Ameliyattan sonra saçlarım o kadar dökülüyo ki sıfıra vurmama ramak kaldı bu en zorlandığım durum saçlarımı çok severdim çok üzülüyorum üzüldükçe daha çok dökülüyo stres beni mahvetti
Kendi iç dünyamıza gerçekleştirdiğimiz bazı yolculuklar vardır ve buna ister istemez diğer insanlar da dâhil olur. Bilirsiniz, birini sevmek gibi; bazen yerin yedi kat altını da görebilirsiniz. Gökkuşağını da… Tüm hırçınlığınızla dağılan parçaları toparlamaya çalışsanız da artık dönüş yoktur. Bütün…devamıKendi iç dünyamıza gerçekleştirdiğimiz bazı yolculuklar vardır ve buna ister istemez diğer insanlar da dâhil olur. Bilirsiniz, birini sevmek gibi; bazen yerin yedi kat altını da görebilirsiniz. Gökkuşağını da… Tüm hırçınlığınızla dağılan parçaları toparlamaya çalışsanız da artık dönüş yoktur. Bütün çabalar, sessiz birer çığlık ve acımasız yok oluşlara vesile olur; tamamen sağırlaşmıştır.
Bazen duygular, dikenli bir patikadan yürümeye benzer: sonuçsuz çabalar tutuklu kalan namlu gibidir. Siz yine de sonuna ermeye gayretlisinizdir. Şayet bazen istenmediğiniz yere, yüzsüz bir kara kedi gibi sırnaşmaya çalışırsınız ve hoş ki bu da rahatsızlık verir. Yeni ekilmiş bir fidenin verdiği ilk tohumlar gibidir. Baharın serzenişi; biraz yağmur, biraz meltem eşlik eder.
Bütün umudunuzla ektiğiniz sevginize büyük fırtınalara göğüs gerebildiğiniz müddetçe çiçekler filizlenebilir. Çiçeğinize verdiğiniz emeğin daima bir karşılığı olmayabilir. Adı üstünde çiçek; bazen toprağını beğenmez, bazen güneş fazlaca kavurur. Siz başına geçip şemsiye de açsanız, faydasız kalabilir. Bazen kelebekler ölür, toprak çürür, kalp susar… :)
izlemek için beyninizi kapıda bırakıp kalbinizi açmanız gereken bir film. Bir çocuk filminin masumiyetiyle, yetişkinlerin hayat mücadelesini harmanlayan, iç ısıtan, biraz duygusal, biraz da komik bir "modern peri masalı". Teknoloji korkulacak değil, kucak açılacak bir şey olarak sunulur. İçinizdeki çocuğa…devamıizlemek için beyninizi kapıda bırakıp kalbinizi açmanız gereken bir film. Bir çocuk filminin masumiyetiyle, yetişkinlerin hayat mücadelesini harmanlayan, iç ısıtan, biraz duygusal, biraz da komik bir "modern peri masalı". Teknoloji korkulacak değil, kucak açılacak bir şey olarak sunulur. İçinizdeki çocuğa hitap eden, sıcak bir battaniye gibi sarıp sarmalayan, naif filmlerden. Sanki üzerinize yıldız tozu serpiştiriyor. Unutmayın: Bazen hayatın en büyük mucizeleri, en küçük paketlerin içinden çıkar. Ve bu filmde o paket, sevimli, cızırtılı, uçan minik robotlardır. 🛸✨
Spoiler içeriyor
23. yüzyıl Dünya'sı, her 5.000 yılda bir beliren "kötülük" (dev karanlık enerji topu) tarafından tehdit edilir. Kurtuluş, dört elementi (ateş, su, toprak, hava) simgeleyen taşlar ve insan formundaki *beşinci element* Leeloo* ile mümkündür. Uzaylı ırk Mondoshawanlar'ın koruduğu elementler, endüstri devi…devamı23. yüzyıl Dünya'sı, her 5.000 yılda bir beliren "kötülük" (dev karanlık enerji topu) tarafından tehdit edilir. Kurtuluş, dört elementi (ateş, su, toprak, hava) simgeleyen taşlar ve insan formundaki *beşinci element* Leeloo* ile mümkündür. Uzaylı ırk Mondoshawanlar'ın koruduğu elementler, endüstri devi Zorg'un saldırısıyla yok olur. Leeloo laboratuvarda diriltilir, kaçar ve eski komando taksi şoförü Korben'in aracına düşer. Leeloo, Korben ve rahip Cornelius, taşları almak için lüks uzay oteli Fhloston Paradise'a gider. Taşları koruyan opera sanatçısı Diva ölür, Zorg ise kendi bombasıyla yok olur. Leeloo, insanlığın şiddet tarihine umutsuzlukla bakarken, Korben'in aşkı onu güçlendirir. Dört taşın enerjisiyle "ilahi ışık" yayarak kötülüğü yok eder.
Kusurlu Bir Başyapıt
Beşinci Element, estetik yenilikçiliğiyle bilimkurgu sinemasında çığır açtı: Jean-Paul Gaultier ve Moebius'un yarattığı evren, 25+ yıl sonra bile tazeliğini koruyor. Ancak Luc Besson'un lisede yazdığı senaryonun olgunlaşmamışlığı, karakterlerin derinlikten yoksunluğu ve tonal tutarsızlıkları eleştirilere yol açabiliyor.
Spoiler içeriyor
İsyan insan olmanın özünü duygularda arayan; baskıya karşı bireysel direnişi yücelten, görsel ve felsefi katmanlarıyla unutulmaz bir distopya. Üçüncü Dünya Savaşı sonrasında kurulan *Libria* adlı totaliter devlette, insanlık duygularını kaybetmiştir. Barışı korumak adına, halka her gün *Prozium* adlı bir ilaç…devamıİsyan insan olmanın özünü duygularda arayan; baskıya karşı bireysel direnişi yücelten, görsel ve felsefi katmanlarıyla unutulmaz bir distopya.
Üçüncü Dünya Savaşı sonrasında kurulan *Libria* adlı totaliter devlette, insanlık duygularını kaybetmiştir. Barışı korumak adına, halka her gün *Prozium* adlı bir ilaç enjekte edilir. Bu ilaç, nefret ve şiddeti kontrol ettiği gibi sevgi, sanat ve merhamet gibi tüm insani duyguları da yok eder. Duygulara dair her şey yasaktır: Sanat eserleri yakılır, kitaplar imha edilir, müzik dinlemek idam sebebidir...
Spoiler içeriyor
Kurallarla kontrol edilen steril bir tesiste yaşayan klonlar. "Ada" adlı dünyanın son temiz bölgesine gitmek için düzenlenen çekilişi kazanmayı ummaktadır. Ancak Lincoln, tesisteki rutinlerin altında yatan korkunç gerçeği keşfeder: Klonlar, orijinal insanlar için yedek organ kaynağı olarak yetiştirilmektedir ve "Ada"…devamıKurallarla kontrol edilen steril bir tesiste yaşayan klonlar. "Ada" adlı dünyanın son temiz bölgesine gitmek için düzenlenen çekilişi kazanmayı ummaktadır. Ancak Lincoln, tesisteki rutinlerin altında yatan korkunç gerçeği keşfeder: Klonlar, orijinal insanlar için yedek organ kaynağı olarak yetiştirilmektedir ve "Ada" aslında ölüm anlamına gelmektedir. Lincoln ve Jordan, bu gerçeği öğrendikten sonra kaçarak hem kendi hayatlarını kurtarmaya hem de diğer klonları özgürleştirmeye çalışırlar.
---
Film, klonlama etiği, insan hayatının ticarileştirilmesi ve totaliter sistem eleştirisi gibi derin temalar işler. Özellikle "insanlık" kavramını sorgulayan sahneler, *Blade Runner* ve *Logan’s Run* gibi klasik bilim kurgulardan izler taşır. Ancak bazı eleştirmenler, bu felsefi sorgulamaların aksiyon sahneleriyle kesintiye uğradığını ve konunun yüzeysel kaldığını belirtmiştir.
-Tüm sendelemeler ve düşüşler, beni buraya getirmek içindi. Yönetmenliğini Richard Curtis'in üstlendiği *About Time*, zaman yolculuğunu merkeze alan ancak temelde insan ilişkilerini ve anı yaşamanın değerini vurgulayan bir romantik komedi-dram filmidir. 21. yaş gününde, babası (Bill Nighy) tarafından ailelerinin erkeklerinin…devamı-Tüm sendelemeler ve düşüşler, beni buraya getirmek içindi.
Yönetmenliğini Richard Curtis'in üstlendiği *About Time*, zaman yolculuğunu merkeze alan ancak temelde insan ilişkilerini ve anı yaşamanın değerini vurgulayan bir romantik komedi-dram filmidir.
21. yaş gününde, babası (Bill Nighy) tarafından ailelerinin erkeklerinin zamanda geriye gidebilme yeteneğine sahip olduğunu öğrenen Tim Lake (Domhnall Gleeson), bu gücü hayatını "mükemmelleştirmek" için kullanmaya karar verir. İlk hedefi, aşk hayatını düzeltmektir. Londra'da avukatlık stajı yaparken Mary (Rachel McAdams) ile tanışır ve onun kalbini kazanmak için defalarca zamanda geriye gider.
Ancak film, sıradan bir romantik komedinin ötesine geçer. Tim, zaman yolculuğunu hayatındaki diğer önemli anları düzeltmek için de kullanır: kız kardeşi Kit Kat'ın (Lydia Wilson) travmatik bir ilişkiden kurtulmasına yardım eder, babasıyla olan bağını güçlendirir ve en nihayetinde, kaçınılmaz kayıplarla yüzleşmeyi öğrenir.
Spoiler içeriyor
26. yüzyılda, savaş sonrası çökmüş bir dünyada geçen film, Dr. Dyson Ido'nun bir hurda yığınında bulduğu terk edilmiş bir cyborg beynini (Alita) yeniden inşa etmesiyle başlar. Alita, hafızasını kaybetmiş olsa da, içgüdüsel olarak üstün dövüş yeteneklerine sahip olduğunu keşfeder. Iron…devamı26. yüzyılda, savaş sonrası çökmüş bir dünyada geçen film, Dr. Dyson Ido'nun bir hurda yığınında bulduğu terk edilmiş bir cyborg beynini (Alita) yeniden inşa etmesiyle başlar. Alita, hafızasını kaybetmiş olsa da, içgüdüsel olarak üstün dövüş yeteneklerine sahip olduğunu keşfeder. Iron City'de, insanların ve cyborgların bir arada yaşadığı kaotik bir ortamda, geçmişini aramaya başlar.
Dr. Ido, Alita'yı korumaya çalışırken, genç bir avcı olan Hugo ile duygusal bir bağ kurar. Ancak Hugo'nun, elitlerin yaşadığı gökyüzündeki şehir Zalem'e ulaşma hayali, onu tehlikeli bir suç örgütüyle iş birliği yapmaya iter. Alita, kendisini hedef alan cyborg katiller ve Zalem'i kontrol eden gizemli güç Nova ile yüzleşir. Aynı zamanda, geçmişinin izini sürdükçe, Mars Federasyonu'na ait bir savaş makinesi olduğunu ve "Panzer Kunst" adlı ölümcül bir dövüş sanatında uzmanlaştığını öğrenir.
Motorball adlı acımasız bir spor turnuvasına katılan Alita, hem Zalem'e ulaşma şansını hem de Nova'ya meydan okuma fırsatını elde eder. Ancak Hugo'nun trajik kaderi ve Nova'nın manipülasyonları, Alita'yı insanlık, aidiyet ve gerçek kimlik sorgulamalarıyla baş başa bırakır. Film, Alita'nın Nova'ya karşı mücadelesini sürdüreceğini ima eden bir açık sonla biter.
1982 yapımı orijinal *Tron* filminin devamı niteliğinde olan ve dijital bir evrende geçen bilimkurgu-macera filmidir. Yönetmenliğini Joseph Kosinski'nin üstlendiği filmin hikâyesi şöyledir: Kevin Flynn (Jeff Bridges), 1980'lerde dijital dünya "Grid"i yaratan dahiyane bir bilgisayar programcısıdır. Ancak oğlu Sam (Garrett Hedlund)…devamı1982 yapımı orijinal *Tron* filminin devamı niteliğinde olan ve dijital bir evrende geçen bilimkurgu-macera filmidir. Yönetmenliğini Joseph Kosinski'nin üstlendiği filmin hikâyesi şöyledir:
Kevin Flynn (Jeff Bridges), 1980'lerde dijital dünya "Grid"i yaratan dahiyane bir bilgisayar programcısıdır. Ancak oğlu Sam (Garrett Hedlund) küçükken ortadan kaybolur. Yıllar sonra, yetişkin Sam, babasının kayıp şirketi ENCOM'un yönetiminden uzak durmaktadır. Bir gün, Kevin'in eski arkadaşı Alan Bradley (Bruce Boxleitner), Sam'e babasından bir mesaj aldığını söyler. Sam, babasının kayıp olduğu arcade salonuna gider ve kendini beklenmedik şekilde **Grid**'e ışınlanmış halde bulur.
Grid'de, Kevin Flynn'in yarattığı ancak kontrolünü kaybettiği totaliter bir dijital dünya hüküm sürmektedir. Kevin'in kendi kopyası olan **CLU** (aynı zamanda Jeff Bridges tarafından canlandırılıyor), mükemmel bir sistem yaratma takıntısıyla Grid'i ele geçirmiş ve Kevin'i uzun yıllar boyunca hapsetmiştir. Sam, Grid'de tanıştığı savaşçı program **Quorra** (Olivia Wilde) ile birlikte babasını bulur ve CLU'nun gerçek dünyaya açılan bir portalı kullanarak insanlığı tehdit etme planını durdurmaya çalışır.
Baba-oğul, Quorra'nın yardımıyla CLU'nun ordularına karşı savaşırken, ışık diskleri, tanımlayıcı motosikletler ve ölümcül oyunlar arasında mücadele ederler. Kevin, CLU ile yüzleşmek ve oğlunu kurtarmak için nihai bir fedakârlık yapmak zorunda kalır. Film, dijital özgür irade, insanlık ve teknolojinin sınırları gibi temaları işlerken, görsel olarak **neo-noir** ve **cyberpunk** estetiğiyle dikkat çeker.
Kendi kendimizi çevrelediğimiz yıkılmaz sandığımız distopik bir evrene hapsolmuş birer guguk kuşlarıyız diyerek başlayayım Özetle zenginden al fakire ver mantığı işlenmiş tatil köyüne giden bir grup zenginin eğlence fetişi sonucu para karşılığı ve ada kanunları gereği ya siz ya da…devamıKendi kendimizi çevrelediğimiz yıkılmaz sandığımız distopik bir evrene hapsolmuş birer guguk kuşlarıyız diyerek başlayayım
Özetle zenginden al fakire ver mantığı işlenmiş tatil köyüne giden bir grup zenginin eğlence fetişi sonucu para karşılığı ve ada kanunları gereği ya siz ya da üretecekleri klonların idam edilmesi şeklinde ilerleyen filmin subliminal sekansları ve sanat yönetmenliği göz doldurucuydu sadece film başında anı ışık uyarısı verilmesi gerekli nöbet tetikleyen cinsten sahneler bulunduruyor
Yazar notu; yaş sınırı +21 olmalıydı