Çernobil felaketini en yakından tüm etkileriyle deneyimleyin. Bu felaketi, yaşanan tahribatı ve etkisi günümüze kadar devam eden yıkımı iliklerinizde hissedin. İzleyin izlettirin.
Paul Mescal başrolünde 90ların Türkiyesi'nde bir baba ve bir kızı Fethiye'de tatilde... Sophie'nin yıllar önce babasıyla yaşadığı tatili ordaymış gibi deneyimliyoruz. Yer yer duygulu sahneler taşıyan bu filmi çıkınca izlemek isteyip ertelemiştim. Geçenlerde Marmaris'e gidince aklıma yeniden düştü tekrar izledim.…devamıPaul Mescal başrolünde 90ların Türkiyesi'nde bir baba ve bir kızı Fethiye'de tatilde... Sophie'nin yıllar önce babasıyla yaşadığı tatili ordaymış gibi deneyimliyoruz. Yer yer duygulu sahneler taşıyan bu filmi çıkınca izlemek isteyip ertelemiştim. Geçenlerde Marmaris'e gidince aklıma yeniden düştü tekrar izledim. Candan Erçetin'den Gamsız Hayat'ı uzun bir süre dilime dolayan bir film olmuştu.
Film, Cannes Film Festivali'nde gösterime giren bir film yani bir sanat filmi o yüzden filmi izlerken ara ara sıkılabilirsiniz.
Savaş bir halkı bir toplumu bir aileyi ve küçük bir çocuğu nasıl etkiler? Üzerlerine bombalar yağarken yaşam mücadelesi veren küçük Setsuko ve abisi Seita savaştan dolayı evsiz kalırlar ve açlık üzerlerine bir kabus gibi çöker. Seita, Setsuko'yu mutlu edebilmek onun…devamıSavaş bir halkı bir toplumu bir aileyi ve küçük bir çocuğu nasıl etkiler? Üzerlerine bombalar yağarken yaşam mücadelesi veren küçük Setsuko ve abisi Seita savaştan dolayı evsiz kalırlar ve açlık üzerlerine bir kabus gibi çöker. Seita, Setsuko'yu mutlu edebilmek onun karnını doyurabilmek için her şeyi yapar.
Filmin isminden de hareketle çoğu yerde ateşböceklerini görürüz. Bir imge gibi dolaşırlar. Setsuko'nun "Neden ateşböcekleri bu kadar erken ölmek zorunda?" demesi ve onlara tıpkı annesi gibi bir mezar hazırlaması filmin duygu dolu sahnelerinden biriydi.
İçinizi acıtacak bir anime... Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması da dozu artırıyor.
Sade ve kimilerine göre çekilmez bir hayat yaşarken aynı zamanda andan zevk alıp mutlu olabilir misiniz? İşte bu film mutlu olabilmek için sahip olduklarıyla yetinen ve her anın nefesini içine çeken bir kahramanın etrafında dönüyor. Hirayama bir taraftan plaklara, kitaplara…devamıSade ve kimilerine göre çekilmez bir hayat yaşarken aynı zamanda andan zevk alıp mutlu olabilir misiniz? İşte bu film mutlu olabilmek için sahip olduklarıyla yetinen ve her anın nefesini içine çeken bir kahramanın etrafında dönüyor. Hirayama bir taraftan plaklara, kitaplara ve ağaçlara düşkün bir entelektüel diğer taraftan da bir tuvalet temizleyicisidir.
Film anda kalmanın, sessizliğin içindeki sesin izinden gidiyor.
Hayat çoğu kez acıdır, gerçeklerle yüzleşmeye başladığınızda bu acıyı hissedersiniz. Kanser olmuşsanız insanların gerçek yüzünü en kötü zamanınızda görüyorsunuz demektir. Yanında olmaya çalışanlar ve en baştan beri olanları fark etmek, hayata yeni baştan bakmak işte 50/50 böyle bir filmdi. Gerçek…devamıHayat çoğu kez acıdır, gerçeklerle yüzleşmeye başladığınızda bu acıyı hissedersiniz. Kanser olmuşsanız insanların gerçek yüzünü en kötü zamanınızda görüyorsunuz demektir. Yanında olmaya çalışanlar ve en baştan beri olanları fark etmek, hayata yeni baştan bakmak işte 50/50 böyle bir filmdi. Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması da önemli.
Beni yaralayan, deşen bu film hayatın gerçeklerini, kaderi ve aşkı, partnerlerin hayatlarındaki periyotlarıyla işliyor. Çocukluk aşkı kendisini 15 yıl arayla iki kere terk etse de Hae Sung aşkının peşini bırakmaz. Yazar olma hayalini sürdürmek için kariyeri seçen Nora kendisi gibi…devamıBeni yaralayan, deşen bu film hayatın gerçeklerini, kaderi ve aşkı, partnerlerin hayatlarındaki periyotlarıyla işliyor. Çocukluk aşkı kendisini 15 yıl arayla iki kere terk etse de Hae Sung aşkının peşini bırakmaz. Yazar olma hayalini sürdürmek için kariyeri seçen Nora kendisi gibi yazar bir Amerikalı ile evlenir.
Nora, Hae Sung'da mı yoksa Arthur'da mı "İnyeon" (Korelilerin birbirleriyle geçmiş yaşamlarında karşılaşıp kaderlerinin birleştiğine inanmaları) izini gördüğünü kestiremez. Nora, Arthur 'a ne kadar ingilizce konuşsa da Arthur'a göre karısının Korece rüyalarına asla erişemeyeceğini düşünür. Anlayamadığı bir dilde konuşur. İçinde gidemediği bir yer vardır.
Bu dokunaklı hikayede yüklendiği aşkın ağırlığıyla Hae Sung, Nora için aşkın başka biçimidir. Hae Sung Nora'ya şöyle der: "Gitmek zorundaydın, Çünkü karakterin bu... Seni sen olduğun için seviyorum ve sen giden birisin."
Spoiler içeriyor
Evet 5. kez karşısındayım bu filmin. Belki en sevdiğim romantik/anti romantik film budur. Filmle ilk kez karşılaştığımda Tom'la tıpatıp benzediğime, aynı şeyleri yaşadığım için onunla özdeşleştiğime inanırdım. Bundan yıllar sonra bile aşamadığım bazı duygu ve davranışları tekrardan hissetmek, hatırlamak geçmeyen…devamıEvet 5. kez karşısındayım bu filmin. Belki en sevdiğim romantik/anti romantik film budur. Filmle ilk kez karşılaştığımda Tom'la tıpatıp benzediğime, aynı şeyleri yaşadığım için onunla özdeşleştiğime inanırdım. Bundan yıllar sonra bile aşamadığım bazı duygu ve davranışları tekrardan hissetmek, hatırlamak geçmeyen şeylerin olduğunun göstergesiydi. Detaylıca anlatmaya çalışacağım.
Tom, aşkın var olduğuna inanan hayalperest biri ve Summer ile karşılaşana dek hayatının aşkını bulduğunu düşünmüyordu.
Bir tebrik kartı reklamı şirketinde patronunun yeni asistanı olan Summer'ın daha sonra gözlerini, kalp şeklindeki doğum izini ve Smith'i sevmesini deliler gibi sevecekti. Sırf aynı şeylerden hoşlanıyor diye bir yakınlık kuramazdı elbet. Ama Summer, arkadaş kalalım, ilişki istemiyorum demesine rağmen ilk fırsatta öpüşen, sevişen ve sevgili ismi konulmayan bir ilişkinin içine girecekti Tom'la. O sırada Tom da biz neyiz demekten geri durmayan kafasında kuran, ama ne yapsa vazgeçemeyen bir ilişkideydi.
Summer'ın, kimi zaman hayranlık uyandırıcı, kimi zaman itici ve umut vadeden bakışları Tom için başta harikayken sonradan nefret uyandıcı olmuştu. Tom, geriye dönüp baktığında fark edemediği şeyleri anımsayıp içinde büyüttüğü aşkın tek taraflı olduğunu anladı.
Summer'ın tutarsız davranışları içten içe beni her seferinde gerse de Tom'un da yapmadığı, fark edilmeye çalıştığı, hataları vardı.
Tabi ayrıldıktan sonra Tom perişan haldeyken hala umutluydu. Ta ki onun kapısını daha büyük bir perişanlık çalana kadar. Summer'ın parmağında bir yüzük vardı artık.
Kırılmalardan biri buysa diğeri de Tom'un asıl mesleği olan mimarlığa tekrar başlamasıydı. Tıpkı Summer'ın sinemada evli çiftlere ağlaması gibi.
Aklıma kazımaya çalıştığım ve her şeyin mümkün gibi hissettirmemesini sağlayan repliklerle dolu film.
Son sahneden bir önceki sahnede Summer artık evliyken oturdukları bankta Tom şöyle der: "En kötüsü ne biliyor musun? İnandığın her şeyi yalandan ibaret olduğunu fark etmek."
Summer ise Tom'un haklı olduğunu, bir sabah her şeyin değiştiğini, aşkı evli olduğu adamda bulduğundan bahseder. Tom için yanlış olan tek şeyin kendi olduğundan bahseder.
Son sahne ise her şeyin devam ettiği gerçeğini çok iyi vurguluyor. Özellikle dış sesin Tom'un artık insanları kaderin karşılaştırdığına inanmadığını, beklentilere girmeyeceğini belirtmesiyle başlayan tanışması:
Summer'dan sonra elbet Autumn gelecekti. Böylece sonbaharın ilk günü başlayacaktı ve artık Tom'un hayatında öğrendiği bir şey varsa o da basit günlük bir olay üstüne kozmik anlamlar yüklenmemesi gerektiğiydi.
Kozmik anlam yüklemelerin bir işe yaramadığı ama küçük ince şeylerin bizi bir yerde bulduğu ve bizim onu bulduğumuz bir dünya tasavvur edilebilir geliyor bana. Bunca şeyden sonra ben de eğer hala filmin başındaki Tom'sam daha ne yaşamam gerekirdi diye sormam gerekebilir. Şimdi tekrar ne yapsam dememek için gerçeği görüp daha rasyonel düşünmek gerekebilir.
Spoiler içeriyor
Dev Avcısı Jack tarzı bir filmdir diye açtım açıkçası ama daha psikolojik ve trajedik bir film olduğunu anladım. Başta hissettirmese de ortalarda artık dedim ki bir sorun var. Beklentim bu değildi, izlenir mi? Dram için evet ama dev avı, savaş…devamıDev Avcısı Jack tarzı bir filmdir diye açtım açıkçası ama daha psikolojik ve trajedik bir film olduğunu anladım. Başta hissettirmese de ortalarda artık dedim ki bir sorun var. Beklentim bu değildi, izlenir mi? Dram için evet ama dev avı, savaş istila yok aramayın yani.
Spoiler içeriyor
Charlie, Raymond'un abisi olduğunu ve babasından kalan mirasın ona verildiğini öğrenince abisini kaçırır ve uzun bir yolculuğa çıkarlar. Film Charlie'nin abisini ve onun süper zekasını tanıması, ona alışması ve bağ kurmasıyla devam ediyor. Sürekli ertelediğim bir filmdi. Tom Cruise'u genç…devamıCharlie, Raymond'un abisi olduğunu ve babasından kalan mirasın ona verildiğini öğrenince abisini kaçırır ve uzun bir yolculuğa çıkarlar. Film Charlie'nin abisini ve onun süper zekasını tanıması, ona alışması ve bağ kurmasıyla devam ediyor.
Sürekli ertelediğim bir filmdi. Tom Cruise'u genç görmek bir yana otistik bir adamı canlandıran Dustin Hoffman'ı ne kadar övsem az. Filmin başarısı zaten ortada. Gülümseten sıcak bir filmdi.
Spoiler içeriyor
Film çok güzel bir konu üzerine kurulu ama durağanlığı yanında öyle karmaşıklaşıyor ki anlam veremiyorsun. Sarah ve Jake var diyerek açtım biraz da konusu ilgi çekmişti. Spoiler olabilir ama son sahnede karısı kocaman bir örümceğe dönüştüğünde kafayı yedim.