Entelektüelin Kutsal Kitabı içeriğinde her güne ve her sayfaya içinde bir konu barındıran, "365 gün, her güne bir konu" sloganıyla hareket eden, Tarih, Edebiyat, Görsel Sanatlar, Bilim, Müzik, Felsefe ve Din konularında son derece çarpıcı, önemli ve insana değer katan,…devamıEntelektüelin Kutsal Kitabı içeriğinde her güne ve her sayfaya içinde bir konu barındıran, "365 gün, her güne bir konu" sloganıyla hareket eden, Tarih, Edebiyat, Görsel Sanatlar, Bilim, Müzik, Felsefe ve Din konularında son derece çarpıcı, önemli ve insana değer katan, ufkunu genişleten bilgiler veren genel kültür arttırıcı ansiklopedik bir dili barındıran bir kitaptır. Her konuyu basit bir şekilde birer sayfa olarak özet bir biçimde yüzeysel ele almaktadır. Ayrıca her konunun yani her sayfanın altında dikkat çarpıcı ek bilgiler de yer almaktadır.
Kitap 365 günde 365 bilgi barındırdığından dolayı "her güne bir sayfa " ya da "her güne bir konu " şeklinde de ilerlenebilir fakat tek seferde okuyucunun isteğine bağlı bir şekilde de okunabilir.
Öncelikle kitabı severek okuduğumu söylemeliyim hatta serinin diğer kitaplarını da mutlaka okumak istiyorum. Özellikle sevdiğim alanları daha bir dikkatle okudum. Örneğin Tarih, Edebiyat ve Felsefe alanlarını sevdiğim ve ilgi duyduğum için o bölümleri daha bir severek ve daha bir zevkle okudum.
Bu kitap içerisinde şaşırdığım, ilk defa duyduğum birçok bilgi ve terim barınıyordu ve ismini ilk defa duyduğum, iz bırakmış önemli şahsiyetler kısaca tanıtılmıştı. Ayrıca yanlış bildiğim bilginin çürüdüğünü de gördüm bu kitapta. Örneğin Sokratesin kitap yazmadığını öğrendim. Batı felsefesinin kurucusu ve Felsefenin babası olarak görebileceğim önemli bir şahsiyetin kitap yazmadığını öğrenmek beni şaşırttı. Aynı zamanda Platonun kaydettiği Sokratesin Savunması eserinde yer alan Sokratesin “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez “ sözüne sonsuz katılıyorum. Bu dünyadan öylece göçüp gitmek için gelmedik. Sorup, sorgulamalı; araştırmalı ve öğrenmeliyiz. İz bırakmalı, insanların kalbine dokunmalıyız.
Aristoteles ise “Tüm insanlar, doğaları gereği bilmeyi arzular” sözünü söylerken benim fikrimce insanlığın bilgiye aç ve özünde meraklı olduğunu kastediyordu.
Einsteindan İsrailin ikinci cumhurbaşkanı olması istendiği ve Einsteinın bunu insanları yönetme becerisinin olmadığını ileri sürerek reddetmesine de epey bir şaşırdım.
Spinoza ise “dünyaya dair bir anlam veya amaç olmadığı sonucuna varmıştır. Spinozaya ne yazık ki katılamıyorum. Ben hayatımızı anlamlandırmak gerektiğini düşünenlerdenim.
Ek bilgiden Newtonun bir ağaçtan elmanın düştüğünü gördükten sonra yerçekimini kavradığına dair hikâyenin doğru olmadığı bilgisine ulaştığımda bu bilgi beni çok şaşırttı. Doğru bildiğim ama yanlış olan bir bilgi çürümüş oldu.
Ayrıca Erasthones, Şarlman, Antonio Vivaldi, William Faulkner, Sebastian Bach, Jan Dark ve Albrecht Dürer gibi daha birçok önemli şahsiyetin birer sayfa da olsa kısaca biyografilerini okuma fırsatına eriştim.