Son zamanlarda çıkan oyunların film halini yapmışlar. Bu biraz hoş ama özgünlük açısından sıfır. Oyunlardaki ana amaç bir anomali varsa bunu fark edip geri dönmek eğer bir anomali yoksa da ilerlemek. Bu sayede çıkışa varabilmek. Filmde ise bu "anomaliler" sadece…devamıSon zamanlarda çıkan oyunların film halini yapmışlar. Bu biraz hoş ama özgünlük açısından sıfır.
Oyunlardaki ana amaç bir anomali varsa bunu fark edip geri dönmek eğer bir anomali yoksa da ilerlemek. Bu sayede çıkışa varabilmek. Filmde ise bu "anomaliler" sadece fiziksel bozulmalarla kalmamış; karakterin gerçek hayatta görmezden geldiği insani sorunları da temsil etmiş.
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada da yaygın olan bir konu: Duyarsızlık/Tepkisizlik
Çevremizde oluşan "anomalilere" (tecavüze, suça, cinayete vb.) toplumun tepki göstermeyişine, duyarsızlığına karşı robotlaşmış insanlara sert bir eleştiri getirmiş.
Psikolojik ve eleştirel yanı açısından iyi olsada bir çok yönden eksik kalmış bir film. Ters köşe yapılmaya çalışılmış olmamış. İzlerken sıkıcı gelmesi falan akıcı değildi yani. Zaman geçirmek için izlenir.
5,5-6/10
Spoiler kısmı
-Başlarda ana karakter iki adım atsa astımı tutuyordu. Sonradan noldu bilmiyorum sel bastı, fareler götürdü sanki mucize olmuş gibi astımı tutmadı.
-Sanırım düşük görsel efektler yüzünden filmin bir kısmını simsiyah yapmışlar :D
-Çocuğun olayını hem anladım hem anlamadım. Adamın oğlu ama anomali olarak sayılmıyor. Madem anomali olarak sayılmıyor neden gerçek değil. Psikolojikmen gerçek olduğu için mi anomali olarak sayılmadı? Biri beni aydınlatabilir mi :")
Bitirir bitirmez yazıyorum. Aşırı derecede rahatsız edici bir filmdi. Bu yüzden izlerken asla zevk almadım. Oyunculuklar beklediğimden kat kat iyi ama senaryo bir o kadar da aptalca yazılmış. Yine bir korku filmi klasiği: Mantıklı şeyler yapmak yerine kendi başlarına hareket…devamıBitirir bitirmez yazıyorum.
Aşırı derecede rahatsız edici bir filmdi. Bu yüzden izlerken asla zevk almadım. Oyunculuklar beklediğimden kat kat iyi ama senaryo bir o kadar da aptalca yazılmış. Yine bir korku filmi klasiği: Mantıklı şeyler yapmak yerine kendi başlarına hareket ediyorlar. Bu yönü aşırı sıkıcıydı. Kötü bir film değil ama beni biraz aştı o yüzden psikolojiniz sağlam değilse izlemeyin. Sağlamsa da izlemeyin çünkü bozmaya müsait. Yine de karar sizin tabi...
Yazdıklarıma aldanmayın. Gerçekten çoğu korku filminden başarılı. Sadece beni çok rahatsız etti. :")
Kısaca "No,no,no,no,nooo..."
(Sanırım biraz rahatsız etti)
5,5-6/10
"Eskiden insan olup sineğe dönüşen bir adamdım. Şimdi ise insan olduğunu düşleyen bir sineğim." Jeff Goldblum'un canlandırdığı Seth Brundle, bilimsel bir deha olarak başlar; ancak deney sırasında yaşanan bir talihsizlik sonucu DNA'sı bir sinekle birleşince hem fiziksel hem de zihinsel…devamı"Eskiden insan olup sineğe dönüşen bir adamdım. Şimdi ise insan olduğunu düşleyen bir sineğim."
Jeff Goldblum'un canlandırdığı Seth Brundle, bilimsel bir deha olarak başlar; ancak deney sırasında yaşanan bir talihsizlik sonucu DNA'sı bir sinekle birleşince hem fiziksel hem de zihinsel olarak dönüşmeye başlar. Ayrıca 1958 yapımlı kült filmin yeniden çekimi olan bir "body horror" filmidir.
Başta "Sineğe dönüşen bir insan mı?" gibi bir düşünceye sahip olsamda film; ilerleyen dakikalarda aslında insanın kendisine olan yabancılaşmasını ve kaçınılmaz değişimini kabullenmesiyle farklı bir boyut açıyor.
1986 yapımı olmasına rağmen makyaj ve efektler baya etkileyiciydi. Hatta makyaj filminin rahatsız ediciliği açısından büyük bir katkı sağlamış. Ama tüm bunlara rağmen filmin sonlarına doğru oldukça hüzünlendiğiniz ve bir sinekle empati yaptığınız sahneler ortaya çıkıyor.
Brundle'nin dönüşümünü izlerken aklıma ilk gelen yapım "Yasak Bölge 9" oldu. Acaba bu filmden mi esinlenmişler diye bir baktım ama öyle olmamış. Eğer iki filmden birini beğendiyseniz diğerini de izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.
8,5/10
Kısaca
-Çılgın bilim adamlarıyla sevişmeyin.
- ...Bir de Hakan vardı, hatırlar mısın? Ayakkabıcının oğlu. -Hatırlamaz olur muyum. Tıpta okuyordu. Doktor bile olmuştur şimdi. -O da öldü. ... -Vay be, kader işte. Seçimlerimizle çaresizliklerimizin birbirine karıştığı nokta: Kader! Bu filmde aşkın romantize edilmiş hâli yok; insanın…devamı- ...Bir de Hakan vardı, hatırlar mısın? Ayakkabıcının oğlu.
-Hatırlamaz olur muyum. Tıpta okuyordu. Doktor bile olmuştur şimdi.
-O da öldü.
...
-Vay be, kader işte.
Seçimlerimizle çaresizliklerimizin birbirine karıştığı nokta: Kader!
Bu filmde aşkın romantize edilmiş hâli yok; insanın bağımlılıklarının, takıntılarının ve kendi kendini tüketişinin en çıplak hâli var.
Oyunculuklar o kadar doğaldı ki herhangi bir yan karakter bile filmin içinde sırıtmıyordu. Zaten bir film izliyormuş gibi değilde karakterlerin hayatlarına pencereden bakıyormuşsunuz gibi geçiyor. İzlerken "Noluyo ya?" hissine kapıldığım çok oldu ama bitirdikten sonra üzerimde tanımlayamadığım bir boşluk hissi kaldı. Sanırım içimde, hayatta birilerinin başına böyle şeylerin geliyor olmasının yarattığı gerçekliğin acısı kalmıştı.
Geçenlerde Hülya Koçyiğit'in Vildan Atasever ile yaptığı kısa bir programı izlemiştim. Sevgili Vildan hanım şöyle bir cümle kuruyordu: "Oyuncu olmak istiyorum. Birilerinin yazdığı, hayal ettiği karakteri canlandırmak istiyorum." Kendisi gerçekten de benim çok kıymet verdiğim bir oyuncu. Bu filmde de zaten "En İyi Kadın Oyuncu" ödülüne layık görülmüş. Kendisini daha bir çok güzel projelerde görmek dileğiyle...
Stefan Zweig'ın hayatına hakim biriyseniz bu kitabı çok seveceksiniz. Kendisi hem 1. Dünya savaşını yaşamış hem de Nazi baskısı altında kalmış biri olarak o dönemlerde neler hissettiklerini bu kitaba bir hayli yansıtmış. Okurken hayatı tekrardan gözlerinizin önünde canlanıyor. Kitap, ressam…devamıStefan Zweig'ın hayatına hakim biriyseniz bu kitabı çok seveceksiniz. Kendisi hem 1. Dünya savaşını yaşamış hem de Nazi baskısı altında kalmış biri olarak o dönemlerde neler hissettiklerini bu kitaba bir hayli yansıtmış. Okurken hayatı tekrardan gözlerinizin önünde canlanıyor.
Kitap, ressam olan Ferdinand ve eşi Paula'nın Avusturya'dan kaçıp İsviçre'ye yerleşmelerini konu ediniyor. Sonradan gelen bir mektupla Ferdinand kendi ülkesi için savaşa çağrılıyor ama asıl hikaye Ferdinand'ın kendi iç savaşı ve bir yandan da karısının baskısıyla başlıyor.
Kendimle en çok ikilemde kaldığım konu burda yer edinmiş: Devlet ve millet (asker) ilişkisi. Bir yandan devletin sadece aç bir vampir olduğunu düşündürürken bir yandan da vatan için savaşmayı bir gereklilik olarak düşündürüyor. Ayrıca askerleri bir çeşit üniformalı katil olarak atfetmesi kabul edilmek istenmeyen gerçeklere olan bir haykırış gibiydi.
Film; Predator türündeki yaratıklardan olan Dek'in, klanı tarafından zayıf görülüp kendini kanıtlaması için Kalisk adlı yaratığı öldürme göreviyle başlıyor. Sanırım bu filmi izlemeden önce Prey(2022) filmini izlemem gerekiyordu ama kendi başına da izlenilebilecek bir yapım olduğunu kanıtladı. Bir bütün olarak…devamıFilm; Predator türündeki yaratıklardan olan Dek'in, klanı tarafından zayıf görülüp kendini kanıtlaması için Kalisk adlı yaratığı öldürme göreviyle başlıyor.
Sanırım bu filmi izlemeden önce Prey(2022) filmini izlemem gerekiyordu ama kendi başına da izlenilebilecek bir yapım olduğunu kanıtladı.
Bir bütün olarak ele alırsak yaratıcı bir yapımdı. (Önceki predator filmlerini izlemediğim için böyle diyorum.) Karakterlerin duygularını gözlerinden hissedebilmek de güzeldi. Zaten yeni nesil CGI efektleri kullanılarak yapılmış ve gayet başarılı olmuş. Sadece dövüş sahneleri biraz yetersiz hissettirdi onun dışında sıkıntı yok.
Filmi izlerken başka yapımlardan alınmış gibi hissettiren birçok şey oldu. Başta Star Wars sahnesi aklıma geldi. Dek'in Thia'yı taşımasını Death Stranding (Thia'yı canlandıran oyuncunun da içinde yer aldığı bir oyun) kargo taşıma sahnesi gibiydi. Biraz alakasız ama Bud adlı karakter maymuna benziyor diye aklıma Wukong oyunu geldi.
Hiç sıkmadan aktı gitti. Eğlenerek izledim. 7/10
Çok abartılan zaman kaybı bir film daha... İzlediğim süre boyunca beni bir dakika bile germedi. Neyse ki akışı iyi olduğu için kapatıp yarım bırakma ihtiyacı da duymadım. Ama yani gerçekten nesini sevmişler tam olarak asla anlamadım. Film boyunca gözüme çarpan…devamıÇok abartılan zaman kaybı bir film daha...
İzlediğim süre boyunca beni bir dakika bile germedi. Neyse ki akışı iyi olduğu için kapatıp yarım bırakma ihtiyacı da duymadım. Ama yani gerçekten nesini sevmişler tam olarak asla anlamadım. Film boyunca gözüme çarpan bir sürü tutarsızlık oldu. En azından oyunculukları kötü değil diye kendimi avuttum. 6/10 normalde bana 6 bile fazla geldi. Korn'un "Daddy" şarkısı beni daha çok germişti. Bir de film gerçek hayattaki olaylardan esinlenilmiş. Açıkçası daha başarılı bir şey çıkmasını beklerdim.
Spoiler sayılır mı bilmiyorum.
Filmde bulduğum korkunç bir şey varsa o da herkesin kendi başına bir iş yapmaya çalışıp becerememesi. Bir de sanırım psikolog kadının berbatlığı.
İlk filmi geride bırakmayan nadir filmlerden. Yine de aşırı beklentiyle izlemeyin derim çünkü ağır ilerliyor (ilk film gibi). Bitirdiğimde acaba 3. de gelir mi diye düşündüm ama gelirse de ne olabilir ki? Olay akışında artık film yapacaklık bir şey kaldığını…devamıİlk filmi geride bırakmayan nadir filmlerden. Yine de aşırı beklentiyle izlemeyin derim çünkü ağır ilerliyor (ilk film gibi). Bitirdiğimde acaba 3. de gelir mi diye düşündüm ama gelirse de ne olabilir ki? Olay akışında artık film yapacaklık bir şey kaldığını sanmıyorum. Saçma bir biçimde filmin sonuna gereksiz bir aksiyon koyup kapanışı yaptılar. Konu olarak ise biraz "bird box" filmine benziyor. Eğer o filmi sevdiyseniz bunu da net seversiniz. 6,5-7/10
1973 yapımı harika bir film. Korku türü değil ama ben "distopik korku" diye bahsetmek isterim. Çünkü görselliği hem rahatsız edici türden hem de hayran bırakıyor. İçerik olarak bir tür modern toplum eleştirisi denebilir. İnsanların birkaç yönünü metaforlarla muhteşem göstermişler. İzlerken…devamı1973 yapımı harika bir film. Korku türü değil ama ben "distopik korku" diye bahsetmek isterim. Çünkü görselliği hem rahatsız edici türden hem de hayran bırakıyor. İçerik olarak bir tür modern toplum eleştirisi denebilir. İnsanların birkaç yönünü metaforlarla muhteşem göstermişler. İzlerken kendinizi Kafka gibi hissedebilirsiniz. Aslında üzerine daha fazla konuşulabilir ama diyeceğim tek şey gidin ve izleyin! (All Tomorrows'a benzettim) 8,5/10