Mutsuz bitmesi gereken mutlu bitmiş bir film diyebiliriz. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film diyebiliriz. Sadece mutlu oldukları bir anda bitti. Bu yorumu okurken filmde çalan “Everybody’s Gotta Learn Sometime - Beck” şarkısını döngüye alıp bana eşlik ederseniz sevinirim.…devamıMutsuz bitmesi gereken mutlu bitmiş bir film diyebiliriz. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film diyebiliriz. Sadece mutlu oldukları bir anda bitti.
Bu yorumu okurken filmde çalan “Everybody’s Gotta Learn Sometime - Beck” şarkısını döngüye alıp bana eşlik ederseniz sevinirim.
Film bilim kurgu ile anlatılan güzel, tatlı ve düz bir aşk hikayesi gibi dursa ve masalsı bitsede bazı sahnelerde seyirciye tokat atmayı ihmal etmiyor. Size öyle bir yapıştırıyor ki “hayır bu bir film ve gerçek olan bu” diyorsunuz ama sonra sizi tekrar büyüsüne kaptırıyor. Çoğu izlediğim tek bir düzlemde akan romantik filmde bunu hiç göremedim ama burada bu mevcut. Buna belki Jim Carrey etkisi de diyebiliriz çünkü aynısını Truman Show’da da yapıyor.
(Buradan sonrası filmdeki replikler üzerine kişisel yorumlamamdır. Ben okumanızı isterim çok özenerek yazdım😔 ama karakterlerin ilişki matematiği ve replikler de dahil olduğu için SPOILER olarak düşünebilirsiniz. Okuyup okumamak size kalmış.)
“Birçok erkek benim bir kavram olduğumu, ya da onları bütünlediğimi ya da onlara yaşadıklarını hissettireceğimi düşünürler. Ama ben sadece huzur arayan kafası karışık bir kızım. Kendi dertlerini bana yükleme”
Joel ve Clementine birbirinin tamamiyle zıttı karakterler. Clementine başarısız ilişkileri sonucu kendisini ilişkilere kapamadan huzurlu bir ilişki arayan kusurlarıyla kabul edilmeyi bekleyen sıcak bir kadın. Joel ise bir kadını değil de aşkı, aşık olmayı arzulayan Clementine’ın sıcak kişiliğinin yanı sıra kaygılı ve soğuk birisi. Joel hayatının merkezine aldığı Clem’de aşkı bulurken, Clem Joel’in sakin hayatında huzuru buluyor ve birbirini tamamlıyorlar…dı. Ta ki birbirlerini tanıyana birbirlerinin hayatı olana kadar. Evet bir elmanın iki yarısıydılar ama Joel kırmızı elma🍎 Clem yeşil elma🍏 idi. Clem’in bu sözünde bahsettiği de bence buydu.
Clem: Ben kavram değilim Joel. Kendimce doğrularımı arıyorum. Ben mükemmel değilim.
Joel: Sende hoşlanmadığım hiçbir şey göremiyorum.
Clem: Ama göreceksin, göreceksin.
Joel: Göremiyorum.
Clem: Bir şeyler bulacaksın. Ben de senden sıkılıp kendimi kapana kısılmış hissedeceğim. Çünkü bana hep böyle olur.
Joel: Tamam
Clem: Tamam
Filmde Joel ve Clem’in ilişkisi sondan başa doğru işlenmiş. Birbirlerini tanıdıktan sonra Joel, Clem’in kusurlarına karşı daha duyarlı hale geldi. Clem bu nedenle önce Joel’i daha fazla tanıyıp, onunla iletişim kurmaya çalıştı fakat olmayınca olmuyor işte. Clem’de huzuru başka şekillerde bulmaya çalıştı ancak böyle de olmadı. En sonunda çareyi Joel’i unutmakta buldu. Joel ise Clem’i kaybettikten sonra normalde mecazi olan “hayatım gözlerimin önünden geçti”deyimini gerçekten yaşadı. Burada tüm ayrı düştükleri noktalara rağmen Clem’in onun hayatı olduğunu onun için önemini fark etti ve finalde.
“Sende hoşlanmadığım hiçbir şey göremiyorum”
Sözüyle Clem’i kusurlarıyla kabul etmiş oluyor ve sonrasında kırmızı elma🍎 ve yeşil elma🍏 olan bu iki birbirinden farklı bireyin renklerine rağmen bir bütün olabileceğini söylüyor film bize.
Size en başında şunu demiştim “Joel bir kadını değil aşkı arıyor” ama bu son sahnede bize diyor ki “Hayır ben Clem’i istiyorum”
İşte bu bir ilişkinin bir adım ileri gitmesidir. Belki Joel ilişkide kötüydü ancak artık farkındaydı. Clem’i istiyor, onu seviyordu. Tabi başka birini değil Clem’i istiyor oluşu ilişkide iyi olacağı anlamına gelmez.
“Mutsuz bitmesi gerekirken mutlu bitmiş bir film. Daha doğrusu nasıl bittiğini bilmediğimiz bir film”
Bunu deme sebebim işte buydu.