Sanırım Miyazaki abizimden izlediğim en iyi şaheser buydu. (bunun yanında Yürüyen Şato ve Rüzgarlı Vadi'de var elbette) Şaheser dışında başka bir kelime kullanmak büyük bir ihtimalle hata olur. Sizce film dediğiniz şey, nasıl olmalıdır? Güzel bir görsel kalite mi? Kuvvetli…devamıSanırım Miyazaki abizimden izlediğim en iyi şaheser buydu. (bunun yanında Yürüyen Şato ve Rüzgarlı Vadi'de var elbette) Şaheser dışında başka bir kelime kullanmak büyük bir ihtimalle hata olur. Sizce film dediğiniz şey, nasıl olmalıdır? Güzel bir görsel kalite mi? Kuvvetli ve alt yapısı sağlam bir olay örgüsü ve hikaye anlatımı mı? Alt metni yerinde ve anlaşılabilir olması mı? Bu sorulara verdiğiniz cevap "evet" ise, işte o zaman bu filmi zaman kaybetmeden izlemelisiniz. Açıkcası filmi izlerken aklıma After Life dizisinde bulunan şu sözler geldi: "İnsanoğlu bir vebadır. Hepimiz iğrenç, narsist, bencil parazitleriz ve biz olmasak dünya daha güzel olurdu. İntihar etmek herkesin ahlaki vazifesi olmalı." Bu tür eserleri her izlediğinde kendi varlığından veya diğer insanlar adına utanan var mı? Gerçekten kendinizi ve insanoğlunu doğaya karşı bencil ve acımasız olarak görüyor musunuz? Bu soruyu sizlere sormak istedim, çünkü merak ediyorum ve cevaplarınızı bekliyorum. Kendi açımdan baktığımda merak eden yoktur ama ben yine de cevabımı vermek istiyorum bu sorulara. Evet, hem kendimden, hem de insanoğlundan utanıyorum. Ve evet, doğaya karşı bencilim, benciliz... Bir şeyler yapmaya çalışan insanlar var ama dünyanın bu kirli sisteminde ki cevherler yavaş yavaş kaybolup gidiyor. Doğa bizimle savaşmıyor arkadaşlar. Bizler, doğaya saldırıyoruz. Ve şunu unutmayın, Hubert Revees'in de dediği gibi: "Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz." Bu savaşı kaybetmeyi çok isterim ama tek başına mücadele etmek gerçekten de kolay değil. O yüzden bu yazıyı okuyan herkesten tek bir ricam var. Elbette bu size kalmış bir şey ama sadece rica ediyorum. Sadece ve sadece bir kez, doğaya faydalı olabilecek bir şeyler yapın lütfen. Çok basit bir istek aslında bu. Ne bileyim, çiçekleri ezmeyin, ya da fidan dikin. Bir yerlere gittiğinizde orada bulunan ve doğayı kirletme potansiyeline sahip olan çöpleri toplamaya çalışın. Doğayı ancak ve ancak biz kurtarabiliriz. Bunu unutmayın...
Evet, filme gelelim. Uzun uzun anlatmaya gerek duymuyorum. İzlenmesi gereken bir Miyazaki klasiği daha. İnsanın kendisini sorgulatmasının yanında hüzünlendiren, sevindiren ve bir o kadar da konu itibariyle bize sunulan sahnelerin akıcılığıyla kendisini izlettiren bir yapım. Açıkcası tamamen konusundan bağımsız bir şekilde başına oturduğum için çok daha farklı bir şey bekliyordum ama beklediğimden de iyi bir şey karşıma çıkınca mutlu oldum. Sanırım şu zamana kadar ormanı ve ormanın ruhunu en iyi ve en kusursuz şekilde betimleyen film buydu benim için. Genel olarak ise insanın kendi çıkarları için ne kadar acımasız ve kötü olabileceğini, bu uğurda kendisine hiç bir zararı olmayan kişilere bile nefret ve öfke kusabileceğini gösteren efsane bir yapımdır.
Son olarak yazımı bu güzel alıntıyla bitirmek istiyorum: "Ormanın ruhu ölmez, o hayatın ta kendisi"