Öncelikle Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının konu edindiği Finlandiya'dan bahsetmek istiyorum.Finlandiya 6 asır boyunca İsveç yönetiminde yer almis ve İsveç yönetiminde yer aldığı dönemlerde özerklikten yoksunmus ülkede İsveç yasaları ve yönetim kurumları geçerli olmaktaymis hatta tek resmi dil İsveççe olup Fince…devamıÖncelikle Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının konu edindiği Finlandiya'dan bahsetmek istiyorum.Finlandiya 6 asır boyunca İsveç yönetiminde yer almis ve İsveç yönetiminde yer aldığı dönemlerde özerklikten yoksunmus ülkede İsveç yasaları ve yönetim kurumları geçerli olmaktaymis hatta tek resmi dil İsveççe olup Fince sade ve avam halkın dili olarak küçümseniyormus.Fince gazete ve edebi eserler de bulunmuyormus ve İsveç kültürü hakimmis.1809 yılında Rusya'nın egemenliğine geçtikten sonra Finlandiya özel yasalarla yönetilen Büyük Prenslik statüsü kazandi. Finlandiyalilar bu dönemlerde ulusal kimlik arayışı içine girmislerdi, ulusal bilince sahip olmak istiyorlardi.1.Milli Uyanis adli dönemin önde gelen temsilcilerinden Adolf İvar Arwidson "Biz İsveçli değiliz, Rus olmak da istemiyoruz, o zaman Finlandiyalı olalim" demişti.Ayrica Arwidson "Her şeyden önce anadilimize saygı göstermeli ve onu korumaliyiz; dilimiz yaşadığı sürece biz de bir Halk olduğumuzu hissedecegiz.Atalarimizin dili yok olursa, halk da tükenir ve yok olur." düşüncelerini satirlara dökmüştü.Arwidson 'un bu görüşlerine sonsuz katiliyorum. Ben de diline sahip çıkmayan ve kollamayan milletlerin yozlaşacagini ve yok olup gidecegini dusunmekteyim. Hatta Ünlü Çinli Filozof Konfüçyüs’ün önemli sözlerinden biri de, “Bir Milleti Yok Edeceksen Önce Dilini yok et” tir.
1843 yılında finlandiyada 2-3 bin nüfusa sahip küçük bir şehirde Fin dilinde eğitim veren ilk halk okulu açılmış ve aynı zamanda da Çiftçinin Dostu adli fin dilinde çıkan ilk gazete cikarilmis ve bu gazeteyle halkin bilgi kültür düzeyinin yükselmesi amaçlanmıştır , ziraat konuları ve diğer temel konular da yer almaktaydi.Ciftcinin Dostu gazetesi diğer fin dilinde çıkan gazetelere öncülük etmistir.
1863 tarihinde Finlandiyada Fince resmi dil olarak kabul edildi ve Finlandiyalilar tarafından coşkuyla ve mutlulukla karşılandı.
Petrov'un fikrine göre 'insanlar ülkelerinin geleceğine dair kisisel sorumluluk bilincinde olmazlarsa ülkenin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktir." Bu bakımdan herkes üstüne düşen görevi yerine getirmeli ve görevinin bilincinde olmalidir.Her insan yaşam mimarı olmalı ve kendi yaşamını inşa etmelidir.
Finlandiyalilar ülkelerini Fin dilinde bataklıklar ülkesi anlamina gelen Suomi ismiyle anmaktadirlar.
"İnsan hayatı sürekli bir kültürel gelişim ve yaratıcılık, kendi içinde ve dış dünyada karşılaştığı kaba güçlere karşı verilen daimi mücadeledir "Bu söze oldukça katiliyorum.Hayatta mücadele etmeden, savaşmadan bir yere gelemezsiniz.Hayatin kendisi zaten bir savaş alanidir.Örneğin yks sınavında binlerce, milyonlarca insanlarla rekabet ve savaş halindesin ve savaşmadan, calismadan hedefine ulaşamazsin.Ünlü düşünür Montaigne'nin de dediği gibi 'Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez'.Ben hayatimizi anlamlandırmak gerektiğini düşünenlerdenim.
Finlandiya o zamanlarda her açıdan yoksul olmasina rağmen çalışma enerjisi ve azmi toprağa bağlılık sevgi açısından çok zengindir.
Finlandiya okullari çok etkileyici düzeyde inşa edilmiştir.Sadece dış görünüşü ile değil temizlik olsun hijyen koşulları olsun kullanışlı okul mobilyaları olsun iyi donanımlı jimnastik salonları olsun iyi imkanları ile herkesi etkileyecek boyuttadir . Ülkenin 6 bin nüfuslu kentinde bile kız lisesi, erkek lisesi, öğretmen okulu, Rus dilinde eğitim veren okul, ilkokul ve hatta hapishane mahkumları için bir okul dahi bulunmaktadır . Türkiye'de 6 bin nüfuslu bir yerleşim yerinde bu kadar okul bulunduğunu şahsen düşünemiyorum.
Finlandiyalı gençler boş zamanlarını kışın kayak, yazın işe yüzme gibi spor aktiviteleri ile uğraşarak degerlendirirler. Bu da gençlerin vücut sağlığı için önem sarfetmektedir.
Finlandiyalilar "okul bizim temel zenginligimizdir, bizim maden yatakları ve altın rezervlerimiz yok.O yüzden biz okullarda gençlerimize güçlü ve dayanıklı olarak yetiştiriyoruz.Düzenimizin temeli okula dayanir.Okulumuzu elimizden aldiginiz an biz de biteriz " sözleriyle okula ve eğitime dair verdikleri önemi dile getirmişlerdir.Her kasabanın kendi yerel gazetesi vardir.Köyde neredeyse her aile gazeteye abonedir.Belki de Finlandiyanin bu kadar refah seviyesinin yüksek olmasinin sebebi eğitime bu denli önem vermiş olmalarıdır diye düşünüyorum.
İnsani canlı ve dinç tutması gereken bilgilerin yerini bilgiçlik taslayan bir zihniyet almakta, öğrencilerin beyni çeşitli kitaplardan yapılan ölçüler, formüller kurallarla çöplüğe dönüşmektedir.Almanyada öğrencilerin birçoğu gözlüklüdür gözleri bozuktur, sırtları kamburlu zayıf ve solgundurlar.Onlarin formül ezberlemeye değil nefes almaya doğayla iç içe olmaya ihtiyaçları vardır.
Finlandiyali gencler sizin göreviniz ülkenizin gelismesini ve halkın yükselmesini sağlamaktır.Maneviyatinizi ve ruhunuzu geliştirmek için çaba gösterin ve "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"deyimini unutmayın.
"Gençleri değil kendilerinizi suclayin.Siz nasıl yetistirdiyseniz gençler de öyle olacaktır"
Hepimiz biliyoruz ki bir çocuğun ilk öğretmeni ailesidir, kültürü ve eğitimi ilk aileden aliriz.Hepimiz ailemizden izler tasimaktayiz.Aileler çocuklarına ne verdiyse onu görürler.Cunku ne ekerseniz onu biçersiniz; ne pişirirseniz de onu yersiniz.
*köylüler konferans vermeye gelenlere yağ, bal ve el dokuması ürünler hediye ederek "siz kendi bilginizi ve zekanizi bizlerle paylasiyorsunuz bize verdiğiniz sevinçle karsilastirildiginda bunlar çok küçük şeyler" diyerek bilgiye ve kültüre verdikleri önemi göstermiş oldular.
"Aydınlar halkin ışık saçan düşüncesi ülkenin eğitimli beyin gücüdür.Kendi aydın kesimine sahip cikmayan ülke şanssizdir.
" Sizin göreviniz mum gibi halki aydinlatmaktir"
"Çocuklara sıkıcı ve işe yaramaz ders kitapları okutuluyor.Bilgiye ulasma arzusu uyanmadan yok oluyor."
"Bütün parti, eğlencelerde küçük meblağ da olsa para toplanıp kütüphaneler olusturulurdu.
"Her bir köylünün evini bilginin ışığıyla aydinlatacagiz.
"Küçük çocukları terbiye ederek güçlü ve gelişmiş yeni nesil inşa edeceğiz."