Diziyi izleyeli neredeyse bir ay oldu. Unutmadan yazayım dedim. 😅 İlk bölümü izledikten sonra ikinci bölüme başlayınca “Acaba ben yanlışlıkla başka bir dizi ya da başka bir film mi açtım?” diyorsunuz. Ama yok yok, dizinin olayı zaten bu şekilde ilerliyor.…devamıDiziyi izleyeli neredeyse bir ay oldu. Unutmadan yazayım dedim. 😅
İlk bölümü izledikten sonra ikinci bölüme başlayınca “Acaba ben yanlışlıkla başka bir dizi ya da başka bir film mi açtım?” diyorsunuz. Ama yok yok, dizinin olayı zaten bu şekilde ilerliyor. Her bölüm başka bir karakterin hayatını, geçmişini ve o sürece nasıl dahil olduğunu anlatıyor. 👌🏼
Benim en sevdiğim şeylerden biri de bu zaten. Hikâyeyi tek bir yerden değil, her karakterin bakış açısından izliyoruz. Onun gözünden görüyoruz, onun yaşadıklarını anlıyoruz. Bu da diziye ayrı bir gizem, ayrı bir tat katıyor. 🧩
Bu arada ben bu diziyi çok değer verdiğim bir insan evladıyla izledim. Normalde birlikte izliyorduk ama araya birkaç gün girince kaçıncı bölümde kaldığımızı unutup 7. bölümden devam ettim. Meğer biz 6. bölümde kalmışız. 🤦🏻♂️😅
Neyse işte ufak bir yanlış anlaşılmadan sonra çok değer verdiğim insan evladı 7. bölümü izlerken, ben 7. bölümü izledikten sonra dönüp 6. bölümü izledim. Başıma böyle de bir olay gelmedi demem artık. 😂
Hele 7. bölümü izlerken bir zaman atlaması oldu sandım. “Herhalde ben bir şey kaçırdım.” diye izliyorum. Halbuki bir bölüm atlayarak zaman atlamasını bizzat ben kendim yapmışım hahahah. 😂🤦🏻♂️
Onun dışında dizimiz her bölüm gizem ve gerilim içermektedir. 😅👌🏼 Gayet keyifli, entrika dolu, gizemli ve izleyiciyi merakta bırakan bir yapım olmuş.
Her bölümde ayrı ayrı “Yuh ama bu kadar da olmaz.” diyorsunuz. 😶🌫️
Lafı çok fazla uzatmadan sizleri diziyle baş başa bırakıyorum.
İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼🎬
Ya var ya, beklentimi çok yukarıda tuttuğum için maalesef “çok çok beğendim” diyemeyeceğim. 😅 Ama genel olarak baktığımızda Giray ağabeyi gerçekten tebrik etmek lazım. Adam tek başına yapımı sırtlamış. 👏🏼 Onun dışında en beğendiğim sahne açık ara Atatürk sahnesiydi. 🇹🇷…devamıYa var ya, beklentimi çok yukarıda tuttuğum için maalesef “çok çok beğendim” diyemeyeceğim. 😅 Ama genel olarak baktığımızda Giray ağabeyi gerçekten tebrik etmek lazım. Adam tek başına yapımı sırtlamış. 👏🏼
Onun dışında en beğendiğim sahne açık ara Atatürk sahnesiydi. 🇹🇷
Başka da maalesef aklımda kalan çok güçlü bir sahne olmadı.
Kadın oyuncular tarafı bana çok geçmedi açıkçası. Olmamış yani. Giray ağabey ve Kerem ağabey dışında da çok öne çıkan bir oyunculuk göremedim. 🎭
Yer yer kahkaha attığım sahneler oldu ama onların sebebi de zaten o ikiliydi. 😂 Onun dışında “çok iyi bir iş olmuş” diyebileceğim bir yapım olmadı maalesef.
Yine de herkesin eline, emeğine ve yüreğine sağlık. 🙏🏼
İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🪩🎬
Moral tüm hastalıkların ilacı… 🎬🙏🏼 Oğuzhan kendini bir şekilde izletiyor. Yol Arkadaşım filminde de kendini izletmeyi başarmıştı. Oğuzhan Bey, siz müzik yapmayın; siz filmlerde oynayın. 😅👏🏼 Neyse, bir şey fark ettim onu anlatacağım. Bir yapımın kendini izletmesi için o yapımın…devamıMoral tüm hastalıkların ilacı… 🎬🙏🏼
Oğuzhan kendini bir şekilde izletiyor. Yol Arkadaşım filminde de kendini izletmeyi başarmıştı. Oğuzhan Bey, siz müzik yapmayın; siz filmlerde oynayın. 😅👏🏼
Neyse, bir şey fark ettim onu anlatacağım.
Bir yapımın kendini izletmesi için o yapımın bizimle bir ilişkisinin olması gerektiğini düşünüyorum. Yani bir dizi ya da film bize hem bir şey katacak hem de bizim ilgi alanımıza bir yerden temas edecek.
Nasıl anlatayım bilmiyorum ama toparlayacak olursam; bir yapım sadece iyi çekildiği için ya da konusu ilginç olduğu için bizi içine almıyor. O hikâyenin bir yerden bize dokunması gerekiyor. Bazen yaşadığımız bir şeye benziyor, bazen olmak istediğimiz bir hayatı gösteriyor, bazen de hiç bilmediğimiz bir dünyanın kapısını açıyor.
Ama illa ki izleyiciyle arasında bir bağ kurması lazım. Bu bağ kurulmadığı zaman da ne kadar emek verilmiş olursa olsun, izlerken dışarıda kalıyorsunuz ve o yapım size geçmiyor.
Peki bu film bana nasıl geçti?
Bundan 7 ay önce kansere yakalanan yengemi kaybettik. Kendisi orta yaşlıydı ama maalesef son evrede yakalandı ve 1 senenin sonunda vefat etti.
Bundan 1 sene önce arkadaşıma kanser teşhisi konuldu. Bir sene ilaçlar, tedaviler derken “kurtuldu, atlattı” diye düşünürken hastalık akciğerine yayılıyor. Neyse ki durumu erken fark eden doktor hemen radyoterapi, sonrasında da kortizon tedavisine başlıyor. Şu an iyiye gidiyor ve inşallah çok daha iyi olacak. 🙏🏼
Bundan yaklaşık 2 sene önce de babaanneme akciğer yetmezliği teşhisi konuldu. İki senedir oksijen makinesine bağlı olarak yaşıyor. Başlarda makineyi ara ara kapatabiliyordu ama son bulgularda maalesef ciğerleri %70 seviyesinde bittiği için artık makineyi kapatmadan yaşamaya devam ediyor.
İşte bu yüzden film çok iyi olmasa da beni bir yerden yakaladı.
Normal şartlarda açıp izleyeceğim bir yapım değildi belki ama yaşadığım süreç beni filme kilitledi. Çünkü bazen film size sinema olarak değil, hayatınızdan bir yerden dokunduğu için geçiyor. 🥲
Filme gelecek olursak…
İbrahim Selim Bey, lütfen siz program yapmayın. Siz filmlerde de oynayın. Gayet iyi oynuyorsunuz. İzlerken gerçekten çok eğlendim. 😅👏🏼
Oyunculuklar fena değildi, gayet güzeldi. Evet, film klişe bir filmdi. Hem de az çok değil, bayağı bayağı tahmin edebileceğiniz türden bir film. Arda sahnesini saymazsak “Ohaa!” dedirtecek bir ters köşe ya da büyük bir sürpriz yok.
Biraz Çok Güzel Hareketler Bunlar skecinin uzun bir bölümünü izliyorsunuz gibi düşünebilirsiniz. 😅 Ama dediğim gibi bu herkese hitap edecek bir film değil. Filmle aranızda bir uyum yakalamanız gerekiyor.
Filmin müzikleri de iyiydi mesela. Ahmet Faik Dökmeci’nin Rüya şarkısını ilk defa bu filmde dinledim ve gayet de beğendim. Her zaman söylüyorum; filmi izleten şeylerden biri de filmin müzikleri. 👌🏼🎶
Özetle bizim her şeyden ders çıkarmamız gerekiyor.
Bazen hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Çok fazla kalp kırıyoruz. Çok fazla erteliyoruz. Çok fazla sitem ediyoruz. Ama bazen sadece sağlıklı olduğumuz için bile defalarca teşekkür etmemiz, şükretmemiz gerekiyor. 🙏🏼
Eee o zaman bir klişe de benden:
“Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hâlâ uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölmüş olabilir.”
İzleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼
Cennete Hoş Geldiniz 🌴🥤 Orijinal adıyla: Welcome to Eden / Bienvenidos a Edén Netflix yazısını görünce artık aklınıza eşcinsellik teması direkt gelsin. 😅 Çünkü Netflix bu konular olmadan maalesef ilerleyemiyor gibi geliyor bana. Dizide de bu taraf bol bol var,…devamıCennete Hoş Geldiniz 🌴🥤
Orijinal adıyla: Welcome to Eden / Bienvenidos a Edén
Netflix yazısını görünce artık aklınıza eşcinsellik teması direkt gelsin. 😅 Çünkü Netflix bu konular olmadan maalesef ilerleyemiyor gibi geliyor bana. Dizide de bu taraf bol bol var, şimdiden bilginiz olsun. 🤷🏻♂️
1. Sezon 🎬
Dizimize gelecek olursak; yeni bir dünya, yeni bir gezegen, yeni bir hayat vadeden bir grup tarafından tatile getirilen ama aslında tatil değil, bambaşka bir düzene mahkûm bırakılan insanların hikâyesini izliyoruz. 🌴😶🌫️
Dizide partiye gelen herkesin hayatı zaten boktan, kötü ve mutsuz. Kimisi influencer ama kameralara oynayan, gerçekten mutlu olmayan bir tip. Birisi ailesiyle yaşamayan ve ailesinin yanlışlarının yükünü çeken biri. Diğeri ailesinin ona dayattığı hayatı yaşamak zorunda kalan biri. Vs vs derken bu insanlar “biraz kafam dağılsın, bir şeylerden uzaklaşayım” diyerek bu içecek tanıtımı/tatil organizasyonuna katılıyor. 🥤📱
Ama tabii işler hiç de göründüğü gibi ilerlemiyor. Hikâye oldukça hızlı akıyor. Bir noktadan sonra kimin kim olduğunu, kimin düşman kimin yardımsever olduğunu anlamıyorsunuz. Herkes biraz şüpheli, herkes biraz gizemli. 😅
Azıcık, çok azıcık Squid Game havası da var diyebilirim. Tabii birebir aynı değil ama “seçilmiş insanlar, kapalı bir düzen, kaçmaya çalışanlar, içeride dönen başka işler” derken yer yer o tadı alıyorsunuz. 🦑
Ben de ikinci sezonu izleyip yorumumu tek seferde bırakayım dedim.
2. Sezon 🎬
Yani ne diyeyim, gerçekten diyecek çok bir şey bulamıyorum. Dizi resmen üçüncü sezon gelecekmiş gibi yapılmış ama sürpriz bir yerde bitiyor ve maalesef üçüncü sezon da gelmeyecekmiş. 🥲
Kimsenin heteroseksüel olmadığı bu dizimizde, ikinci sezonun başlamasıyla beraber bol bol sevişme izliyoruz. Ama dediğim gibi, dizide heteroseksüel karakter bulmak biraz zor; herkesin ilişkisi ayrı bir karmaşa, herkesin yönü ayrı tarafa bakıyor. Netflix yine bu tarafı bayağı öne çıkarmış diyebilirim. 😅 🤦🏻♂️🤦🏻♂️
Onun dışında bazı şeyleri uzattıkça uzatmışlar. Bazı sahnelerde “Tamam anladık, hadi artık konu ilerlesin.” diyorsunuz. Ama yine de çok kötüydü diyemem. Fena değil, gayet de izlenebilir bir dizi. Sadece keşke ya üçüncü sezonu olsaydı ya da ikinci sezon finalini gerçekten final gibi bağlasalardı. Böyle saçma sapan şekilde havada kalması biraz can sıkıcı olmuş. 😐
Dizimizin aslında bir mantığı var. Amacı var, gelişmesi var, karışması var, gizemi var ama maalesef sonucu yok. O yüzden çok fazla yorum yapmadan diziyi sizlerle baş başa bırakıyorum. 🌴
Biraz “besle kargayı oysun gözünü” tarzında bu diziye düşük puan vermişler gibi geldi bana. İnsanlarımız popüler yapımları daha çok seviyor. Böyle farklı dizilere de yazık oluyor. 🤷🏻♂️
Konu olarak belki çok mantıklı olmayabilir ama biraz üzerinde çalışılsa gayet iyi bir yere evrilebilirdi. Potansiyeli olan ama tam kullanılamamış bir yapım olmuş diyebilirim. 🥲
Neyse, şimdiden izleyecek olan herkese iyi seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼
Hayatımda izlediğim en başarılı uyarlama Türk yapımı olabilir. Gerçekten bunu rahatlıkla söyleyebilirim. 👌🏼 İlk 20 dakikasında “Sanırım dram değil, komedi izliyorum.” diyorsunuz. 😅 Ama sonrasında hikâye öyle bir yere evriliyor ki izlerken tüyleriniz diken diken oluyor, gözleriniz boncuk boncuk ekrana…devamıHayatımda izlediğim en başarılı uyarlama Türk yapımı olabilir. Gerçekten bunu rahatlıkla söyleyebilirim. 👌🏼
İlk 20 dakikasında “Sanırım dram değil, komedi izliyorum.” diyorsunuz. 😅 Ama sonrasında hikâye öyle bir yere evriliyor ki izlerken tüyleriniz diken diken oluyor, gözleriniz boncuk boncuk ekrana kilitleniyor. 🥺
Yapım hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. Hatta empati dahi yapmak istemiyorum. Çünkü gerçekten izlerken gerim gerim gerileceğiniz, bazı sahnelerde kafayı yiyeceğiniz bir iş olmuş. 😶🌫️
Oyunculuklar harika. 🎭 Müzikler yer yer “Ne alaka şimdi?” dedirtse de genel anlamda on numara. Benim gayet beğendiğim, etkisi ağır bir yapım oldu. 👏🏼
Herkesin eline, emeğine ve yüreğine sağlık.
Allah kimseye böyle şeyler yaşatmasın. Âmin. 🙏🏼
Yeni travma: Cam Sehpa… 🥀
Güne üzücü bir haberle başlıyoruz… 😅 Sanırım artık duygularımı yitirmeye başladım. Çünkü filme dair hiçbir şey hissedemedim. 🥲 Gerçi Özcan Alper Bey’in filmlerini izlemekten çok keyif aldığım da söylenemez. Mesela Aşıklar Bayramı filmi de bende pek bir anlam ifade etmemişti.…devamıGüne üzücü bir haberle başlıyoruz… 😅
Sanırım artık duygularımı yitirmeye başladım. Çünkü filme dair hiçbir şey hissedemedim. 🥲
Gerçi Özcan Alper Bey’in filmlerini izlemekten çok keyif aldığım da söylenemez. Mesela Aşıklar Bayramı filmi de bende pek bir anlam ifade etmemişti. Benim için hâlâ en beğendiğim filmi Sonbahar. 🍂 Onun dışında beni gerçekten etkileyen başka bir filmi olmadı.
Artık bilemiyorum… Ya ben bu filmleri anlayamıyorum ya da gerçekten duygularımı yitirdim. İnşallah duygularımı yitirmişimdir. 😂🤷🏻♂️
Filme gelecek olursak… 🎥
Ülkemizde yasal olmayan taşıyıcı annelik konusunu ele almışlar. Konu aslında ilgi çekici ama o kadar yavaş işlenmiş ki… Gerçekten bazı sahneler var, 6-7 dakika boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor. 🐢
Hani bu ağır tempoyu Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan filmlerinde sık sık görüyoruz ama burada biraz fazla geldi bana. 😅
Sonrasındaaa… Müzik desen yok. 🎼❌
Yanlış hatırlamıyorsam sadece final sahnesinde bir müzik çaldı, onun dışında koskoca film neredeyse sessiz geçti. Kusura bakmayın ama ben müziğin olduğu filmleri seviyorum. Müziksiz film mi olurmuş? 😂
Gelelim beğendiğim birkaç şeye… 👇🏼
🚗 Arabanın içinde idealist gençlerden bahsedilen sahne gerçekten güzeldi.
🖼️ Bir de Casper David Friedrich’in “Monk by the Sea” (Deniz Kenarında Keşiş) tablosunun kullanıldığı sahneyi çok beğendim. Gerçekten hoş bir dokunuş olmuş. 👌🏼
Onun dışında bana göre kayda değer çok fazla bir şey yok maalesef. 🥲
Yine de izleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼🎬
Oasis 🌊☀️ Evett… Öncelikle Ana Garcés hanımefendinin oyunculuğu ve güzelliği… 👌🏼👌🏼 Gerçekten ayrı bir parantez açmak lazım. Ekranda duruşu, enerjisi, oyunculuğu bayağı iyi. ✨ Onun dışında dizi güzel başlıyor. İlk bölümlerde “tamam, burada güzel bir hikâye çıkacak” diyorsun ama sonradan…devamıOasis 🌊☀️
Evett… Öncelikle Ana Garcés hanımefendinin oyunculuğu ve güzelliği… 👌🏼👌🏼
Gerçekten ayrı bir parantez açmak lazım. Ekranda duruşu, enerjisi, oyunculuğu bayağı iyi. ✨
Onun dışında dizi güzel başlıyor. İlk bölümlerde “tamam, burada güzel bir hikâye çıkacak” diyorsun ama sonradan sonraya iş biraz yaz dizisine dönüyor. 😅
Ortada kaçırılan bir kız var. Neden kaçırıldığına dair bir şeyler anlatılıyor evet ama bana kalırsa çok tatmin edici değil. İşin içinde başka şeyler dönüyor gibi ama o taraf da tam güzel işlenmemiş. Yani konu aslında iyiymiş, hatta düzgün işlense 2. sezonu bile gelebilirmiş ama maalesef güzelim fikri biraz harcamışlar. 🥲
Heee izlenir mi?
Evet evet, izlenir. Müzikleri olsun, yaz havası olsun, atmosferi olsun fena değil. 🌴🎶 Ama onun dışında “ooov harika dizi” diyebileceğim bir yapım da değil açıkçası.
Oyunculuklarını çok beğendiğim Dani ve Helena var. Özellikle Helena’ya kucak dolusu sevgiler hahahah 🫶🏼 Kadının hem oyunculuğu çok iyi hem de ayrı bir aurası var. 👌🏼✨
Bana biraz şöyle hissettirdi: Diziyi biri yazmış, sonra yarıda bırakıp gitmiş. Sonra başka biri gelmiş, “amaan yaz dizisi olsun” demiş ve öyle devam ettirmiş gibi. 😂
Ama hakkını da yemeyeyim, fena değil ya. İzlenir. Çok büyük beklentiye girmeden açıp yaz havası almak isteyenlere gider. ☀️🌊
İzleyeceklere şimdiden keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼
“Tele” nedir? Tele, Yunanca kökenli bir ön ektir ve “uzak, uzaktan, mesafeli” anlamına gelir. Bu yüzden bazı kelimelerde “uzaktan gerçekleşen şey” anlamı verir: Televizyon “Tele” = uzak “Vision” = görme Yani uzaktan görme anlamına gelir. Bir yerde gerçekleşen görüntüyü başka…devamı“Tele” nedir?
Tele, Yunanca kökenli bir ön ektir ve “uzak, uzaktan, mesafeli” anlamına gelir.
Bu yüzden bazı kelimelerde “uzaktan gerçekleşen şey” anlamı verir:
Televizyon
“Tele” = uzak
“Vision” = görme
Yani uzaktan görme anlamına gelir. Bir yerde gerçekleşen görüntüyü başka bir yerden izlememizi sağlar.
Telefon
“Tele” = uzak
“Phone” = ses
Yani uzaktan ses anlamına gelir. Uzakta olan biriyle ses yoluyla iletişim kurmamızı sağlar.
Telepati
“Tele” = uzak
“Pathos / patheia” = his, duygu, algı
Yani uzaktan hissetme / zihinsel iletişim gibi düşünülebilir. Bir kişinin düşünce, duygu ya da niyetinin herhangi bir fiziksel iletişim olmadan başka biri tarafından algılanması anlamında kullanılır. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir iletişim yöntemi değildir ama edebiyatta, sinemada ve fantastik anlatılarda güçlü bir tema olarak çok sık kullanılır.
📽️
Bir annenin en zor kararı…
Hande Erçel’in oyunculuğunu oldum olası çok sevdiğimi söyleyemem. Hatta çoğu yapımını da özellikle açıp izleyen biri değilim. Ama bu filmde, bilmiyorum… Bence olmuş. 👏🏼 Bu kez karakterin duygusunu daha iyi taşımış ve hikâyenin içinde daha inandırıcı durmuş.
Metin Bey’e zaten ayrı bir parantez açmak lazım. Her zamanki gibi standart üstü bir performans sergiliyor. Adam gerçekten her rolün altından kalkabiliyor. 👌🏼
Filmin konusuna gelecek olursak; bence oldukça mantıklı, yaratıcı ve Türkiye’de çok fazla örneğini görmediğimiz türden bir hikâye seçilmiş. Hatta böyle konuların daha fazla işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü farklı fikirler, farklı duygular ve biraz da cesaret sinemaya her zaman iyi geliyor. 🎬
Ama işte… Konu güzel, akış zayıf.
Oyunculuklar iyi, ama yer yer yavan kalıyor.
Fikir güçlü, fakat teknik taraf maalesef aynı gücü taşıyamıyor.
Sanki güzel bir şey yapmak istemişler ama bazı noktalarda eksik kalmışlar. Hikâye biraz daha derin işlenebilirdi. Duygular daha güçlü verilebilirdi. Bazı sahneler daha etkileyici kurulabilirdi. Özellikle efekt tarafı oldukça zayıf kalmış. Kar yağıyor mesela ama o kar bile yapay duruyor. Görsel atmosfer, kamera dili ve genel teknik işçilik açısından daha iyi bir sonuç beklerdim. ❄️🎥
“Sinematik” demek burada fazla iddialı mı olur bilemedim ama filmin bazı yerlerinde o sinema hissi tam olarak geçmiyor. Daha çok iyi bir fikir var ama o fikrin hakkı tam anlamıyla verilememiş gibi duruyor.
Yine de bütün eksiklerine rağmen genel olarak baktığımda izlenebilir ve tavsiye edilebilir bir film olduğunu düşünüyorum. Özellikle farklı konu arayan, duygusal tarafı olan hikâyeleri seven izleyiciler için şans verilebilir. 🙏🏼
İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🍿✨
Birkaç mantık hatası olsa da, filmin ilk yarım saati biraz ağır ilerliyor. Fakat sabrederseniz, yarım saatten sonra hikâye sizi yavaş yavaş içine çekip bambaşka bir noktaya götürüyor. 👀 Gerilimi hissetmek, atmosferin içinde kaybolmak ve güzel bir ters köşe yaşamak istiyorsanız…devamıBirkaç mantık hatası olsa da, filmin ilk yarım saati biraz ağır ilerliyor. Fakat sabrederseniz, yarım saatten sonra hikâye sizi yavaş yavaş içine çekip bambaşka bir noktaya götürüyor. 👀
Gerilimi hissetmek, atmosferin içinde kaybolmak ve güzel bir ters köşe yaşamak istiyorsanız bu filme kesinlikle şans verin derim. Özellikle “ne olacak şimdi?” hissini seviyorsanız, tam size göre. 🔥
Bu film size bir lütuf… 😉
O yüzden lafı fazla uzatmadan, filmi daha fazla bekletmeden açıp izleyin değerli okuyucularım. 🙏🏼🍿✨