Spoiler içeriyor
Dekorları, kostümleri, çekim açılarını çok beğendim. Doğa-kapalı ortam arasındaki dengeyi korumaları, kapalı yerlerin açık tonlarda olması ferah bir hava katıyor. Görüntü anlamında insanı bunaltacak, tedirgin edecek hiçbir şey yok. Zarafet içinde bir ihtişam. Kesinlikle ağır süslemelerle oluşturulmuş bir dekorasyon yok.…devamıDekorları, kostümleri, çekim açılarını çok beğendim. Doğa-kapalı ortam arasındaki dengeyi korumaları, kapalı yerlerin açık tonlarda olması ferah bir hava katıyor. Görüntü anlamında insanı bunaltacak, tedirgin edecek hiçbir şey yok.
Zarafet içinde bir ihtişam. Kesinlikle ağır süslemelerle oluşturulmuş bir dekorasyon yok. Bu da göz yormuyor.
Ama çok pürüzsüz. Fakiri bile pürüzsüz ve herkes hâlinden memnun.
Başlarda yavaş tempoda ilerleyip sonrasında yokuş aşağı inermişçesine bir hızla ilerliyor her şey. Hikayeyi güzel ele almak bir yetenek ama bu film ondan mahrum kalmış, yazık. Bu yüzden sonlara doğru "e noldu ya şimdi? ne ara?" sorularını sorarken buluyorsunuz kendinizi.
Komedi türünde listeleniyordu ama kültür farkından dolayıdır herhâlde öyle kahkaha attıracak bir olay göremedim. Komedisi için izlemiştim, yer yer dram ve aşk filmi çıktı. Yine de izlediğime pişman değilim. Tekrar izler miyim? Hayır.
Spoiler içeriyor
Tam nereden gördüğümü hatırlamıyorum sanırım YT shortsların birinde bir kesitine denk gelmiştim ve uzun bir süreden beri izlemek istiyordum. Korsan olarak izlemeyi düşündüm ve hiçbir yerde bulamadım diziyi. Sürekli aklımdaydı, bi ara platforma para verip izlesem mi diye düşündüm de.…devamıTam nereden gördüğümü hatırlamıyorum sanırım YT shortsların birinde bir kesitine denk gelmiştim ve uzun bir süreden beri izlemek istiyordum.
Korsan olarak izlemeyi düşündüm ve hiçbir yerde bulamadım diziyi. Sürekli aklımdaydı, bi ara platforma para verip izlesem mi diye düşündüm de. Kısaca böylesi bir hevesle başladım diziye.
Şu an ilk sezonun altıncı bölümündeyim ve atlayak izliyorum. Klasik bir formül, birçok karakter kendi hikayesine göre yapbozun bir parçasını bulur ve sonunda herkes o parçaları birleştirip yapbozu tamamlar. Bu kesin bir şey değil, şu ana kadar gördüklerime göre bir varsayım sadece.
Bu bir bütünü oluşturma süreci de yavaş ilerlediği gibi bölümler de boş geçiyor. Bu yüzden atlayarak ilerliyordum ki artık bir iş yaparken arkada ses olsuna doğru evrildi durum. Kitap okuyorum bir yandan, arada kafamı kaldırıp bakıyorum öyle pek bir şey kaçırmış da olmuyorum. Tam yerlerinde bakıyorum olaylara.
Bu kadar hevesle başladığım bir dizi hayal kırıklığı oldu bu yüzden. Yine de verilen gizemleri merak ediyorum öyle böyle devam edeceğim.
Şu an 8. bölümün sonlarına doğru geldim. Mantık hatası yakaladım ya da ben yanlış yorumluyorum. İlk bölümde kasaba dışında hayatta kalabileceğimizi, tılsımların işe yarayabileceğini bilmiyorduk tarzı bir söylemde bulunuldu fakat bu bölümde geçmişte ,gelişlerinin ilk günlerinde Boyd, ormanda kayboluyor -kasabanın dışında- ve şans eseri tılsımlarla dolu bir deliğe düşüyor. Böylelikle yaratıkların tılsım olan yere gelemedikleri keşfediliyor. Şimdiki zamanda ise tılsımların kasaba dışında etki ettiğini bilmiyorduk diyip aynı karakter bir çıkış aramak için tekrar ormana dönüyor. Zaten bunun bilinen bir nokta olması gerekmiyor muydu? O delik kasaba sınırları içinde miydi? Bilen biri doğrulamasını yaparsa yeterli olacaktır. Kafa karışıyor böyle.
Spoiler içeriyor
Uzaylı organizmaların bilime ne kadar yakın olabileceğiyle ilgili bir video izlemiştim. Sanırım literat kanalının videolarından biriydi. Bu filmi ilk orada gördüm birkaç gün önce de kesidine denk gelince izleyeyim dedim. Uzun süredir gerilim hissettiren bir film izlememiştim. Bunun sebebi de…devamıUzaylı organizmaların bilime ne kadar yakın olabileceğiyle ilgili bir video izlemiştim. Sanırım literat kanalının videolarından biriydi. Bu filmi ilk orada gördüm birkaç gün önce de kesidine denk gelince izleyeyim dedim.
Uzun süredir gerilim hissettiren bir film izlememiştim. Bunun sebebi de filmin kendisi değil izlediğim kesidin ne zaman gerçekleşeceğini kestiremememdi. Ne zaman o sahneyi izledim tüm gerilim uçtu gitti.
Filmi en başından olumsuz eleştirerek başladım bi kere. Bu bile alacağım deneyimi olumsuz yöne doğru ilerletti. Sürekli kendimi "bunun neden önlemi yok, bu odanın hava özelliği neden kontrol edilemiyor, neden kendilerini savunmak için bir silahları yok" sorularını sorarak buldum. Ayrıca aralarından biri bile korkmadı ya, gözlerinin önünde bilinmeyen bir organizma hızla gelişim gösteriyor, hızla öğreniyor bu çok korkunç bir durumdu.
Sevemedim.
Esenlikler, böyle bir şeyi önceden de paylaşmıştım ama bir umut tekrar paylaşıyorum. Küçükken televizyonda izlediğim ve aklımdan bir türlü çıkmayan bir film var. Bulamıyorum hiçbir şekilde. Filmin iki kadın ana karakteri var. Biri siyah deri giyinimli siyah saçlı bir kadın.…devamıEsenlikler, böyle bir şeyi önceden de paylaşmıştım ama bir umut tekrar paylaşıyorum. Küçükken televizyonda izlediğim ve aklımdan bir türlü çıkmayan bir film var. Bulamıyorum hiçbir şekilde.
Filmin iki kadın ana karakteri var. Biri siyah deri giyinimli siyah saçlı bir kadın. -doğru olmamakla beraber uzakdoğulu gibi hatırlıyorum ama olmayabilir de- Diğer kadın ise sarı saçlı ve kırmızı giyimli. Bu iki kadın da çok iyi dövüşüyor. Siyah deri giyinimli kadın bir saldırıya uğruyor ve kırmızı giyinen kadın onu kurtarıyor. Hatta doğru hatırlıyorsam kaçtıkları araba metalik gri renk bir spor araç.
Bu kişilerin saldırma sebebi bir hazinenin peşinde olmaları. Bu iki kadın da hazineyi korumak için onu bulmaya çalışıyorlar. Hazineyi bulmak için ormanı bol bir yere gidiyorlar ve maceralarına küçük bir çocuk da eşlik ediyor. Bu çocuk bu kadınlara rehberlik yapıyor. Doğru hatırlıyorsam filmin bi sahnesinde eskimiş uzunca bir köprüden geçiriyordu bu çocuk bunları. Sonunda hazinenin olduğu mağarayı buluyorlar tabii düşman da onları takip ettiği için buluyor ve kadınları yakalıyorlar. Hazineye vardıklarında mağaranın içinin heykellerle dolu olduğu görülüyor ve heykeller bunlara saldırmaya başlıyor. Siyah giyinimli kadın tam saldırıya uğrayacakken birden gözlerini açıyor ve kendini bir şirket masasında uyuyakalmış bir şekilde buluyor. Kamera masaya odaklandığında saldırıyı yapan heykelin hediyelik versiyonunu masada bulunuyor. Kadın heykeli eline alıp inceliyor ve film burada bitiyor.
Bu filmi aranızda bilen varsa ismini söylerse çok sevinirim, teşekkürler
Filmi ai ile arattım ama hiçbir sonuç vermedi.
Spoiler içeriyor
Sinners spoiler'ı da içerir. Sinners'ın oscar kazanmasını eleştirirken bir yorumda "bu filmin çakması nasıl özgün olabilir" dendiğini gördüm ve merak edip baktım. Çoooook sene önce bunu televizyonda görmüştüm ve o bar sahnesi aklımda kalmıştı. Birkaç sene önce de bu filmi…devamıSinners spoiler'ı da içerir.
Sinners'ın oscar kazanmasını eleştirirken bir yorumda "bu filmin çakması nasıl özgün olabilir" dendiğini gördüm ve merak edip baktım. Çoooook sene önce bunu televizyonda görmüştüm ve o bar sahnesi aklımda kalmıştı. Birkaç sene önce de bu filmi ismen arıyordum işe bak ki bi yorum sayesinde buldum.
Neden bilmiyorum sıfır beklenti ile filmi izledim. Buna rağmen filmi beğenmedim.
Bu filme dair bir sahne daha aklımda ama o sahneyi bu filmde göremedim. Bu iki suçlu kardeşlerden biri vampir tarafından ısırılınca karavanla kaçıyorlardı ve büyük olanı karavanda öldürüyordu kardeşini. Bu olmadı, hangi filmdi acaba o?
Filmin ilk yarısı suçlu kardeşlerin birilerini rehine alarak sınırdan geçip meksikaya ulaşma çabaları anlatılıyor. Meksika'ya geçince işler değişiyor ve bir vampir filmine dönüşüyor.
Sinners bu filmle aynı formülü uyguluyor fakat ufak değişiklikle. Sinners filmin ilk yarısında diğer yarısı için ufak kırıntılar bırakıyor ve neyin ne zaman gerçekleşeceğinin merakını uyandırıyor. GBŞ ise ilk yarısında diğer yarısı için hiçbir ipucu vermiyor ve seyirciyi ani tür değişikliğiyle şoke ediyor.
Sinners derin bir hikaye sunmaya çalışsa da yüzeysel bir işleyişe sahip. GBŞ ise hiçbir derinlik vaadi vermiyor. Hatta hikayenin işlenişi izleyicide "bu ne böyle" dedirtiyor.
İki filmden yola çıkarak ani tür değişikliğini mi yoksa kötü bir işleniş yüzünden mi sevmedim, kafalar karışık.
Vakit öldürmek, köşede ses olsun diye açılabilecek filmlere eklendi.
Sabah sabah ne okuyorum ben böyle dedirten zırvalıklarla dolu kitap. Kavramları beyniyle değil götüyle kavrayıp içini boşaltan, kasıtlı olarak çarpıtıp hedef gösteren ve kendinden olmayanı ötekileştiren bir ucube. Psikoloji süslü ne bok varsa içinde. Argo için kusura bakmayın da yok…devamıSabah sabah ne okuyorum ben böyle dedirten zırvalıklarla dolu kitap. Kavramları beyniyle değil götüyle kavrayıp içini boşaltan, kasıtlı olarak çarpıtıp hedef gösteren ve kendinden olmayanı ötekileştiren bir ucube. Psikoloji süslü ne bok varsa içinde.
Argo için kusura bakmayın da yok olmuyor düzgün yorum yapmak.
Zıt düşünüp yorum getirmek fikir ortaya koymak değil bununkisi. Art niyet kokuyor.
Zihniyetine tükürdüğüm.
Sabah sabah neye maruz kaldım böyle, yazık harcadığım birazcık zamana, gözlerime, aklıma.
Bir daha bunun kitaplarını elime bile sürmeyeceğim.
Zıt fikirli insanları okuyup fikir edinmek, çürütmek için gelişmeye bile ele almaya değmez. Gram katkısı yok, aksine zararı var, şok oluyorsunuz sonra sinirleniyorsunuz. Sabır gösterilecek bir yanı yok.
Çevrenizde bunun kitaplarını okuyan kişilere bunun kendisi ve fikirleri hakkında neler düşündüklerini, ne amaçla okuduklarını sorun eğer şahsına pozitif bir yorum geliyorsa o kişiden de uzaklaşın. Akıl sağlığız için.
Bu kadar.
Esenlikler, yıllara göre vizyona girmiş yayınlanmış tüm filmlerin listesine ulaşabileceğim site ya da uygulama öneriniz var mı? Karışık bir listeleme istemiyorum. Seçeneklerde öncelikleri değişsem bile karışık bir liste sunuyor siteler. Çıkış tarihine göre tam listelemeye sahip olursa çok iyi olur.…devamıEsenlikler, yıllara göre vizyona girmiş yayınlanmış tüm filmlerin listesine ulaşabileceğim site ya da uygulama öneriniz var mı? Karışık bir listeleme istemiyorum. Seçeneklerde öncelikleri değişsem bile karışık bir liste sunuyor siteler. Çıkış tarihine göre tam listelemeye sahip olursa çok iyi olur. Teşekkürler.
Spoiler içeriyor
Son zamanlarda izlediğim şeylerden zevk alamama durumuna yakalandım fakat bu filmi normal kafayla izleseydim yine zevk almaz ve beğenmezdim. IMDb puanı sebebiyle beklentimi yüksek tutup izledim. Oysa içine bolca siyahi eklenmiş klişeden başka bir şey değil. Spoiler içeren ve beklentimi…devamıSon zamanlarda izlediğim şeylerden zevk alamama durumuna yakalandım fakat bu filmi normal kafayla izleseydim yine zevk almaz ve beğenmezdim. IMDb puanı sebebiyle beklentimi yüksek tutup izledim. Oysa içine bolca siyahi eklenmiş klişeden başka bir şey değil.
Spoiler içeren ve beklentimi yazdığım bölüm:
Bir film içinde siyahi birisini görsem ve bu kişi, ana karakter olsa konunun ırkçılığa ve diğer şeylere değineceğini o kadar iyi biliyorum ki neyle karşılacağını bilmek bu açıdan iyi oluyor. Bundan yana bir sıkıntı yok. Fakat film ne vermek istediğine dair o kadar arada kalmış ki bir noktadan sonra klişe ve zorlama, iyi işlenen şeylerin bile önüne geçiyor.
Irkçılığın etkilerini, şehir hayatını bilmeyen birinin umutlarını izlemek güzeldi ama bunlar araya serpiştirilmiş kırıntı gibiydi.
Vampir-ırkçılık temasının bile önünde olan ama sadece filmin sonunda nihayete kavuşan ve herkesin hayatına değinen bir kişisel gelişim hikayesi var. Karakterin, hayatı boyunca unutamadığı, tanıdığı tanımadığı birçok kişinin ölümüne sebep olduğu ve birilerinin fedakârlığıyla hayatta kaldığı lanet bir gece. Tüm bunlara sebep olansa hayattaki tutkusu gitarı, müzik. Her şeye rağmen bırakmıyor tutkusunu daha da ilerletiyor kendini belki de kaybettiklerini böyle onurlandırmak için. Bu da aşırı klişe bir anlatı ama yine de anlamlı.
Değinmek istediği konuların güzel ve anlamlı olması bir filmi iyi yapmıyor yine de.
Spoiler içeriyor
Görünümü estetik gelmeyen karakterleri izlemekte aşırı zorlanıyorum. Özellikle Wendy'nin çıkan o sesle uyumsuz dil ve dudak hareketlerini; Nibs denen karakterin o balık bakışlarını bir daha görseydim laptopu fırlatacaktım. O derece bir tiksinme yaşadım. Boy Kavalier için de öyle. Xenomorph'un avını…devamıGörünümü estetik gelmeyen karakterleri izlemekte aşırı zorlanıyorum. Özellikle Wendy'nin çıkan o sesle uyumsuz dil ve dudak hareketlerini; Nibs denen karakterin o balık bakışlarını bir daha görseydim laptopu fırlatacaktım. O derece bir tiksinme yaşadım. Boy Kavalier için de öyle.
Xenomorph'un avını ararkenki hareketleri irite ediciydi. Sallana sallana bir hal oldu hayvan.
İlk bölümünü izlediğimde sayborg, sentetik ve hibrit arasındaki kim üstün gelecek sorusu aşırı heyecanlandırmıştı beni fakat son bölümde tamamen kayboldu. Hibritlerin nasıl olduğundan çok sayborgun nasıl olduğu kafamı karıştırdı. Sanki sayborg değil tamamen sentetik birisini izliyormuşum gibiydi. Hiç mi kalıcı hasar alamaz karakter sentetik bile ortadan kırılınca yapay da olsa tepki veriyordu.
Wendy'nin ağ üzerindeki kontrolü ilk bölümlerden belliyken tüm adanın kontrolünü ele alabileceği sözde dahi karakterin aklına nasıl gelemiyor anlayamıyorum. Hani bunun için bir önlem alınsa ve başarısız olsalar hiçbir problem olmayacak olayların gidişatı benim için.
Uzayın derinliklerinden koparıp getirdikleri yaratıklar ilgi çekiciydi ama ilginç değillerdi. Et yiyen bitki, büyük uzay kenesi, inorganik madde tüketen sinek ve göz. Göz'ün yapabilecekleri merak uyandırıcıydı. Xenomorph'u ne kadar geri atsalar da tasarımının özgünlüğü der tek geçerim.
Facehugger'ın desteği olmadan bir Xenomorph'un var olabileceğini görmek ne kadar ilginç bir fikir olsa da aykırıydı. Facehugger'ın embriyonun gelişimi için konak ile parazitin uyumunu sağlayıp uygun ortamı oluşturmak; embriyonun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamak gibi önemli bir görevi varken bunu bir köşeye atmak doldurulması gereken büyük bir açıklık oluşturuyor. Yeni Xenomorph görüntü olarak farklı, sadece bu mu yani? Şahsen bi noktada facehugger ile doğan xeno ile facehugger olmadan doğan arasında bir düello olmasını bekledim. Görüp anladığım kadarıyla çizgi romanlarda farklı yaratıklardan doğan xeno kolonileri birbiriyle savaş içine giriyor. Ayrıca Covenant'da filmde geçmese de kitapta neomorph ile xenomorph arasında bir düello oluyor. Elbette bu düelloları sağlayan etmenler farklı yine de buna yakın bir şey işleseler güzel olabilirdi.
Wendy ile xeno arasındaki kraliçe ilişkisi güzeldi fakat tatmin etmeyen eksik kalan yanları da çoktu. Sadece sesten dolayı bu kadar ilerlemesi saçma. Bu durumu bağ kuran xenonun farklı şekilde doğmasına bağlıyorum. Diğer küçük de büyüğe ayak uydurmaya çalışıyor diye de yorumluyorum :D
Göz'ün neler yapacağı ilgi konusu. Girdiği konağı öldürüyor fakat bu o anlık gelişen bir durum oluyor, her şey daha taze. Ölümünden belli bir süre geçmiş birinin beyniyle neler yapabileceğini merak ediyorum.
Yeni sorularla başbaşa bırakan bir diziydi. Son iki bölümünü hiç beğenmedim diğer sezona bağlamak için yapılan doldurma bölümlerdi.