“Memento” (2000), Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği zihin yakan, ters kurgusuyla efsaneleşmiş bir neo-noir gerilim filmi. Başrolde Guy Pearce, hafıza kaybı yaşayan Leonard Shelby karakterini canlandırıyor ve film, onun karısının katilini bulma mücadelesini konu alıyor. Ama olay şu: Leonard’ın kısa süreli…devamı“Memento” (2000), Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği zihin yakan, ters kurgusuyla efsaneleşmiş bir neo-noir gerilim filmi. Başrolde Guy Pearce, hafıza kaybı yaşayan Leonard Shelby karakterini canlandırıyor ve film, onun karısının katilini bulma mücadelesini konu alıyor. Ama olay şu: Leonard’ın kısa süreli hafızası yok, yani yeni edindiği bilgileri sadece birkaç dakika hatırlayabiliyor.
Bu yüzden Leonard, tüm ipuçlarını fotoğraflarla, notlarla ve hatta vücuduna dövme yaptırarak saklıyor. Ancak filmdeki en büyük numara şu: Hikâye tersine anlatılıyor! Siyah-beyaz sahneler düz bir zaman akışında giderken, renkli sahneler tersten, yani son sahneden geriye doğru ilerliyor. Böylece izleyici, olayları Leonard gibi parça parça öğreniyor ve her an bir önceki sahnenin ne anlama geldiğini sorgulamak zorunda kalıyor.
Film, hafıza, kimlik ve intikam kavramlarını inanılmaz bir şekilde sorgularken, izleyiciyi de tam anlamıyla Leonard’ın zihninin içine hapsediyor. Eğer zamanla, gerçeklikle ve anlatı yapısıyla oynayan filmleri seviyorsan, Memento tam anlamıyla bir başyapıt. Ama dikkat et, filmi bir kere izlemek yetmeyebilir, çünkü her detay olayın farklı bir yönünü gösteriyor!
Kısa süreli hafızaya sahipsen eğer seni kullanırlar !!! “Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var.”
-pulp fiction(1994): tarantino'nun en ikonik yapımlarından biri olan pulp fiction, karmaşık anlatı yapısı ve unutulmaz diyaloglarıyla sinema dünyasında devrim yaratmıştır. film, cannes film festivali'nde altın palmiye ödülünü kazanmış ve kült bir klasik haline gelmiştir. https://appraf.com/title/movie/-748o “Bir kişi olman, kişiliğin olduğu…devamı-pulp fiction(1994): tarantino'nun en ikonik yapımlarından biri olan pulp fiction, karmaşık anlatı yapısı ve unutulmaz diyaloglarıyla sinema dünyasında devrim yaratmıştır. film, cannes film festivali'nde altın palmiye ödülünü kazanmış ve kült bir klasik haline gelmiştir.
https://appraf.com/title/movie/-748o
“Bir kişi olman, kişiliğin olduğu anlamına
gelmez.”
Cevaplarım seni korkutuyorsa, korkutucu sorular sormaktan vazgeç.
schindler’s list (1993) bazı filmler vardır, “izledim” demezsin. “tanık oldum” dersin. schindler’s list tam olarak o çizgide. holokost’u anlatıyor deniyor ama mesele anlatmak değil burada. mesele yüzüne çarpmak. siyah-beyaz tercih falan estetik bir karar gibi duruyor ilk bakışta. değil. renk…devamıschindler’s list (1993)
bazı filmler vardır, “izledim” demezsin.
“tanık oldum” dersin.
schindler’s list tam olarak o çizgide.
holokost’u anlatıyor deniyor ama mesele anlatmak değil burada.
mesele yüzüne çarpmak.
siyah-beyaz tercih falan estetik bir karar gibi duruyor ilk bakışta.
değil.
renk yok çünkü umut da yok.
ya da varsa bile çok uzakta.
⸻
başrolde Liam Neeson var.
oskar schindler karakteri “iyi adam” diye başlamıyor.
tam tersine:
savaşın içinde fırsat kovalayan, para peşinde bir iş insanı.
sonra film yavaş yavaş şunu gösteriyor:
insan dediğin şey tek bir kimlik değil.
koşullara göre şekil alan bir şey.
⸻
Ralph Fiennes’in oynadığı amon göth karakteri ise filmin asıl rahatsız edici tarafı.
çünkü klasik kötü değil.
bağıran çağıran, “ben kötüyüm” diyen biri hiç değil.
aksine:
kahvaltısını yapıyor,
şaka yapıyor,
sonra birini vuruyor.
ve bunu aynı ruh haliyle yapıyor.
işte film burada çöküyor zaten.
⸻
yönetmen Steven Spielberg bu filmde gösteriş peşinde değil.
kamera bağırmıyor.
müzik manipüle etmiyor.
her şey geri çekilmiş.
sanki izleyen değil de “utanması gereken” seyirciymiş gibi.
⸻
filmin en ağır tarafı:
şiddeti büyütmemesi.
küçültmesi.
günlük hale getirmesi.
ve tam orada insanın içine oturması.
⸻
oskar schindler’in dönüşümü de klasik “kahraman doğar” hikâyesi değil.
yavaş.
istemeden.
zorunda kalarak.
ve en önemlisi:
geç kalmışlık hissiyle.
⸻
film boyunca sürekli şu duygu var:
“biliyorlar ama yapmıyorlar.”
“görüyorlar ama alışıyorlar.”
ve en korkuncu da bu zaten.
⸻
özet:
schindler’s list bir holokost filmi değil sadece.
insanın sistem içinde nasıl normalleşebildiğinin filmi.
ve bitince akılda kalan şey hikâye değil.
bir cümle oluyor:
“iyi insanlar bazen yeterince erken iyi olamıyor.”
Karanlıktaysan gölgen bile seni yalnız bırakır.