📌 Gelmiş geçmiş en iyi senaryo ve işlenişine sahip 10 film içine rahatlıkla girer. Benim için ise yapılmış en iyi 5 filmden biridir. Nolan bu filmin üzerine çıkan bir film yapamadı şu ana kadar (diğer filmleri de çok iyi olsa…devamı📌 Gelmiş geçmiş en iyi senaryo ve işlenişine sahip 10 film içine rahatlıkla girer. Benim için ise yapılmış en iyi 5 filmden biridir. Nolan bu filmin üzerine çıkan bir film yapamadı şu ana kadar (diğer filmleri de çok iyi olsa da Memento'nun senaryosunu, kurgusunu aşmak kolay değildir artık, kendisi için bile). İlk izleyenler için izlemesi zor bir film olsa da birçok kişinin en sevdiği filmler arasına rahatlıkla girebilir. Sinema tarihinde ters kurgu olayını ''Memento'' dan önce kullanan bir filme şu ana kadar denk gelmedim, eğer yoksa ''Memento'' yu otomatik olarak başyapıt seviyesine çıkarabiliriz zaten. Fikrin mükemmel olması bir yana, fikrin uygun bir senaryoda işlenmesi de mükemmel bir seçimdir. Başka bir filmde olsa herhalde ''fikir güzel, ama işlenişi sıradan veya öykü sıradan'' tarzında yorum yapardık herhalde. Ama bu filmde fikir de senaryo da perdeye yansıyan da 4/4 lüktür. Her sinemaseverin izlemesi gereken modern klasiklerden. Kurgusu harika. İzlerken kendini başrol oyuncusu sanıyorsun, senin hafızanı da 15 dk'lık yapıyor bu filmde. Üst düzey senaryosu ve kaliteli oyunculuklarıyla tam bir başyapıt bana göre.
📌 “Christopher Nolan, hikâyeyi sondan başa anlatarak bizi sadece bir izleyici değil, adeta Leonard’ın bizzat kendisi yapıyor. Eğer film normal bir sırayla aksaydı, kimin iyi kimin kötü olduğunu önden bilip Leonard’a dışarıdan bir gözle kızacak, "Nasıl kandırılıyorsun, anlamıyor musun!" diye onu yargılayacaktık. Ama ters kronoloji sayesinde biz de tıpkı onun gibi geçmişi bilmeden, o an karşımızdakine güvenip güvenmemek arasında kalıyoruz. Böylece kararlarında ona hak veriyor, yaşadığı şokları ve hayal kırıklıklarını tam anlamıyla onun zihninin içindeymiş gibi birebir hissediyoruz.”
📌 Benim anladığım öncelikle filmde bilinenin aksine iki tane kurgu var. Birincisi ve filmin çoğunluğunu anlatan sondan başa doğru giden renkli sahneler. İkincisi filmde ara ara görülen telefon konuşmaları (bu sahnelerde renkler siyah-beyaz) bu siyah-beyaz renkteki sahneler ise baştan sona doğru anlatılarak gidiyor. Yani filmin en sonundaki final sahnesinden öncesini anlatıyor ve iki öykü o harabe evde kesişiyor. Filmdeki bütün düğümde buralarda çözülüyor. Aslında filmdeki bütün ipuçları ikinci kurguda saklı. Yani o telefon konuşmalarını dikkatle dinlediğinizde kafanızda belirli şeyler oluşmaya başlıyor.
-Natalie’nin Leonard’a gerçekleri söyleyip birazdan kapıdan girdiğinde her şeyi unutacağını söylediği sahne…
Nesin sen kadın, Deccal’ın öz kızı mı?