+Neden konuşmayı bu kadar çok seviyorsun Deniz? -Biliyor musun çok düşündüm bunun üzerine. +Sonuç ne peki? -Muhtemelen küçüklükten beri, konuşmam gereken zamanlarda susturulmamdan kaynaklı. +Nasıl yani? Bu çok kapalı, ucu açık bir cümle. Anlatmak ister misin? -İsterim Aras isterim ama…devamı+Neden konuşmayı bu kadar çok seviyorsun Deniz?
-Biliyor musun çok düşündüm bunun üzerine.
+Sonuç ne peki?
-Muhtemelen küçüklükten beri, konuşmam gereken zamanlarda susturulmamdan kaynaklı.
+Nasıl yani? Bu çok kapalı, ucu açık bir cümle. Anlatmak ister misin?
-İsterim Aras isterim ama bil ki anlattığım kadar kolay yaşamadım. O yüzden anlamaya çalış beni olur mu? En çok ihtiyaç duyduğum şey anlaşılmak çünkü.
+Tamamdır güzelim, sendeyim.
-Bilirsin; çocuklar keşfederek, konuşarak, soru sorarak öğrenir. Ben de öyle öğrenmişimdir illaki. Fakat bana dokunan bir kelime var aslında, üzerine derinlemesine düşününce acıtan...
-
+Deniz? Kafandaki o bulutu benimle de paylaşmak ister misin?
-Çok bir oyunu yok aslında, "Sus Deniz." cümlesindeki sus kelimesinin birkaç farklı tonu var kafamda. Küçükken söylemek istediklerimin ağzıma tıkılmasındandır belki, belki 5 yaşındaki Deniz'in o an çok önemsediği resme "hıı güzelmiş" ya da "tamam yeter gösterdiğin" demişlerdir. Bilmiyorum. Hatırlamıyorum o kadar. Bunu ne kadar istesem de tam olarak anlatamam sana. O ses tonları kafamın içinde duruyor, onları her an hatırlamıyorum tabii ki. Sadece benzeri olaylar olduğunda hatırlatıyorlar.
"Sus Deniz." adlı sandığım bir anda ortaya çıkıyor. İçindekiler tüm odaya dağılıyor. Biliyor musun bazen sadece susup saatlerce düşünüyorum. Düşünceleri savmak zor ama kolay da. Yerine göre düşünceye göre değişir. Neyse çok konuştum yine, kusura bakma.
+Anlıyorum Deniz'im, ne kadar tam olarak anlayamayacak olsam da anlıyorum. Çok konuş aşkım, bıcır bıcır ol hep. O küçük Deniz gibi. Ben buradayım, seni dinliyorum. Farkındayım; söylediklerinin şahsınla ilgili olabileceğinin de sadece kafandaki sisli bulutlardan ibaret olabileceğinin de.
-Sadece anlaşılmaya ihtiyacım olması sence de çok mu fazla Aras?
+Hayır bir tanem, herkes anlaşılmak ister. Senin kafan farklı işliyor diye seni yargılayamam. Tek yapabileceğim şey seni daha iyi tanımaya çalışmak. Hassasiyetlerini, her zerreni her özelliğini tanımak istiyorum.
-Biliyor musun, iyi ki varsın.
+Biliyorum aşkım, sen de iyi ki varsın.
Sevgilim (sevgilim) "İyiyim" dedin, hep yordun kendini, kim bilir... (kim bilir) Seni nasıl üzdüler, hiç bahsetmedi, gözlerin (gözlerin) Çok ağlamış, çaktırmıyo' belli, servetim (servetim) Canımı yolda buldum, sana verdim, dert değil (dert değil) Bilmediğin şeyler var, inan hiç dert değil.…devamıSevgilim (sevgilim)
"İyiyim" dedin, hep yordun kendini, kim bilir... (kim bilir)
Seni nasıl üzdüler, hiç bahsetmedi, gözlerin (gözlerin)
Çok ağlamış, çaktırmıyo' belli, servetim (servetim)
Canımı yolda buldum, sana verdim, dert değil (dert değil)
Bilmediğin şeyler var, inan hiç dert değil. (dert değil)
Ama gözünün önündeydim, beni gör diye bekledim (bekledim)
~İkiye On Kala
Seni nasıl üzdüler bahsetmedi gözlerin ama bahsetti sözlerin, senin için üzdüm dün hepsini pişman değilim.
~Seni Ben Geçe
bir gün de olsa o gün uyu, yarın uyuma. bir gün de olsa kafan rahatken uyu, aklında bir şey kalmasın. bir gün de olsa sağa sola dönmeden uyu; düşünmeden, takmadan. sadece kolayca, direkt uykuya dal olur mu sevo?
emin olmamak birlikte, rafta emoji içeren gönderi paylaşırsanız akışa düşmüyor glb nedenini bilen varsa aydınlatabilir edit: emojili gönderiler akışa düşmüyor diye bir şey yokmuş, raf beni eski kullanıcı olduğum için üvey evlat bellemiş pdjepxmspxmd (yani uygulama hatası)
Neden anlaşılmak ister insan? Çünkü görülmek, anlaşılmak çok anlamlıdır çoğu için. Öyle herkes herkesi anlayamaz da. Kimileri vardır, duygusal zekası fazla gelişmiştir ve empati duymadan yaklaşmamaya çalışır kimseye. Farklı düşüncelere açıktır; onları benimsemese bile dinler, anlamaya çalışır. En kötü ihtimalle…devamıNeden anlaşılmak ister insan? Çünkü görülmek, anlaşılmak çok anlamlıdır çoğu için. Öyle herkes herkesi anlayamaz da.
Kimileri vardır, duygusal zekası fazla gelişmiştir ve empati duymadan yaklaşmamaya çalışır kimseye. Farklı düşüncelere açıktır; onları benimsemese bile dinler, anlamaya çalışır. En kötü ihtimalle sadece dinler ve saygı duyar. Şifacı kişiliğe sahip bu kişiler en çok anlayanlardır genellikle. Bu kadar anlayışlı olmaları insanların onu sevmesini sağlar; herkes tarafından renkli, canlı bir kişiliğe sahip olduğu düşünülür. Aslında zaten öyledir ama her zaman değil, bazen dışarıya iyi gözükür fakat içinde fırtınalar kopar bu şifacıların.
Sadece en yakınları bilir ki "şifacı"ların çoğu dışarıya kolaylıkla yardım edebilir, çoğu zaman kendisine yardım etmeyi ihmal eder. Kendisinden çok değer verdiği insanları düşünür, bazen kendinden verir ama sevdiklerini mutlu etmek onu mutlu eder. Buna değer yani. Fakat kendini 2. plana atmaması gerekli, kendini düşünmesi gerekli, herkesi düşünüp kendini önemsememesi çok yanlış bir davranış. Bazı şifacılar bunun farkındadır ve bu özelliğini düzeltmeye çalışır fakat bazıları bunu fark etmez bile. Çevrenizde bunun farkında olmayıp kendini tüketen şifacılar varsa, onlara bunu hatırlatın olur mu? Hiç olmazsa onlara anlaşıldıklarını hissettirin. "Bu kadar anlayışlı olup da anlaşılmamak berbat bir his." çünkü.
Bazen o da yorulur, molaya ihtiyacı olur ya da iksiri bitmiştir. Artık değer verdiklerine yardım edemiyordur çünkü kendini iyileştirmesi gerekiyordur. Bunu yapmak istediğinde bazıları, o sanki görevinden cayıyormuşcasına onu eleştirme hakkı bulurlar kendilerinde. Anlamadan, dinlemeden, empati kurmaya çalışmadan sadece onun kendilerine verdiği desteği kestiği için onu suçlarlar. Çünkü "her zaman yapılan iyilik" "vazife" gibi algılanır.
Buraya kadar yazdıklarımda toplumdaki şifacılardan bahsettim, herhangi bir gönderme bulunmamaktadır. Sadece düşüncelerimi ve şu yaşıma kadar öğrendiklerimi yazıya dökmek istedim.