Moral tüm hastalıkların ilacı… 🎬🙏🏼 Oğuzhan kendini bir şekilde izletiyor. Yol Arkadaşım filminde de kendini izletmeyi başarmıştı. Oğuzhan Bey, siz müzik yapmayın; siz filmlerde oynayın. 😅👏🏼 Neyse, bir şey fark ettim onu anlatacağım. Bir yapımın kendini izletmesi için o yapımın…devamıMoral tüm hastalıkların ilacı… 🎬🙏🏼
Oğuzhan kendini bir şekilde izletiyor. Yol Arkadaşım filminde de kendini izletmeyi başarmıştı. Oğuzhan Bey, siz müzik yapmayın; siz filmlerde oynayın. 😅👏🏼
Neyse, bir şey fark ettim onu anlatacağım.
Bir yapımın kendini izletmesi için o yapımın bizimle bir ilişkisinin olması gerektiğini düşünüyorum. Yani bir dizi ya da film bize hem bir şey katacak hem de bizim ilgi alanımıza bir yerden temas edecek.
Nasıl anlatayım bilmiyorum ama toparlayacak olursam; bir yapım sadece iyi çekildiği için ya da konusu ilginç olduğu için bizi içine almıyor. O hikâyenin bir yerden bize dokunması gerekiyor. Bazen yaşadığımız bir şeye benziyor, bazen olmak istediğimiz bir hayatı gösteriyor, bazen de hiç bilmediğimiz bir dünyanın kapısını açıyor.
Ama illa ki izleyiciyle arasında bir bağ kurması lazım. Bu bağ kurulmadığı zaman da ne kadar emek verilmiş olursa olsun, izlerken dışarıda kalıyorsunuz ve o yapım size geçmiyor.
Peki bu film bana nasıl geçti?
Bundan 7 ay önce kansere yakalanan yengemi kaybettik. Kendisi orta yaşlıydı ama maalesef son evrede yakalandı ve 1 senenin sonunda vefat etti.
Bundan 1 sene önce arkadaşıma kanser teşhisi konuldu. Bir sene ilaçlar, tedaviler derken “kurtuldu, atlattı” diye düşünürken hastalık akciğerine yayılıyor. Neyse ki durumu erken fark eden doktor hemen radyoterapi, sonrasında da kortizon tedavisine başlıyor. Şu an iyiye gidiyor ve inşallah çok daha iyi olacak. 🙏🏼
Bundan yaklaşık 2 sene önce de babaanneme akciğer yetmezliği teşhisi konuldu. İki senedir oksijen makinesine bağlı olarak yaşıyor. Başlarda makineyi ara ara kapatabiliyordu ama son bulgularda maalesef ciğerleri %70 seviyesinde bittiği için artık makineyi kapatmadan yaşamaya devam ediyor.
İşte bu yüzden film çok iyi olmasa da beni bir yerden yakaladı.
Normal şartlarda açıp izleyeceğim bir yapım değildi belki ama yaşadığım süreç beni filme kilitledi. Çünkü bazen film size sinema olarak değil, hayatınızdan bir yerden dokunduğu için geçiyor. 🥲
Filme gelecek olursak…
İbrahim Selim Bey, lütfen siz program yapmayın. Siz filmlerde de oynayın. Gayet iyi oynuyorsunuz. İzlerken gerçekten çok eğlendim. 😅👏🏼
Oyunculuklar fena değildi, gayet güzeldi. Evet, film klişe bir filmdi. Hem de az çok değil, bayağı bayağı tahmin edebileceğiniz türden bir film. Arda sahnesini saymazsak “Ohaa!” dedirtecek bir ters köşe ya da büyük bir sürpriz yok.
Biraz Çok Güzel Hareketler Bunlar skecinin uzun bir bölümünü izliyorsunuz gibi düşünebilirsiniz. 😅 Ama dediğim gibi bu herkese hitap edecek bir film değil. Filmle aranızda bir uyum yakalamanız gerekiyor.
Filmin müzikleri de iyiydi mesela. Ahmet Faik Dökmeci’nin Rüya şarkısını ilk defa bu filmde dinledim ve gayet de beğendim. Her zaman söylüyorum; filmi izleten şeylerden biri de filmin müzikleri. 👌🏼🎶
Özetle bizim her şeyden ders çıkarmamız gerekiyor.
Bazen hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Çok fazla kalp kırıyoruz. Çok fazla erteliyoruz. Çok fazla sitem ediyoruz. Ama bazen sadece sağlıklı olduğumuz için bile defalarca teşekkür etmemiz, şükretmemiz gerekiyor. 🙏🏼
Eee o zaman bir klişe de benden:
“Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hâlâ uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölmüş olabilir.”
İzleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim değerli okuyucularım. 🙏🏼