa, 89'da Jirkov'un Bulgaristan'dan bizim Türkleri kovması vs. 2.Cihan Harbi sırasında Türkiye'nin de 42-43'e kadar Almanya'nın kuvvetli olduğu zamanlara kadar kendi "beşinci kol"larına karşı giriştiği işler oldu. Bunlardan biri de filmin mevzubahis ettiği Varlık Vergisi elbette. 1955 6-7 Eylül'ü gibi bu da Türkiye'nin kara lekelerinden biri açıkça. Bunun sinemaya aktarılmasından çekinmenin de bir manası yok. Hiçbir milletin mazisi pirüpak olmaz zaten sonuçta. Vergiyi ödeyemeyenlerin Aşkale'ye sürgüne yollanması falan tam bir rezillik.
Zafer Alagöz karaborsacı "Hacı ağa" tiplemesine baya uymuş. Herif böyle dalavereci, şerefsiz tipleri iyi kıvırıyor. Güven Kıraç'ı da Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü'den severim. Pervane rolüne cuk oturan bir oyuncuydu. Hülya Avşar da tahmin ettiğim kadar kötü görünmedi gözüme. Derya Alabora, Sühan Olcay da acayip güzel hatunlarmış ya. Hoş 360p'de çok bir şey fark edilmiyor ama.
"Siz dönmesiniz kardeşim. O yüzden de gayrimüslimlere tatbik edilen vergi tahakkuk etmiş" lafını duyunca adamın suratı..
Filmin müziği de çok iyi ayrıca. Ama gene gidip Propaganda'da hiç alakasız Rafet el Orman'a bağlamaları gibi bunda da Yavuz Bingöl'e bağlamışlar. Sarı gelin türküsü üzerinden falan. Ya ne gereği var böyle uyduruk işlere Allah aşkına? Ulan 5 yıldız verecektim bunun için vazgeçtim. Böyle sırf o gün için meşhur olan şeylere gönderme yaparsan filmin kalıcılığını azaltırsın olsa olsa.
90’larda bile hala 27 Mayıs savunuyor şaka gibi. Et Balık Kurumu’nda gençlerin kıyma yapılmasına inanmalarını “Menderes hükümetine duyulan kine” bağlıyor. Biz salağız böyle bir atmasyona inanacak kadar demiyor da!.. Darbe bile değilmiş.. Nazik ihtilalmiş.. Hadi ordan! 12 Mart, 12 Eylül…devamı90’larda bile hala 27 Mayıs savunuyor şaka gibi. Et Balık Kurumu’nda gençlerin kıyma yapılmasına inanmalarını “Menderes hükümetine duyulan kine” bağlıyor. Biz salağız böyle bir atmasyona inanacak kadar demiyor da!.. Darbe bile değilmiş.. Nazik ihtilalmiş.. Hadi ordan! 12 Mart, 12 Eylül faşist darbelermiş ama 27 Mayıs çok muhteşemmiş. Riyakârlığa bak ya... Midemi bulandırdı. Siyasi kısımlar bilhassa zırva. Bir bok bildiği yok. Siyaseti dine alet etmek 1950 ile başlamışmış.. CHP’nin son başvekili Şemseddin Günaltay’dı be aptal! Her halta random girip daldan dala atlıyor konularda. Hulâsa okuduğum en boktan otobiyografimsi.