Sorgulama: Daha fazla para kazanmak için değerleri hiçe saymak kabul edilebilir mi? Bu arada parayı, başarı kelimesiyle eşleyelim şimdilik. Çünkü sahip olduğunuz maddi varlık kadar başarılı sayıldığınız bir dönemdesiniz. Para kazanmanın, işinde yükselmenin motivasyonuyla nasıl da soğukkanlı ve acımasız olabilir…devamıSorgulama:
Daha fazla para kazanmak için değerleri hiçe saymak kabul edilebilir mi? Bu arada parayı, başarı kelimesiyle eşleyelim şimdilik. Çünkü sahip olduğunuz maddi varlık kadar başarılı sayıldığınız bir dönemdesiniz. Para kazanmanın, işinde yükselmenin motivasyonuyla nasıl da soğukkanlı ve acımasız olabilir ki bir insan? Peki bu bir profesyonellik mi, vandallık mı? Değer gerçekte nedir? Kiminin ahlaki, kiminin dini değerleri vardır. Sizin değer sınırlarınızı çizen nedir? Yasalar mı durduracak sizi yoksa aldığınız ahlaki eğitim mi? Peki sonu olan ve gündemi hızla değişen bir dünyada işinizde yükselmek için ahlaki değerleri halının altına süpürmenin yolunu mu seçerdiniz, yoksa toplumca kabul görmüş sınırlar içerisinde kalarak para kazanmaya devam etmenin yolunu mu? İlk seçenek sizi kötü, diğer seçenek sizi iyi bir insan mı yapardı? Kime göre ve neye göre kötü ve iyi olacaktınız? Kötüyseniz, diğer kötülerin içerisinde “ben neden buradayım, benim yerim bu insanların yanı mı?” diyecek miydiniz? İyiyseniz, iyilerin içerisinde pasifize olabilecek miydiniz? Yoksa siz iyi görünümlü, kimsenin görmeyeceği ve itiraz etmeyeceği küçük kötülükleri yapanlardan mısınız? Kötülüğün miktarı sizin için önemli mi? Herkesin küçük kötülükler yapabileceğini düşündüğünüz bir dünyada tastamam doğruyu yapacağım diyerek bunu uygulayabilir misiniz? Uygularsanız işler yolunda gider mi? Acaba oyunu kuralına göre mi oynamalısınız? Ve acaba bu bir oyun mu? Tanrıya her gün bisiklet elde edebilmek için dua eden bir çocuk musunuz? Yoksa bir bisiklet çalarak tanrının sizi affetmesi için dua eden bir çocuk musunuz? Neyse, zamanla, bir yaratıcı gibi olaylara yukarıdan bakarak onları normal bir şey olarak görmek birilerine çok eğreti gelse de bir dizi yaşanmışlık sizi bu raddeye getirebilir. Donuk, ifadeleri belli olmayan, fazla şaşırmayan bir yüz ile yaklaşabilirsiniz gündelik olaylara. Bu sizi profesyonel mi yapar, duygusuz bir insan mı? Bir de acaba şu üzülmeler, şaşırmalar çevremizdekilere verdiğimiz bir duyarlılık mesajı mı? İnsan seyirci yokken de, yalnız başınayken de üzülür mü, şaşırır mı? Üzüldü ve şaşırdıysa da bunları kimseye anlatmadan yaşayabilir mi?
Spoiler sosu:
Başrol yalnız ve iş arayan bir herif. Herif ne iş olsa yaparım kafasında görünse de o işin hakkını verip seviyesini yükseltecek yırtıklığa da gayet sahip. Neyse, sahaya çıkıp iş fırsatı ararken ilginç bir iş kolu fark ediyor. Kötü haber kameramanlığı. Bu işi yapan herifleri gördüğünde gözleri parlıyor ve işe girmek istiyor, fakat niye onu işe alsınlar ki. Kimse onu istemeyince çok nefes tüketmiyor ve gidip ucuz bir kamera alarak kötü haberleri kovalamaya başlıyor. Tabiki işinde yükselecek zeka, atılganlık, soğukkanlılık, ikna kabiliyeti gibi özellikler gayet kendisinde mevcut.