Ulan zombi olmak ne güzeldir düşünsene dert yok tasa yok. Şuna vakit yeter mi şu işe girip çalışsam mı bu benim hakkımda ne konuşur şunu yapsam canım acır mı fıs hepsi hayat boyu dalgana bakıyorsun yaşlanma derdin de yok mis…devamıUlan zombi olmak ne güzeldir düşünsene dert yok tasa yok. Şuna vakit yeter mi şu işe girip çalışsam mı bu benim hakkımda ne konuşur şunu yapsam canım acır mı fıs hepsi hayat boyu dalgana bakıyorsun yaşlanma derdin de yok mis gibi şey
Ne zaman şöyle perili bir eve gireceğiz, yanlış çıkmaz bir sokağa gireceğiz ya da dolabın kapısını açacağız da farklı fantastik bir evrene gideceğiz. Ben sıkıldım bunaldım bu evrenden. Yok mu işte bir narniamız bir potterımız bir isekai animemiz
Sinemadayken kafayı yediğim size küfürsüz anlatmak için çok çabaladığım bazı anlar: -Bir koltuk yapmışlar anasınıfında oturduğumuz sandalyeler gibi sığmak imkansız -Arkama oturan salak kızın ayağını kafasına sokacaktım eşşek tekme atıp duruyor koltuğa küçükte değil he -Yahu kardeşim 20 dakika geçmiş…devamıSinemadayken kafayı yediğim size küfürsüz anlatmak için çok çabaladığım bazı anlar:
-Bir koltuk yapmışlar anasınıfında oturduğumuz sandalyeler gibi sığmak imkansız
-Arkama oturan salak kızın ayağını kafasına sokacaktım eşşek tekme atıp duruyor koltuğa küçükte değil he
-Yahu kardeşim 20 dakika geçmiş film başlayalı hala salona insan alıyorlar almayın
-Filmde projeksiyonu ayarlayamamış salaklar hafif perdenin üstüne çıkıyor bir şeyi de becerin
-Ulan salonun kapkaranlık olması lazım şu kapının perdesini çekmemişler içeri ışık vurup duruyor valla çıldırmalık
-Salona giriyorum hala salon temizleniyor aaa dedim ne kadar güzel temizliyorlar. Adam yarısına kadar geldi tam da benim oturduğum sıra he sonra koltuğumdaki mısır paketini aldı ama hala çöp var aşağıdan arkadaşı çağırdı “bitti mi” dedi bitti dedi önündekini bile almadan her şeyi boşverip gitti 🤦♂️sizin gibi firmanında elemanında aklını seveyim
-Bak film esnasında telefonun ekranını açanı anlarım ama (buraya aklınıza gelen tüm küfürleri düşünün) telefonla konuşmak nedir ya kadın herkesin içinde konuştu telefonla çıldırırsın
-Mısır ye tamam ama bu nasıl yemektir sana kaç gündür yemek vermiyorlar evladım hapur hupur açsan kalk git dışarıda yemeğini ye film izlemeye geldik adap öğren az
Hiç lafımı sakınmayacağım kusura bakmayın. Animasyonlar gerçekten taş gibi ufotable zaten bunu bekliyordum ama gerçekten alıp b*ktan hallice manganın aynısını tamamen koyacağınızı beklememiştim. Biraz kendinizden bir şeyler katar daha iyi yaparsınız diye güvenmiştim ancak hiç yok hiç sıfır. Mangasını okuduğumda…devamıHiç lafımı sakınmayacağım kusura bakmayın. Animasyonlar gerçekten taş gibi ufotable zaten bunu bekliyordum ama gerçekten alıp b*ktan hallice manganın aynısını tamamen koyacağınızı beklememiştim. Biraz kendinizden bir şeyler katar daha iyi yaparsınız diye güvenmiştim ancak hiç yok hiç sıfır. Mangasını okuduğumda da çöptü bu da çöp tek iyi yanı animasyonlar. O nedenle animasyonlar hakkında tek eleştirimi yapacağım çünkü diğer şeyler eleştirilmeye bile değmez. Ya kardeşim hangi salak gidip abi şu patlama sahnelerinde falan cgi kullanalım dedi hiçte yamayamamışsınız sahnelere yırtık pantolon gibi ortada belli oluyor.
Mutsuz bitmesi gereken mutlu bitmiş bir film diyebiliriz. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film diyebiliriz. Sadece mutlu oldukları bir anda bitti. Bu yorumu okurken filmde çalan “Everybody’s Gotta Learn Sometime - Beck” şarkısını döngüye alıp bana eşlik ederseniz sevinirim.…devamıMutsuz bitmesi gereken mutlu bitmiş bir film diyebiliriz. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film diyebiliriz. Sadece mutlu oldukları bir anda bitti.
Bu yorumu okurken filmde çalan “Everybody’s Gotta Learn Sometime - Beck” şarkısını döngüye alıp bana eşlik ederseniz sevinirim.
Film bilim kurgu ile anlatılan güzel, tatlı ve düz bir aşk hikayesi gibi dursa ve masalsı bitsede bazı sahnelerde seyirciye tokat atmayı ihmal etmiyor. Size öyle bir yapıştırıyor ki “hayır bu bir film ve gerçek olan bu” diyorsunuz ama sonra sizi tekrar büyüsüne kaptırıyor. Çoğu izlediğim tek bir düzlemde akan romantik filmde bunu hiç göremedim ama burada bu mevcut. Buna belki Jim Carrey etkisi de diyebiliriz çünkü aynısını Truman Show’da da yapıyor.
(Buradan sonrası filmdeki replikler üzerine kişisel yorumlamamdır. Ben okumanızı isterim çok özenerek yazdım😔 ama karakterlerin ilişki matematiği ve replikler de dahil olduğu için SPOILER olarak düşünebilirsiniz. Okuyup okumamak size kalmış.)
“Birçok erkek benim bir kavram olduğumu, ya da onları bütünlediğimi ya da onlara yaşadıklarını hissettireceğimi düşünürler. Ama ben sadece huzur arayan kafası karışık bir kızım. Kendi dertlerini bana yükleme”
Joel ve Clementine birbirinin tamamiyle zıttı karakterler. Clementine başarısız ilişkileri sonucu kendisini ilişkilere kapamadan huzurlu bir ilişki arayan kusurlarıyla kabul edilmeyi bekleyen sıcak bir kadın. Joel ise bir kadını değil de aşkı, aşık olmayı arzulayan Clementine’ın sıcak kişiliğinin yanı sıra kaygılı ve soğuk birisi. Joel hayatının merkezine aldığı Clem’de aşkı bulurken, Clem Joel’in sakin hayatında huzuru buluyor ve birbirini tamamlıyorlar…dı. Ta ki birbirlerini tanıyana birbirlerinin hayatı olana kadar. Evet bir elmanın iki yarısıydılar ama Joel kırmızı elma🍎 Clem yeşil elma🍏 idi. Clem’in bu sözünde bahsettiği de bence buydu.
Clem: Ben kavram değilim Joel. Kendimce doğrularımı arıyorum. Ben mükemmel değilim.
Joel: Sende hoşlanmadığım hiçbir şey göremiyorum.
Clem: Ama göreceksin, göreceksin.
Joel: Göremiyorum.
Clem: Bir şeyler bulacaksın. Ben de senden sıkılıp kendimi kapana kısılmış hissedeceğim. Çünkü bana hep böyle olur.
Joel: Tamam
Clem: Tamam
Filmde Joel ve Clem’in ilişkisi sondan başa doğru işlenmiş. Birbirlerini tanıdıktan sonra Joel, Clem’in kusurlarına karşı daha duyarlı hale geldi. Clem bu nedenle önce Joel’i daha fazla tanıyıp, onunla iletişim kurmaya çalıştı fakat olmayınca olmuyor işte. Clem’de huzuru başka şekillerde bulmaya çalıştı ancak böyle de olmadı. En sonunda çareyi Joel’i unutmakta buldu. Joel ise Clem’i kaybettikten sonra normalde mecazi olan “hayatım gözlerimin önünden geçti”deyimini gerçekten yaşadı. Burada tüm ayrı düştükleri noktalara rağmen Clem’in onun hayatı olduğunu onun için önemini fark etti ve finalde.
“Sende hoşlanmadığım hiçbir şey göremiyorum”
Sözüyle Clem’i kusurlarıyla kabul etmiş oluyor ve sonrasında kırmızı elma🍎 ve yeşil elma🍏 olan bu iki birbirinden farklı bireyin renklerine rağmen bir bütün olabileceğini söylüyor film bize.
Size en başında şunu demiştim “Joel bir kadını değil aşkı arıyor” ama bu son sahnede bize diyor ki “Hayır ben Clem’i istiyorum”
İşte bu bir ilişkinin bir adım ileri gitmesidir. Belki Joel ilişkide kötüydü ancak artık farkındaydı. Clem’i istiyor, onu seviyordu. Tabi başka birini değil Clem’i istiyor oluşu ilişkide iyi olacağı anlamına gelmez.
“Mutsuz bitmesi gerekirken mutlu bitmiş bir film. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film”
Bunu deme sebebim işte buydu.
Eternal Sunshine of The Spotless Mind türkçesiyle Sil Baştan ve La La Land müzikleri dinleyerek zihnimde benim bile bilmediğim bir yolculuğa dalıyorum. Zaten filmi bile sinema salonunda dirseklerimi dizlerime koyup, çenemi yarım yumruk şeklindeki avuç içlerime yaslayarak izledim herkesin içinde…devamıEternal Sunshine of The Spotless Mind türkçesiyle Sil Baştan ve La La Land müzikleri dinleyerek zihnimde benim bile bilmediğim bir yolculuğa dalıyorum. Zaten filmi bile sinema salonunda dirseklerimi dizlerime koyup, çenemi yarım yumruk şeklindeki avuç içlerime yaslayarak izledim herkesin içinde ah ah
ATEŞ RÜYALARI: Normalde rüya görmem ya da görürsem ilginç, doğaüstü rüyalar görürüm ama hasta olduğumda hep kötü ve saçma rüyalar görüyorum. Bunun aslında bilimsel bir açıklaması varmış. Hastalık döneminde ortaya çıkan bu tuhaf ve olumsuz rüyalara “fever dreams” yani “ateş…devamıATEŞ RÜYALARI: Normalde rüya görmem ya da görürsem ilginç, doğaüstü rüyalar görürüm ama hasta olduğumda hep kötü ve saçma rüyalar görüyorum. Bunun aslında bilimsel bir açıklaması varmış. Hastalık döneminde ortaya çıkan bu tuhaf ve olumsuz rüyalara “fever dreams” yani “ateş rüyaları” deniyormuş. Ateş yükseldiğinde beynin sıcaklığı artıyor, uyku döngüsü bozuluyor ve özellikle de rüyaların en yoğun görüldüğü REM uykusu etkileniyormuş. Bu REM uykusu ise: beynin çok aktif olduğu, hızlı göz hareketlerinin yaşandığı ve kasların neredeyse tamamen devre dışı bırakıldığı evre olarak tanımlanıyor. Yani normalde canlı ve mantıksız rüyaların çoğu bu evrede görülüyor. Ateş sırasında ise bu REM düzeni bozulduğu için rüyalarım daha tuhaf, daha yoğun ve çoğu zaman da daha negatif hale geliyormuş. Bu yüzden hastayken sürekli kötü ve saçma rüyalar görmem, aslında beynimin ateşe ve uyku düzensizliğine verdiği doğal bir tepki oluşumu. İzlediğim bazı filmlerde vs. aslında ateşlenen insanların yoğun hisli rüyalar gördüğüne şahit olmuştum ancak bunun kurgu olduğunu düşünüyordum. Şimdi kendi yaşadıklarımı hatırlayınca bunun bilime dayanıyor olmasından epey etkilendim ama tabi bu hastalığa ana avrat sövmeme engel olmadı.
Sinema biletleri hafta sonu 80TL olmuşken gitmek istediğim filmlere sonunda karar verdim. - Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları - Demon Slayer Infinity Castle Veeee seneler önce izlediğim “Sil Baştan” filmi… içimde son zamanlarda bu filme de bir özlem vardı ne diyeyim.…devamıSinema biletleri hafta sonu 80TL olmuşken gitmek istediğim filmlere sonunda karar verdim.
- Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları
- Demon Slayer Infinity Castle
Veeee seneler önce izlediğim “Sil Baştan” filmi… içimde son zamanlarda bu filme de bir özlem vardı ne diyeyim. Tek başıma sad bir şekilde arkada izleme keyfini yaşayacağım.
Duruma göre de belki “Ballerina” filmine gidebilirim ya da seans açılırsa “Superman” ve “Formula 1” filmlerinden birisine.
Aslında Stephan King’in romanından uyarlanmış “Chuck” filmine de bir gidesim geldi ama emin olamadım.
Az önceki gönderimde aklıma gelip anınca yine hatırladım. Ana filmlerin arasında şöyle 5 dakikalık kesitlerle vesaire çıkardı. Hem de genç oyuncular kendini gösterirdi. Kaliteli bir şey değildi tabi ama keyifli ve eğlenceliydi. Şimdi düşününce disney gerçekten bir nesile çok şey…devamıAz önceki gönderimde aklıma gelip anınca yine hatırladım. Ana filmlerin arasında şöyle 5 dakikalık kesitlerle vesaire çıkardı. Hem de genç oyuncular kendini gösterirdi. Kaliteli bir şey değildi tabi ama keyifli ve eğlenceliydi. Şimdi düşününce disney gerçekten bir nesile çok şey kattı. Bu efsane içeriklerini disney channel olarak Türkiye’ye sunması bu ülke için yapılmış en iyi şeylerdendi. Ne kadar şimdilerde Disney’i sevmemek için bazı nedenlerim olsa da gerçekler…o eski disney hakkında bunlar çok doğru.