Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi/ Portrait de la jeune fille en feu (Céline Sciamma) Sinemada kadın erkek aşkını anlatan bir çok film izledik. En meşhuru Casablanca. Bir dönemi ve bir aşkı ustaca beyazperdeye aktarılışı ardından onun üstüne çıkamayan ama…devamıAlev Almış Bir Genç Kızın Portresi/ Portrait de la jeune fille en feu (Céline Sciamma)
Sinemada kadın erkek aşkını anlatan bir çok film izledik. En meşhuru Casablanca. Bir dönemi ve bir aşkı ustaca beyazperdeye aktarılışı ardından onun üstüne çıkamayan ama onun ardından bir çok film çekildi aşkın başrolü oynadığı. Alev almış bir genç kızın portresi, kadın erkek aşkını değil, kadınla kadının aşkını gene bir dönem içerisinde anlatıyor. Bu alışılagelmeyen aşk, 18. Yy da ingiltere de izole edilmiş bir adada geçiyor.
Bir kontes kızını milanolu bir adamla evlendirmeden önce onun portresini yapılması için ressamla anlaşır. Anlaşmaya göre kızı poz vermeyecek, uzaktan izleyerek onun portresini yapacaktır. Uzaktan izleyip portresini odasında gizlice yaparken, aynı zamanda onun tavır ve davranışlarını da hafızasıda farklı bir biçimde yer edinir. Onu izledikçe içinde bir kabarma yaşar.
Ki bu tek taraflı değil. Resmedilen de onu izlemektedir. İkilinin arasındaki tutkulu aşk, sözlerde mesafeli, eyleme geçildiği zamanda temaslıdır. Neden ve ne zaman birbirlerine aşık olduklarından daha önemli olan o duyguyu son ana kadar yaşamaktır. Sonucu bellidir, kadın evlenecek, o da portreyi bitirecek, ve yollar ayrılacaktır. O halde neden biteceğini bile bile devam ederler? Özgürlüğü doya doya yaşamak mı? Özgürlük aşkda tek bedende değil, çift olarak gerçekleşir. Bittiği zaman da bu duygu özgürlüğünün yerini tekrar hayatın esaretine bırakır. Her aşkta olduğu gibi çatışmalar vardır, fakat aşkın ayrılık ya da tamamlama süreceni bu çatışmalar değil, gerçeklik belirler.
Bu tutku yalnızca tensel bir temasla açıklanamaz, tenlerin birleşmesi bir sonuçtur. Birlikte yemek yeme, gezme, resim yapma, müzik, bir kitap okuma bu aşkın özgürlük duygusundan güç alır. Yaşadıkları dünyadan yalıtılmış bir ada da özgürlüğün temelidir.
Yönetmen, erkek karaktere yer vermiyor. İki kadın arasındaki geçen aşkı anlatırken çok az görünen erkekler silik, kaba, sahici olmayan bir görüntüde. Bu filmin inandırıcılığına güç verse de, dönemin toplumundan ya da toplumsal hayatından hiçbir kesit vermemesi filmi zayıf kılan unsurlardan bir tanesi. Filmin aşk duygusunu sonuna kadar an be an güçlendiren ise eşcinsel bir ilişki olmasına dem vurmadan bu iki kadın arasındaki duygu bağını resmetmesi.
Filmi neredeyse müzik kullanmadan, duygulara boğmadan, az mekanda çok iş çıkartarak, sade bir dille, tıpkı ele aldığı ressam gibi, her biri tablo değerinde görüntüler bu filmi güçlendiren unsurlar. Teatral bir mekan ve zaman kullanımını güçlü duyguları ve görselliğiyle ört bas ediyor.
Filmin sonu iki kez bitmesini bir gereksizlik olarak gördüğümü belirteyim, keşke portrede 28. Sayfada bitseydi film. İkinci kez deşmesini fazlalık olarak gördüm. Birçok sinema seyircisine göre 2019 un en iyi filmi, ve son 20 yılın eniyilerinden biri. Ama daha önemlisi mutlaka izlenilmesi gereken filmlerden biri.