Monster High 3/13 Draculaura aynı zamanda sevgililer günü olan 1600. doğum gününde, yüzyıllar önce ona bu günü hediye eden ve kalbini çalmak isteyen eski sevgilisi Valentine'nın dönüşüyle Clawd'dan uzaklaşır ancak büyünün etkisinin geçmesiyle gerçeklerin farkına varır. 8.7/10
Monster High 1/13 Ani bir kararla başlamış olsam da bayıldım. Frankie, yeni okulunda arkadaş edinmeye çalışıyor fakat ilk haftası bu konuda pek başarılı geçmiyor. 8.5/10
"two girls discover the secret of life in a sudden line of poetry." Uzun bir süredir listemde beni bekleyen yerli bir lgbt içeriği olan Aşk, Büyü vs. tahminimden çok daha başarılı bir yapımdı. Başta oyunculuklar ve edebiyatları cok basit gelse…devamı"two girls discover the secret of life in a sudden line of poetry."
Uzun bir süredir listemde beni bekleyen yerli bir lgbt içeriği olan Aşk, Büyü vs. tahminimden çok daha başarılı bir yapımdı. Başta oyunculuklar ve edebiyatları cok basit gelse de, ileride bu, en azından oyunculuklar açısından, düzeliyor. Mekan seçimleri o kadar güzel ki hayatı boyunca İstanbul'da yaşamış olan ben bile izlerken buyukada'nın güzelliğinden etkilenmeden edemedim, bu anlamda comfort filminiz olmaya müsait.
Her anlamda mükemmel olmasa bile Türkiye'de böyle bir eserin meydana gelmesi bile büyük bir cesaret gerektirir, bu yüzden bu film buyuk takdirleri hak ediyor.
7.5/10
Yaşadığı coğrafyanın ataerkil ve muhafazakar yapısının altında yetişen Furuğ, ona özgü ve yine yaşadığı coğrafyada ahlaksızlıkla suçlanmasına sebep olan tarzıyla İran şiirinin önemini tek başına sırtlanabilir. Zira bir kadının tüm bu baskılara baş kaldırarak şaraptan, aşktan ve cinsellikten özgürce bahsettiği,…devamıYaşadığı coğrafyanın ataerkil ve muhafazakar yapısının altında yetişen Furuğ, ona özgü ve yine yaşadığı coğrafyada ahlaksızlıkla suçlanmasına sebep olan tarzıyla İran şiirinin önemini tek başına sırtlanabilir. Zira bir kadının tüm bu baskılara baş kaldırarak şaraptan, aşktan ve cinsellikten özgürce bahsettiği, tanrıya yakarışlarda bulunduğu ve pek çok kez sorguladığı şiirler, ortadoğu gibi hala kadınların susturulmaya, baskılanmaya ve kısıtlanmaya devam edildiği topraklar için mükemmel derecede özgür, değerli ve başlamakta olan bir isyanın temsilcisidir.
Ancak furuğ, bu kişiliğinin yanında getirdiği o yorucu hayatın altında ezilmektedir. Çevirmen Makbule Aras Eyvazi'nin önsözde de belirttiği gibi,
"Tek başına kurduğu özgürlüğü, kimselerin işgal etmesine müsaade etmez Furuğ. Bu, bütün iktidarlara başkaldıran, özgürlük mücadelesi veren kadının yalnız kalması elbette kaçınılmaz olacaktır."
Kısacık ömründe yazdıkları, idealleri ve isyanlarıyla edebiyat dünyasına derin izler bırakan Furuğ Ferruhzad'ın tüm şiirlerinin bir derlemesi olan bu basım zannımca onu tanımak ve anlamak isteyenler için makul bir seçim olacaktır.
-
"şiirin baştan ayağa günah deme
o utançtan, o günahtan bir kadeh ver bana cennet, hûriler, âb-ı kevser senin olsun
cehennem ateşinin dibinde bir ev ver bana
-
bağışlayacaktır beni yaradan
o değil mi deli bir gönül veren şaire"
"gece, ıslak yollarda
toprak kokusunun sessizliğinde
dolanıyorlar birbirlerine sabırsızca
gölgelerimiz...
gece, çiy tanelerinin şarabıyla sarhoş güller gibiler
bizden bu acı kaçışlarında onların
hiçbir zaman dillendiremeyeceğimiz ezgiler var sanki
bizim, öfkeyle göğsümüzün sessizliğine sürdüğümüz
onların hevesle mırıldandıkları"
penceremden bakıyorum, neyim
bir şarkının yankısından öte bir şey değilim
ölümsüz değilim
bir şarkının yankısından öte bir şey değil aradığım
kederin yalın suskunluğundan daha saf
bir haz çılgınlığında
yuva aramıyorum bir bedende
o beden ki bir çiy tanesidir
benim bedenimin zambağında"
"kulak ver
duyuyor musun esişini karanlığın
ben yapayalnız, bu mutluluğu seyrediyorum
bağımlıyım kendi umutsuzluğuma"
"yapamazdım artık yapamazdım
yolun inkârından geliyordu ayak seslerim
ve umutsuzluğum daha büyüktü ruhumun direncinden
ve o bahar ve o yeşil evham
penceremin önünden geçen
gönlüme
"bak" diyordu
“hiç yol almamışsın sen, batmışsın..."'
"hüzünlü, küçük bir peri tanıyorum ben
okyanusta yaşayan
ve yüreğini ahşap neyinde
usul usul çalan
hüzünlü, küçük bir peri
geceleri bir buseyle ölen
gün ağarırken bir buseyle yeniden doğacak olan"
"düşler daima
kendi saflıklarının yücelerinden düşüp ölürler.
kõhne anlamların mezarları üstünde biten
dört yapraklı yoncayı kokluyorum ben
saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın gençliğim miydi yoksa benim?
merakımın basamaklarından bir kez daha yukarı çıkarak
evin damında dolanıp duran o iyi tanrıya merhaba diyebilecek miyim?"
EK:
"ey bahçenin unutuş çiçekleri
ölüm bizim ıssız bahçemizden geçiyor, elinde orağıyla
ve bir gülüşe benzeyen çiçeği
alıp götürüyor bizden
-
bu siste bir çocuk
saçlarına bir taç takmak için çiçeklerden
rengarenk bir kelebeği almak için keder ormanından
yola düşmüştür yabana doğru
hangi sözle hangi masalla kandırabilir nasıl çekip getirebiliriz şehrimize onu"
-SİYAVUŞ KİSRAİ(Furuğ Ferruhzad'a ağıt)
9.7/10
Mutlu Prens ve Oscar Wilde'ın diğer masalları, yaratıcılığı ve etkileyiciliği ile küçük yaşta okuduğum zamankinden çok daha farklı bir şekilde etkilenmeme sebep oldu: aslında oldukça kısa olan Mutlu Prens'in bu tesiri bırkamasının sebebi Oscar Wilde'ın diğer masallarında da tanık olduğum…devamıMutlu Prens ve Oscar Wilde'ın diğer masalları, yaratıcılığı ve etkileyiciliği ile küçük yaşta okuduğum zamankinden çok daha farklı bir şekilde etkilenmeme sebep oldu: aslında oldukça kısa olan Mutlu Prens'in bu tesiri bırkamasının sebebi Oscar Wilde'ın diğer masallarında da tanık olduğum doğal ve samimi dil, özgünlük ve kurgu becerileriydi. Fikrimce bir masalın, özellikle de çocuklara yönelik olduğunda doğanın kendisiyle bir bütün kurması ve bu temaya ilişkin ögeleri taşıması aynı şekilde yetişkinlerin de okuduğu zaman o geçmişe ve özüne dönme, içten bir şekilde yazılan kurguda kendini bulabilme sürecini doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda bu kitaptaki masalların evrensel bir şekilde her yaştan insanın okuduğunda etkileneceği nitelikte olduğunu söylemek yanlış olmaz.
7.5/10
Haşhaş Savaşı'nın ardından aynı akıcılık ve heyecanla devam eden Ejderha Cumhuriyeti de okurken farklı hisler arasında sürekli gidip gelmenize sebep oluyor. Karakterlerin bazılarını elinizde olmadan çok içselleştiriyorsunuz ve onların yaşadıkları sizi bir yakınınızın başına gelmişcesine fark edilir bir biçimde etkiliyor.…devamıHaşhaş Savaşı'nın ardından aynı akıcılık ve heyecanla devam eden Ejderha Cumhuriyeti de okurken farklı hisler arasında sürekli gidip gelmenize sebep oluyor. Karakterlerin bazılarını elinizde olmadan çok içselleştiriyorsunuz ve onların yaşadıkları sizi bir yakınınızın başına gelmişcesine fark edilir bir biçimde etkiliyor. Kalın kitaplar okumaktan korkuyorsanız bile, kapağını acar acmaz bu korkuyu uçurabilen ve sizi tek sezonluk bir dizinin bölümleri arasında heyecanla ilerliyormuşsunuz gibi hissetiren bu seriyi kesinlikle denemelisiniz.
"Belki de, diye düşündü Rin, böylesi parlak yıldızlar varken, evrenin üstünde uzandığına inanıyorsan geçici bir somutluk hissi yaratabilmek için çadırlar inşa ediyorsundur. Yoksa bu ulu varlığın gölgesinde önemsiz olduğuna inanabilirsin."
-
"ikisinin farkı yoktu çünkü acı dolu çığlıkların dili yoktur.
Aynı anda hem bir rakamdan ibarettiler hem de rakam değildiler ve ikisinin arasındaki çizgi bulanıklaşıyordu, korkunç bir histi çünkü rakam oldukları sürece sorun yoktu ama bunları yaşam olarak düşündüğünde çekilmez oluyordu."
9.8/10
Uzun zamandır okuduğum savaş hakkında en gerçek, en sarsıcı kitap olan Haşhaş Savaşı, üvey ailesiyle yaşayan ve zorla evlendirilmemek için üstün bir çalışma performansı sergileyerek Sinegard'a kabul edilen Rin'in, burada henüz öğrenciyken katılmak zorunda kaldığı savaşın acımasız ve kanlı ortamından…devamıUzun zamandır okuduğum savaş hakkında en gerçek, en sarsıcı kitap olan Haşhaş Savaşı, üvey ailesiyle yaşayan ve zorla evlendirilmemek için üstün bir çalışma performansı sergileyerek Sinegard'a kabul edilen Rin'in, burada henüz öğrenciyken katılmak zorunda kaldığı savaşın acımasız ve kanlı ortamından bahsediyor. Ancak savaş sahneleri ve soykırımlar o kadar sarsıcı ve gerçekçi bir şekilde yazılmış ki okurken kitabın tüyler ürpertici dili sizi derinden sarsıyor. Aynı zamanda Çin mitolojisine ve 2. Dünya savaşındaki gerçek hikayelere de değinen Haşhaş Savaşı, diğer fantastik kitapların içerisinde özgünlüğü ile ortaya çıkıyor. Karakterlerin her biri kendi içinde derinliğe sahip ve güçlü, diyaloglarıysa sizi sürükleyen bir gerçekçilikte.
"Ülkesinin savaşta olduğunu anlamayacak kadar genç değildi. Ülkesini korumakla görevlendirilemeyecek kadar genç değildi.
Çocuklar, ellerine kılıç verildiğinde çocuk olmayı bırakıyordu. Savaşmak öğretilip de ellerinde silahlarla ön cepheye konduklarında artık çocuk olmuyorlardı. Onlar askerdi."
"Rin, o gözlerde koca medeniyetlerin yükselişi ve düşüşünü gördü. Şehirlerin inşa edilmesini ve yanıp küle dönüşmesini gördü."
"
(Okurken Sabaton'ın şarkılarının Instrumental versiyonlarını dinledim, Haşhaş savaşı'nı veya herhangi bir savaş kurgusunu okuyanlara tavsiye ederim, inanılmaz derecede sizi kurgunun içine sokuyor.)
9.8/10
Daha önceden izlemiş olmama rağmen kitabı okurken buyuk bir kısmını unuttuğumu fark etmiştim fakat film elbette ki kitap kadar ayrıntı içermiyor. Yine de sinematografik olarak başarılı bir yapım, özellikle dark academia sevenlerin beğenebileceği estetik sahnelere sahip. Biraz uzun ve ağır…devamıDaha önceden izlemiş olmama rağmen kitabı okurken buyuk bir kısmını unuttuğumu fark etmiştim fakat film elbette ki kitap kadar ayrıntı içermiyor. Yine de sinematografik olarak başarılı bir yapım, özellikle dark academia sevenlerin beğenebileceği estetik sahnelere sahip. Biraz uzun ve ağır ilerleyen bir kurguya sahip fakat yine de sahnelerin estetiği izleyiciye zevk veriyor.
8/10