" İnsanların körleşme arzusu hep hafife alınır. Var olduğunu bilmek isemiyorlarsa, ömürleri boyunca yanından geçip seni asla görmeyebilirler." #Empedoklesindostları
"...hem gelecek hem de geçmiş ölümü taşıyor, yaşamı taşıyan ise sadece şimdiki zaman, tıpkı güneşi ve sarhoşluğu taşıyan bir üzüm tanesi gibi..." AMİN MAALOUF, Empedokles'in Dostları
Hayatın yollarında hiç durmadan tarihimizin can sıkıcı cesetlerine takılıp sendeliyoruz. Ama geçmişiyle boğuşmaktan usanan insanlık eğer bir gün geleceğiyle karşılaşsa, onu tanıyabilecek mi? Kendini onda bulup, onun güçlü ve sıcak bedenine avuçlarını dayayabilecek mi? AMİN MAALOUF, Empedokles'in Dostları
Herkes için aynı mı geçiyor bilmiyorum ama ben bayramlarda hep misafir ağırlar ve misafirin olmadığı zamanlarda ise ya uyur ya da telefonla ilgilenirdim. Bu sefer boş geçen zamanımı bir şeyler izleyerek geçirmek istedim. Sitcom dizilerinden How I Met Your Mother…devamıHerkes için aynı mı geçiyor bilmiyorum ama ben bayramlarda hep misafir ağırlar ve misafirin olmadığı zamanlarda ise ya uyur ya da telefonla ilgilenirdim. Bu sefer boş geçen zamanımı bir şeyler izleyerek geçirmek istedim. Sitcom dizilerinden How I Met Your Mother dizisi hoşuma gidiyordu yani baştan başlayıp izlememiştim ama kesit kesit görmüştüm. Onun dışında That 70's Show' u izleyip yarıda bırakmıştım ve açıkçası Friends dizisini de sadece duymuştum. Bu şekilde bir bölüm gördüğümde boş zamanımı doldurmaktan başka bir amacım yoktu hem şov gibiydi hem de bazı ünlüleri konuk alacakları için merak etmiştim.
Neyse uzun lafın kısası Friends ekibini 17 yıl sonra tekrar bir araya getiriyorlar ve oyuncular da 10 yıl boyunca çektikleri dizi hakkında yaşadıkları olayları anlatıyorlar. Diziyi izlemediğim için ilk başlarda kimin kim olduğunu anlamam uzun sürdü ama izlememe rağmen duygulandım. Zaten arkadaş temalı dizi ve filmleri çok severim yani hep bir grup arkadaşım olmasını istemiştim ama ne yazık ki kafa dengi birilerini bulamadım 🥺 bu hep içimde bir ukte olarak kaldı. Umarım benim de Friends'teki gibi bir arkadaş grubum olur. Evet kendimi de acındırdığıma göre devam edelim. 😅
Bu bölümde en çok hoşuma giden şey o masada oturup bazı sahneleri tekrar canlandırmaktı sanırım.
Onun dışında güzeldi, diziye başlama sebebim olabilir.
NİSAN AYI ÖZETİM OKUDUKLARIM: ✔️Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş İZLEDİKLERİM: ✔️ Leyla ile Mecnun (ikinci sezon) ✨236 sayfa ✨ Yine bomboş geçen bir ay. Artık eskisi gibi bir şey yapma isteğim yok ve bu durum beni rahatsız etmeye başladı. Eskiden…devamıNİSAN AYI ÖZETİM
OKUDUKLARIM:
✔️Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
İZLEDİKLERİM:
✔️ Leyla ile Mecnun (ikinci sezon)
✨236 sayfa ✨
Yine bomboş geçen bir ay. Artık eskisi gibi bir şey yapma isteğim yok ve bu durum beni rahatsız etmeye başladı.
Eskiden filim izlerdim kitap okurdum şimdi filmin ilk dakikasında sıkılmaya başlıyorum. Çok meşgul bir insan da değilim yani başka şeylerle uğraşıyorum diyeyim. Tüm gün elimde telefon Instagram YouTube Twitter arasında gidip geliyorum. Sanırım sosyal medya detoksuna başlamalıyım.
MART AYI ÖZETİM İZLEDİKLERİM: ✔️Yıldızlararası OKUDUKLARIM: ✔️Yeraltından Notlar ✨127 sayfa ✨ Yayınlamayı unutmuştum. Unutmakta da haklıyım bence bomboş geçen bir ay olmuş
Spoiler içeriyor
Merhabalar değerli kitapsever dostlarım. Bugün konusuyla sizleri etkileyecek bir kitapla karşınıza çıktım. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Jose Saramago'nun 2005 yılında yayımladığı bir romandır. Jose Saramago'dan bahsedecek olursak daha önce hiçbir eserini okumadım ama "Körlük" kitabını çok duydum. Bu kitap…devamıMerhabalar değerli kitapsever dostlarım. Bugün konusuyla sizleri etkileyecek bir kitapla karşınıza çıktım. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Jose Saramago'nun 2005 yılında yayımladığı bir romandır. Jose Saramago'dan bahsedecek olursak daha önce hiçbir eserini okumadım ama "Körlük" kitabını çok duydum. Bu kitap hakkında bir eleştiri yapamam ama yazarımızın Nobel edebiyat ödülünü almasına vesile olan bu kitabın güzel olduğunu düşünüyorum.
Neyse asıl meseleye gelecek olursak kitap, "Ertesi gün hiç kimse ölmedi..." cümlesiyle okurları karşılıyor ve bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir zamanında insanlık tarihinin daha önce görmediği bir olayı konu ediniyor.
Ölüm görevine son veriyor...
Düşünsenize artık ölüm yok ve bu dünyada kapana kısılmışsınız. İlk başta kulağa çok güzel geliyor değil mi ? Benim hoşuma gitmişti. Ne güzel kayıp duygusu yaşamayacağım diyordum, annem ve babam sonsuza kadar benimle birlikte olacak. Hele ki bu aralar bu düşüncelerle kafayı bozmuş biri olarak gerçekten bunu çok isterdim ama ne yazık ki her güzel şeyin bir dezavantajı oluyormuş. Kitapta da bize bunlardan bahsediliyor; asansör düşüyor ve paramparça olmuş o vücut yaşamaya devam ediyor, acısını derinlerden hissediyor keşke ölsem de kurtulsam diyor ama yaşamak zorunda çünkü ölüm artık yok. Aynı şekilde yaşlılar derilerinin ağırlığı altında ezilirken ve kolunu bile kaldıracak güçleri yokken yaşamaya devam etmek zorundalar çünkü ölüm yok. Hani ince hastalık geçiren insanların vefatının ardından en azından kurtuldu, artık acı çekmiyor denilir ya burada öyle bir şey de yok. Kurtulamıyor insanlar.
Romanımızda hayat bu şekilde devam ediyor. Yaşlılar çoğalıyor, nüfus artıyor, hastaneler tıklım tıklım... Artık hastanedeki insanları evlerine gönderiyorlar çünkü yapacakları bir şey yok bu yüzden evlerde mutsuzluk bulutları geziniyor. Devletin de mutlu olduğu pek sayılmaz çünkü emekli olan insanlar artıyor ve nüfus genel olarak artarken tüketim de artıyor böyle böyle dertler diz boyu iken aylar sonra bir gün eflatun renkli bir zarf ortaya çıkıyor.
Bu zarfın içinde de ölümün artık geri geldiği ve gelmeden sekiz gün önce de ölen kişiye haber verileceği yazıyor. Bu haber de eflatun renkli zarfla ölen kişiye iletileceği belirtiliyor. Amaç haberi alan kişinin bu sekiz gün içinde borçlarını ödemesi ve ailesiyle veda etmesi için bir süre tanımak.
Durum böyleyken eflatun renkli zarfı alan insanlar derin bir bir karamsarlığa bürünüyor bazıları borçları ödemek şöyle dursun kendini alkole veriyor ve daha önce yapmaktan çekindiği çoğu şeyi yapmaya başlıyor.
Aslında bu roman neredeyse her insanın istediği bir olayı konu ediniyor. Yani ölümün olmamasını hepimiz isteriz. Bu sadece kendimiz için de değil, sevdiğimiz insanların ölmemesini isteriz. Eğer ölümsüzlüğe ulaşamıyorsak da en azından öleceğimiz tarihi öğrenelim diye düşünürüz ama bu da bizi karamsar olmaktan öteye götürmez.
Ölüm görevine bu şekilde devam ederken bir gün eflatun renkli zarf yerine ulaşamadan geri geliyor bu durum da ölümün işini zorlaştırıyor.
Ve daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yapıyor.
Sonunu da siz merak edin istedim. Zaten çoğu şeyi anlattım. Normalde böyle yapmayacaktım sizi meraklandıracaktım ama şu çenemi tutamadım. 😅
Kitabın genel hatlarına bakacak olursak yazarımız nokta ve virgülden başka noktalama işareti kullanmamış ve bu da biraz kafanızı karıştırabilir yani okurken diyaloglar bile virgülle ayrıldığından kimin konuştuğunu anlamak için tekrar tekrar okuyabilirsiniz ama ileriki sayfalarda normal bir durummuş gibi gelecek.
Şimdiden iyi okumalar sağlıcakla kalın. 🪷
Merhabalar bugün Interstellar yani Yıldızlararası filmiyle karşınızdayım. Uzun zamandır film izlememiştim hatta bu ay izlediğim tek film diyebilirim. Bir ara bu filmi izlemeye başlamıştım fakat yurt internetiyle en fazla 30 dakikasına kadar gelebilmiş ve internete söve söve kapatmıştım. Bugün düzenlenen…devamıMerhabalar bugün Interstellar yani Yıldızlararası filmiyle karşınızdayım. Uzun zamandır film izlememiştim hatta bu ay izlediğim tek film diyebilirim. Bir ara bu filmi izlemeye başlamıştım fakat yurt internetiyle en fazla 30 dakikasına kadar gelebilmiş ve internete söve söve kapatmıştım. Bugün düzenlenen film gecesi etkinliğinde bu filmin olduğunu öğrenince koşa koşa gittim diyebilirim.
Film, dünyanın artık eskisi gibi verimli olmadığı zamanlarda yani ekilen buğdayların bile yenilemeyecek bir durumda olduğu zamanlarda Nasa'nın yeni bir gezegen arayışını konu alıyor. Düşününce ne gerek var diyorsunuz yani dünyamız var işte, hayat var, bildiğimiz yerler ama filmde kıtlık had safhada ve insanlığın kurtuluşu için yeni bir yer bulunması gerekiyor.
Film çok uzun sürmesine rağmen çok etkileyiciydi. Özellikle sonlara doğru o kadar üzüldüm ki anlatamam. Murph'nin babasına gönderdiği kayıtta "Bugün aynı yaştayız artık gel" demesi ve zamanında hayalet olarak adlandırdığı kişinin aslında babasından gelen mesajlar olması ve de son olarak Murph' nin babasından daha yaşlı olarak dünyaya göz yumması. (Jupitere de göz yummuş olabilir burada tereddüt ettim.)
Neyse uzun lafın kısası; genel olarak etkileyici bir filmdi. Bazı yerlerde bilimsel terimler kullanıyor bu biraz kafa karıştırıcı olabilir ama bilim kurgu izleyenlere çok tuhaf geleceğini zannetmiyorum ve izlemenizi tavsiye ediyorum. 👍🏻
Merhabalar uzun zamandır yoktum. Bu süreçte ne kitap okuyasım ne de dizi veya film izleyesim geliyordu. Normalde böyle zamanlarda içimi rahatlatan, bana enerji veren kitaplar okumak daha iyi geliyordu ama maalesef ki bu kitabı okumak zorundaydım. Ben de okudum. İçim…devamıMerhabalar uzun zamandır yoktum. Bu süreçte ne kitap okuyasım ne de dizi veya film izleyesim geliyordu. Normalde böyle zamanlarda içimi rahatlatan, bana enerji veren kitaplar okumak daha iyi geliyordu ama maalesef ki bu kitabı okumak zorundaydım. Ben de okudum.
İçim o kadar kararmıştı ki yeraltı adamıyla aynı durumda hissediyordum kendimi hatta bazen kitabı elime bile almak istemiyordum. Neredeyse bir ay boyunca elime debelenip duran bu kitap ruh halim iyi olsaydı favorilerime bile ekleyeceğim bir türe dönüşebilirdi.
Dostoyevski öyle müthiş bir yazar ki 19. yüzyılda bile günümüzdeki insanları yazabilmiş. Ya da insanlar geçmişte de şimdi de aynı durumdaydı bilemeyiz.
Genel olarak kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm "Yeraltı" adıyla yeraltı adamının düşüncelerinden oluşuyor. Bu bölüm açıkçası beni zorladı çünkü o kadar ağır ki bazen dediklerini anlayamıyorum. Belki benden kaynaklanan bir şeydi bu.
İkinci bölüm ise "Notlar" adıyla yayınlanmış ve yeraltı adamının hayatından birkaç kesite yer vermişti.
Notlar bölümünde üç ayrı hikaye yer alıyor ve bunlarda genellikle yeraltı adamını umursamamalarını, onu hep ezmelerini ve buna karşı yeraltı adamının da intikam alma arzusunu anlatıyor.
Okumak için güzel bir kitap hatta muhteşem bir kitap. Ama bence bu tarz kitaplar ilk okuyuşta kavranan kitaplardan değil. Anlamamız için defalarca okumamız gerekiyor. tavsiye ederim 😊