📽 Unorthodox (4 bölümlük mini dizi) 🎥 Maria Schrader 🌎 2020, 🇩🇪 'Kafasında olan herşeyi sonunda söyleyebildi. Aynı bir volkan gibi. Benimse hiç böyle bir anım olmadı. Ufak ufak yükselişlerim ya da kendimi ifade etmeye çabalamalarım her zaman oldu ama…devamı📽 Unorthodox (4 bölümlük mini dizi)
🎥 Maria Schrader
🌎 2020, 🇩🇪
'Kafasında olan herşeyi sonunda söyleyebildi. Aynı bir volkan gibi. Benimse hiç böyle bir anım olmadı. Ufak ufak yükselişlerim ya da kendimi ifade etmeye çabalamalarım her zaman oldu ama bu denli değil. Bu yüzden onu kıskanıyorum desem yalan olmaz. Esty beni gerçekten çok etkiledi. Keşke onun gibi olabilseydim dedim. Umarım diziyi izleyen bütün kadınlar ondan ilham alır.'
Bu sözler dizinin senaristlerinin ilham aldığı gerçek bir hikayeye dayanan 'Unorthodox: The Scandalous Rejection of My Hasidic Roots' adlı kitabın yazarı Deborah Feldman’a ait..
Pek dizi izlemeyen, çok seçici biri olarak uzun zamandır seyrettiğim en iyi, en güçlü, en etkileyici ve en ilham verici diziydi diyebilirim Unorthodox için. Yaklaşık 50 şer dakikalık dört bölümlük bu Netflix dizisi bir solukta, ilgi düzeyi hiç düşmeden ve ‘gözyaşlarıyla’ izleniyor..
Unorthodox, kendisine yeni bir hayat kurmak isteyen genç bir kadının hikayesini konu ediyor.
Brooklynli Hasidik Yahudi bir kadın, görücü usulü evliliğinden kaçıp Berlin'e gelir. Burada bir grup müzisyen ona evlerini açar. Ancak geçmişi onu burada da bulur.
*Hikayeyi biraz ayrıntısıyla da yazmak istedim:
-Spoiler içerir-
Brooklyn’in Williamsburg semtinde çok kapalı bir getto içerisinde çok katı dini ritüellerle, Hasidik Yahudileri arasında Avrupa’dan göç eden ailesiyle yaşayan, henüz 18 yaşındaki Esther(Esty) görücü usulüyle evlendirilmiştir.
Başlangıçta eşiyle ve evlenmiş olmaktan mutludur. Ancak kadın ve insan olarak bütün özgürlükleri elinden alınmıştır, mutsuzdur, eşiyle de iletişim ve sevgi eksikliği yaşamaktadır. Biraz da bu sebepten evleneli bir yıl olmasına rağmen hamile kalamayan Esty kadını bir ‘doğum makinesi’ olarak gören dini anlayışa haiz ailesinden çok baskı görmektedir ve ilgi duyduğu müzikten de aynı dini adetler yüzünden uzaklaştırılmıştır.
Dayanılmaz hale gelen baskı ve sıkışmışlıktan bunalarak müzik hocasının yardımıyla Berlin’e kaçan Esty burada bir müzik okuluna sığınır, kendisi için yepyeni, keşfedilmemiş, uzak kaldığı dünyayla tanışır, mutluluğun, özgürlüğünün ve hayallerinin peşinde yeni bir sayfa açar.. Ancak geride bıraktığı sadece anıları değildir bu yeni hayatında..
.
Kendi adıma, ülkemiz ve yakın coğrafyalar açısından, dini ve sosyolojik anlamda çok özdeşlik kurdum bu dizide. Arada sevgi ve iletişim olmadan sürdürülen dayatılmış bir evlilik ve şeriat gibi değiştirilemez, hatta ondan daha katı ve ayrımcı ritüellerin dünyaya kapattığı bir kadının varoluşu ve özgürlüğü için mücadelesini gösteriyor dizi.
Dizinin bu kadar ilgi çekici olmasının da asıl sebebi kanımca çoğu kişinin bir biçimde yaşamakta olduğu sıkışmışlıklara meydan okuyan bu ilham verici karakter. Esty Berlin’de arkadaşlarıyla gittikleri göle girdiği zaman sanki yeniden yaşamaya başlıyor..
Dizi için en olumsuz eleştirim senaryoda birkaç küçük formüle edilmiş, pragmatik popüler/dizi/film endüstrisi klişesinin olması.
Not: Başroldeki Shira Haas’ın küçük bedeninden çok büyük performansıyla canlandırdığı filmin finalinde yürekleri dağlayan kendi sesinden söylediği şarkı ‘Mi Bon Siach’ aslında Yahudiler’in düğün şarkısıymış. Shira Haas normalde ezgisi banal olan şarkıyı bambaşka bir yorumla -sanki II. Dünya Savaşı’nda katledilen 6 milyon Yahudi’nin varlığını hissederek- söylüyor.. Bu yüzden şarkının sözlerini merak ettim açıkçası..
Bunun dışında dizide Berlin’deki gece kulübü sahnesindeki DJ in iki şarkısına da dikkat..
Dizinin 20 dakikalık çekim öyküsü, kamera arkası videosu da varmış bonus olarak Netflix’te, onu ben de ayrıca izleyeceğim..