Yemin ederim, sinema sektörü hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti; son iki üç yıldır kapısından bile geçmedim. Salonlar ya "Siccîn 18", "Cühelâ-i Cinhar", "Zıbarmış Zıhar" gibi düşük bütçeli, isimleri bile formülle üretilmiş bomboş korku filmleriyle ya da "Şaşkın Damat", "Kaçma Enişte",…devamıYemin ederim, sinema sektörü hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti; son iki üç yıldır kapısından bile geçmedim. Salonlar ya "Siccîn 18", "Cühelâ-i Cinhar", "Zıbarmış Zıhar" gibi düşük bütçeli, isimleri bile formülle üretilmiş bomboş korku filmleriyle ya da "Şaşkın Damat", "Kaçma Enişte", "Eniştem Üzerime Atladı 2", "Hayırsız Kayınço Şakir", "Bizim Çılgın Aile Yollarda" gibi ismiyle bile IQ düşüren saçma sapan komedilerle dolu. Evde boş vaktinde yanlışlıkla tıklasan harcadığın saniyeye acıyacağın, "Oflu Hoca" ekolünün o bayat ve zerre komik olmayan esprilerine maruz kalmaktansa hiç izlemem daha iyi. Sinemaya gitmeyi geçtim, evde vakit öldürmeye bile değmeyecek bu vizyonsuz, boş beleş yapımlarla sektörü resmen çer çöple doldurup bitirmişler.
📌 Film, 1960’ların New York’unda, mahallenin mafya babası Sonny ile dürüst ve çalışan babası Lorenzo arasında büyüyen Calogero’nun hayatı ve yaşadığı ahlaki çatışmaları anlatıyor. • Ben bu filmi iki efsane sahnesi için merak edip izlemiştim: Biri Calogero'nun cinayeti görüp polise…devamı📌 Film, 1960’ların New York’unda, mahallenin mafya babası Sonny ile dürüst ve çalışan babası Lorenzo arasında büyüyen Calogero’nun hayatı ve yaşadığı ahlaki çatışmaları anlatıyor.
• Ben bu filmi iki efsane sahnesi için merak edip izlemiştim: Biri Calogero'nun cinayeti görüp polise Sonny'yi gammazlamadığı sahne, diğeri de dürüst şoför babasının Sonny’ye parayı fırlatıp oğluna "Tetiği çekmek kolaydır, zor olan sabah kalkıp işe gitmektir" dediği o meşhur sahne.
• Açıkçası ben "çocuk büyüyecek, mafya babası olacak" diye bekliyordum ama film beni acayip ters köşe yaptı. Hiç beklediğim gibi çıkmadı ama iyi ki de çıkmadı; o kadar doğal, sade ve etkileyiciydi ki tek saniye sıkılmadım, su gibi akıp gitti.
• Özellikle Sonny karakteri harikaydı, hiç öyle klişe kötü adamlardan değil; çocuğa hep çok güzel hayat dersleri verdi. Zaten Calogero’nun hayatında iki büyük şans vardı: Biri sokakları öğreten Sonny, diğeri dürüstlüğü gösteren babası Lorenzo. Verdikleri mesajlar ve hayat dersleriyle baştan sona dört dörtlük, çok başarılı bir film olmuş. İzleyin, izlettirin…
📌 Film, Breaking Bad’in bittiği tam o saniyeden başlıyor. Jesse o çetelerin elinden kaçıp kurtulduktan sonra, çok kısa bir sürede başından geçen olayları ve o dar zaman diliminde nasıl hayatta kalmaya çalıştığını anlatıyor. • Bence film her açıdan çok yeterli…devamı📌 Film, Breaking Bad’in bittiği tam o saniyeden başlıyor. Jesse o çetelerin elinden kaçıp kurtulduktan sonra, çok kısa bir sürede başından geçen olayları ve o dar zaman diliminde nasıl hayatta kalmaya çalıştığını anlatıyor.
• Bence film her açıdan çok yeterli ve tam tadında olmuş. Öyle abartılı, uçuk kaçık bir aksiyonu ya da aşırı bir temposu yok ama kesinlikle sönük de değil. Zaten filmde öyle abartı bir aksiyon olsaydı ben hiç beğenmezdim, çünkü gerçekçi gelmezdi. Sonuçta Jesse dediğimiz çocuk öyle dahi, aşırı zeki biri değil; aksine dizinin başında bildiğin aptaldı. Walter'la takıla takıla, bir sürü bela atlatarak biraz tecrübe kazandı. Filmde de bunu çok güzel vermişler; hem o yaşadıklarından çıkardığı dersleri ve tecrübeyi görüyorsun hem de hala o bildiğimiz sakarlıklarını, saflıklarını ufaktan hissediyorsun.
• Baştan sona hiç sıkmadan akıp giden, su gibi bir film olmuş. Dizi bittiğinde hepimiz Jesse'ye ne oldu, o oradan kurtulunca başına neler geldi diye merak etmiştik. İşte bu film o merakımızı çok güzel giderdi, diziye yakışır şahane bir elveda olmuş. Aradaki flashback sahneleri, hele o Walter White'ı yeniden görmek falan acayip bir nostalji yaşattı, içimi kıpır kıpır etti.
• Bundan önce başka bir popüler dizinin yeni çıkan devam filmini izlemiştim ve hiç beğenmemiştim. Ama bu cidden olmuş. Bir dizi bittikten sonra arkasından çekilen devam filmleri arasında bana göre net en iyisi buydu. Zaten 1 buçuk saatlik, çerez gibi kısa bir film. Bütün Breaking Bad izleyicilerinin kesinlikle kaçırmaması gereken, çok güzel bir veda. Herkese tavsiye ederim, gidin izleyin.
📌 Film, 1950'lerde annesiyle birlikte kasaba kasaba gezen Toby'nin hikayesini anlatıyor. Sonunda yerleştikleri kasabada annesi Dwight adında bir adamla evleniyor. Adam dışarıdan kibar görünse de evde tam bir tirana dönüşüyor ve Toby'nin bu baskıcı üvey babanın yanında büyüme ve oradan…devamı📌 Film, 1950'lerde annesiyle birlikte kasaba kasaba gezen Toby'nin hikayesini anlatıyor. Sonunda yerleştikleri kasabada annesi Dwight adında bir adamla evleniyor. Adam dışarıdan kibar görünse de evde tam bir tirana dönüşüyor ve Toby'nin bu baskıcı üvey babanın yanında büyüme ve oradan kurtulma mücadelesini izliyoruz. İşin en etkileyici tarafı ise tüm bu izlediklerimizin gerçek bir hayat hikayesi olması.
• Filmin gerçek bir hikayeye dayandığını sonunda öğrendim. Baştan sona kendini sıkılmadan izlettiren, su gibi akıp giden, orta halli ama çok başarılı bir aile dramıydı. Nasıl bittiğini anlamadım bile.
• Asıl değinmek istediğim nokta ise kesinlikle oyunculuklar. Film 93 yapımı, yani bundan 33 sene önce çekilmiş. Başroldeki Leonardo DiCaprio’nun daha o çocuk yaşında gösterdiği olağanüstü performans, onun şu an neden dünyanın en büyük Hollywood yıldızlarından biri olduğunun en net kanıtı. İleride nasıl büyük bir aktör olacağının işaretini o zamandan vermiş.
• Tabii bir de usta oyuncu Robert De Niro var. Yarattığı o sinir bozucu, pislik üvey baba karakterini öyle muazzam oynamış ki, izlerken adama yer yer resmen sinir oldum. Oyunculukların başarısı filmi bambaşka bir seviyeye taşımış; kesinlikle izlediğime değen güzel bir yapımdı.
📌 Oldboy (2003), kaçırılıp yıllarca bir odada sebepsiz yere kilitli tutulan Oh Dae-su'nun, aniden serbest bırakıldıktan sonra kendisini bu kabusa mahkum edenlerden intikam alma arayışını ve ardındaki şoke edici sırrı keşfetmesini konu alıyor. • Hikayenin alışılmışın dışındaki yapısı, son derece…devamı📌 Oldboy (2003), kaçırılıp yıllarca bir odada sebepsiz yere kilitli tutulan Oh Dae-su'nun, aniden serbest bırakıldıktan sonra kendisini bu kabusa mahkum edenlerden intikam alma arayışını ve ardındaki şoke edici sırrı keşfetmesini konu alıyor.
• Hikayenin alışılmışın dışındaki yapısı, son derece farklı ve özgün senaryosu kesinlikle övgüye değer.
• Film ilk başlarda biraz yavaş, hatta yer yer saçma gelse de aslında tüm bu durağanlık çarpıcı bir finale hazırlık aslında.
• Hikaye bizi başka bir yöne bakmaya zorlarken, sonlardaki o hiç beklenmedik ters köşe gerçeği yüzümüze tokat gibi çarpıyor.
• Başrolün yaşadığı o duygusal yıkım ve psikolojik durum seyirciye iyi aktarılıyor, bu da filmin çarpıcılığı ve etkileyiciliği artırıyor.
Özetle: Farklı ve özgün senaryosuyla övgüyü hak eden, ilk başlarda biraz sıksa da sonda beklentiyi karşılayan kaliteli bir yapım. Sinema tarihinin en iyi ters köşelerinden birine sahip bu film, favorilerim arasına girmese de benim için kesinlikle "izlenebilir" kategorisinde yer alıyor.
📌 New Orleans'taki gizemli bir feribot patlamasını aydınlatmak için geçmişi görebilen gizli bir teknolojiyi kullanan ajan Doug Carlin’in hikayesini anlatıyor. • İzlemeden önce beklentim yüksekti ancak tam olarak karşılandığını söyleyemem. Hakkını yemeyelim; akıcılığı, temposu ve yarattığı merak duygusu çok başarılı,…devamı📌 New Orleans'taki gizemli bir feribot patlamasını aydınlatmak için geçmişi görebilen gizli bir teknolojiyi kullanan ajan Doug Carlin’in hikayesini anlatıyor.
• İzlemeden önce beklentim yüksekti ancak tam olarak karşılandığını söyleyemem. Hakkını yemeyelim; akıcılığı, temposu ve yarattığı merak duygusu çok başarılı, kendisini heyecanla izlettiriyor. Fakat film yarısından sonra o özgün temposunu kaybedip sıradanlaşıyor. En büyük problem ise finalin filmin kendi mantığına ters düşmesi.
• Başlarda "geçmişi asla değiştiremezsiniz" algısı yaratılırken, sırf mutlu son uğruna feribotun patlamadığı ve kadının kurtulduğu bir final yapılmış. Oysa kader değiştirilemeseydi, bomba yine patlasaydı çok daha çarpıcı ve akılda kalıcı bir son olurdu.
• Bilimsel altyapı da çok oldu bittiye getirilmiş. Sistemde sadece radyo dalgası gönderilebilirken, fizik kuralları hiçe sayılarak ana karakterin fiziksel olarak geçmişe ışınlanması mantıksızdı. Üstelik gönderilen not yüzünden ortağının sadece ölüm şeklinin değişmesi kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarken, ana finalde bu kuralın çiğnenmesi büyük bir tezat.
Özetle: Seyir zevki yüksek ve sürükleyici bir aksiyon olsa da, kendi zaman yolculuğu mantığıyla çelişen finali ve havada kalan bilimsel açıklamaları nedeniyle beklentimin altında kaldı.
📌 Az önce filmi bitirdim ve internetteki yorumlara göz attığımda filmin adeta yerden yere vurulduğunu gördüm. Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben bu evrenin orijinal çizgi dizisine, kitaplarına veya hikayenin derinliklerine pek hakim değilim. O yüzden yapıma arkasındaki o devasa lore'u…devamı📌 Az önce filmi bitirdim ve internetteki yorumlara göz attığımda filmin adeta yerden yere vurulduğunu gördüm. Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben bu evrenin orijinal çizgi dizisine, kitaplarına veya hikayenin derinliklerine pek hakim değilim. O yüzden yapıma arkasındaki o devasa lore'u bilmeden, tamamen bağımsız bir fantastik film olarak yaklaştım. Bu gözle bakınca benim için kafa yormayan, eğlenceli ve vakit geçirmelik, tam anlamıyla "çerezlik" bir fantastik film oldu. Ancak orijinal hikayenin atmosferine ve ruhuna pek sadık kalınmadığı çok net.
• Zaten benim gibi evreni hiç bilmeyen birinin bile filmi sadece "çerezlik" olarak görmesi, aslında yapımın kalitesinin ne kadar düşük olduğunun bir göstergesi. Böylesine köklü ve büyük bir hikayeyi bu kadar basite indirgemek, muhtemelen o evrenin hayranları için büyük bir hayal kırıklığı ve haksızlıktır. Orijinal seriye hakim olanların neden bu kadar öfkelendiğini şimdi çok daha iyi anlıyorum.
• Hikayeyi bilmesem de filmde bariz bir şekilde gözüme batan en büyük problem oyuncu seçimleri oldu. Özellikle Kuzey Kutbu’ndaki su bükücülerin prensesi (Yue) karakteri inanılmaz uyduruk duruyordu. Aynı şekilde Katara’nın abisi Sokka da role hiç oturmamış, eğreti kalan karakterlerden biriydi. Benim gibi dışarıdan bir göz için bile bu cast seçimleri bu kadar göze batıyorsa, hikayeyi kalpten sevenler için durum gerçekten kabul edilemez bir boyuttadır.
Özetle; Evrene yabancı biri için yormayan, zaman geçirmelik bir fantastik film olsa da potansiyelinin çok altında kalan, oyunculuklarıyla sınıfta kalmış bir yapım olmuş.
📌 Az önce Dava Adamı 2 filmini bitirdim ve sıcağı sıcağına yorumlarımı paylaşmak istedim. Hindistan ve Pakistan arasındaki o bitmek bilmeyen gerilimi, stratejik akıl oyunlarını ve casusluk dünyasını konu alan film, neredeyse 4 saatlik süresine rağmen tek bir saniye bile…devamı📌 Az önce Dava Adamı 2 filmini bitirdim ve sıcağı sıcağına yorumlarımı paylaşmak istedim. Hindistan ve Pakistan arasındaki o bitmek bilmeyen gerilimi, stratejik akıl oyunlarını ve casusluk dünyasını konu alan film, neredeyse 4 saatlik süresine rağmen tek bir saniye bile sıkmıyor. "Acaba şimdi ne olacak?" merakı sayesinde zamanın nasıl akıp gittiğini anlamıyorsunuz bile. İlk film için söylediğim tüm olumlu şeyler, fazlasıyla bu film için de geçerli.
• Filmin bu kadar başarılı olmasının en büyük sebebi, arkasındaki muazzam derinlik. Sonunda öğreniyoruz ki her şey Hindistan Milli İstihbaratı'nın 40-50 yıllık o dâhiyane planının bir parçasıymış. Pakistanlı terörist liderin sözlerine karşılık tam 23 yıl boyunca sabırla, ilmek ilmek işlenen bir intikam planı izliyoruz. Tam anlamıyla "Devlet ihmal etmez, yarına bırakır ama yanına bırakmaz" dedirten türden bir sabır hikayesi...
• Bu büyük stratejinin yanında, ana karakterimiz Hamza’nın yaşadığı içsel çatışmalar da filme harika bir psikolojik boyut katmış. Düşman gördüğü, ülkesine saldıran insanların arasında yaşarken verdiği o vicdani ve zihinsel mücadele çok başarılı aktarılmış.
• Sinematografik açıdan ise karşımızda tam bir görsel şölen var. Çekim açıları ve senaryonun işlenişi muazzam. Özellikle aksiyon ve çatışma sahnelerindeki kan ve vahşet unsurları neredeyse bir Testere filmi gerçekçiliğinde yansıtılmış. Bu gerçekçi ölüm ve vahşet sahneleri seyir zevkini zirveye çıkarıyor.
• Eleştirebileceğim tek bir nokta var, o da finaldeki dövüş sahnesi. Hamza’nın vatan sevgisini ve gücünü anlıyoruz ama kendisine saplanan iki bıçak ve neredeyse 10 santimlik iki orak darbesine rağmen Terminatör misali hiçbir şey olmamış gibi Iqbal ile dövüşüp en son onu yakıt tankının üzerine çıkarması biraz abartı kaçmış. Neyse ki, "Bu bir Hint filmi, o kadar olur" diyerek sineye çekebiliyoruz; çünkü bu sahne bile filmin genel kalitesine ve mükemmelliğine gölge düşüremiyor.
• Uzun lafın kısası: Dönem dönem göze batan ufak abartılarına rağmen, her ilmeği zekice örülmüş, sinematik yönü güçlü ve izlediğim en iyi Hint filmleri arasına rahatlıkla girecek bir yapım olmuş. Kesinlikle tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
📌 Diziyi üç yıl önce bitirdiğimde yaşadığım o burukluk, devam filminin geleceğini duyduğum an büyük bir heyecana dönüşmüştü. Ancak bugün filmi izledikten sonra maalesef ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. Yıllarca ilmek ilmek işlenen, derin senaryosu ve ağırlığı olan o koca…devamı📌 Diziyi üç yıl önce bitirdiğimde yaşadığım o burukluk, devam filminin geleceğini duyduğum an büyük bir heyecana dönüşmüştü. Ancak bugün filmi izledikten sonra maalesef ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. Yıllarca ilmek ilmek işlenen, derin senaryosu ve ağırlığı olan o koca efsane, sanki sırf Arthur, Ada ve Thomas Shelby gibi ikonik karakterleri bir şekilde öldürüp defteri kapatmak için aceleye getirilmiş gibiydi. Koca bir sinema filminin, 6 sezonluk dizinin yarım bölümlük bir hikayesi kadar bile derinliğe sahip olmaması gerçekten üzücü. Konu o kadar yüzeysel ve basite kaçmış ki, koca Nazi Almanyası'nın İngiltere ekonomisini batırma planını bizim çaylak bir karaktere emanet etmesi bile senaryodaki bu sığlığı fazlasıyla özetliyor.
• Filmin bir diğer problemi ise o eski, ağırlığı olan tehlikeli atmosferin yerini adeta "veletlerin" alması olmuş. Dizideki o güçlü düşmanların yerini, Tommy’nin oğlu başta olmak üzere mafyacılık oynayan tecrübesiz gençler doldurmuş. Üstelik o kaliteli çatışma sahnelerinden de eser yok; bar sahnesinde askerin gömleğine takılan el bombasını çıkarmak yerine dışarı koşup patlaması gibi absürt anlar dizi kalitesine gölge düşürmüş. Hatta filmi izledikten sonra hafızamı tazelemek için dizinin final bölümünü açtığımda çok net bir tezat fark ettim: Finalde Polly’nin oğlu Michael, Tommy’ye bomba tuzağı kurarken annesinin "Tommy Shelby'yi bir kurşun öldüremeyecek" kehanetini hatırlatıyordu. Gelgelelim filmde Tommy kurşunla ölüyor; adamlar kendi yazdıkları bu muazzam detayı bile atlamışlar. Açıkçası beklentilerimin çok altında kalan, "çekilmeseydi efsane olarak kalırdı" dediğim bir yapım olmuş.