Spoiler içeriyor
(Yazıda geçen birkaç tane “amk” küfür değildir. Bu amk’ler “anlamsız, manasız, kabul edilemez” kelimelerinin kısaltmasıdır.) Korku, gerilim, aksiyon gibi türlerde çokça film vardır. Pek işlenmeyen, işlenirse de adı konulmayan bir film türü daha var: “anlamsız”. Bu tür, genelde komedi filmlerinin…devamı(Yazıda geçen birkaç tane “amk” küfür değildir. Bu amk’ler “anlamsız, manasız, kabul edilemez” kelimelerinin kısaltmasıdır.)
Korku, gerilim, aksiyon gibi türlerde çokça film vardır. Pek işlenmeyen, işlenirse de adı konulmayan bir film türü daha var: “anlamsız”. Bu tür, genelde komedi filmlerinin içine serpiştirilir ve anlamsız şeyleri gördükçe güleriz. Kimi zaman anlamsız şeyleri ciddi filmlerde de görürüz. Onları da görüp halının altına süpürürüz, görmezden geliriz, öyle kabul ederiz.
Bu film ise tam bu noktada devreye girmektedir. Sektörde bu kadar anlamsız şeyin neden halının altına süpürüldüğünü sorgulamaya çalışmaktadır.
Film önce konuşma yaparak başlar. Piyasadaki sükse yapmış ciddi filmleri eleştirir, işlenen anlamsızlıkları hatırlatıp “neden?” diye sorar; “bunların anlamı yok” diye yanıtlar. Filme göre her film içinde az veya çok anlamsızlık barındırmaktadır. Ayrıca filme göre hayat da içerisinde yüksek miktarda anlamsızlık barındırmaktadır.
Öyleyse, sorulması gereken bunca soru, çözülmesi gereken onlarca anlamsızlık varken bu filmi nasıl eleştirebiliriz ki! Film kendisini zekice korumaya aldıktan sonra, hunharca anlamsızlığın dibine vurmaya başlar.
Başrolde bilinçli şekilde hareket eden, tavşanları patlatan, eklembacaklıları ezen, insanların kafalarını uçuran, duyguları olan, televizyonlarda araba yarışlarını izleyen bir lastik var amk. Ve bu aksiyonlu şekilde değil, gayet sakince ilerliyor.
Bu anlamsızlıkları izleyen, bir tepede mevzilenmiş, bir grup izleyici kitlesi var. Tüm olanı biteni dürbünle izliyorlar. Bu kitle bir ara patlamış tavşan etleriyle zehirlenip imha ediliyor. Bir tane dayı patlamış tavşan yemediği için ölmüyor ve filmi merakla izlemeye devam ediyor. Bu ruh hastası dayı anlamsız onlarca şeye maruz kalmışken, sıradan bir sahnede tepesi atıp tepeden iniyor. Filmin sahnesini bölüyor, polis memuruna sahnenin niye bu kadar anlamsız olduğunu soruyor. Polis mi? Polis o sırada lastiği tuzağa düşürüp bombayla patlatmaya çalışıyor amk.
Neyse.
En son polis de bu anlamsızlıklara dayanamayıp pompalı tüfekle lastiği imha ediyor ve başını alıp gidiyor. O sırada bir bisiklet canlanıyor, bizim ruh hastası dayıyı da tavşan gibi patlatıyor.
Sona doğru bir lastik kitlesi canlanıp yola çıkıyor. “Hollywood” yazan bir tepenin önüne gelip Amerikan sinemasındaki anlamsızlıklara selam çakıyor.
Filmdeki en mantıklı şey bir gencin bisiklet süren bir çocuğa bitostop çekmesiydi galiba. Bisiklet tek kişilik olduğu için çocuk durmadı zaten.
Bir de yürürken yanlışlıkla kıza omuz atan bir polis memuru gördüm. O minik sahne niye vardı, neden yakın çekimde gösterilip geçildi? Soramıyorsun sebebini çünkü filmde hiç bir şeyin sebebi yok amk.
Neyse.
Her şeyi sorgulayan insanlar için yorucu bir film. Filozoflar izlemesin.