hay hay şiir mi diyorsunuz• Bu şiiri burada paylaşma sebebim gâlibâ yazdıklarıma en çok değer veren insanların burada olması ve ben yazdıklarırımın bi' değeri olmasını istiyorum, çok, kendime has şiir yazmaya 5. sınıfta başladım ama 2. sınıf civârından beri şiir…devamıhay hay şiir mi diyorsunuz•
Bu şiiri burada paylaşma sebebim gâlibâ yazdıklarıma en çok değer veren insanların burada olması ve ben yazdıklarırımın bi' değeri olmasını istiyorum, çok, kendime has şiir yazmaya 5. sınıfta başladım ama 2. sınıf civârından beri şiir yazıyorum gâlibâ ve sürekli şiirle hikâyem yan yana ilerlemişler, o yüzden şâirim kabûl ediyorum hattâ belki hâkî(hikâye anlatıcısı) olduğum kadar, öyle işte. "Ma'rifet hangisidir, şapkadan tavşan çıkarmak mı tavşana şapka çıkarmak mı?" Şapkaya tavşan çıkarmak efem. Tavşanı tutmak da kolay değildir. Neyse, bu yüzden eğer şiirimle ilgili bi' yorumunuz, eleştiriniz hattâ tahkîriniz varsa bile beklerim. Öyleyse size iyi okumalar, sonrasında da Şiir!'den Boğazımdan Geçen Şehirler'i dinleyebilirsiniz:
İN
Sevgilim sen Kudüs’sün ben İstanbul.
Bu yüzdendir kavuşamamamız birbirimize karışamamamız.
“Kadınlar önden.” değildir o sözün doğrusu, “Sevdiceğim önden.”dir.
Kavuşamayız demek istemiyorum, karışamayız demek istemiyorum ve aması da yok.
Devâsâ kelimeler kurmak istiyorum sevdiğim, o söylemeye dilimin varmayacağı tüm kelimeleri aklıma getiren ve seni üzmekten bi' sâniye dahî ellerini kemirmemek gafletine düşmesiyle beni öfke uçurumlarında sallandıran o şeref nâmustan bîhaber olan iti* sevmiyorsun biliyorum, dedim ya İstanbul’um Yeni Roma’yım Fâtih yatıyor kalbimde.
,
Amân dağlar ağızda tel tel etmelidir.
Rumeli’ye değil de cânım cânıma bakmalıdır bakakalmalıdır ve Tüm Eski Roma toprakları Yeni Roma topraklarına katılmalıdır.
İlhâm ilhâmı çağırır derler, içimde şâirler şiirler yazarlar Hazar’a tüneller kazarlar bazen bana kadar göl olur Anadolu yani Diyâr-ı Rûm ve kimse bilmez beni, bundan sonra.
Taşralının biri geldi kazık çaktı benim dedi benim bütün kentlerin atası ve îmân ettiler buna hepsi âh Diyâr-ı Rûm olmuş Diyâr-ı Mağrib.
,
Gelsinler görsünler ner’deyse tüm o cevelân, bulsunlar beni.
Geçmedim geçmeyeceğim, öldüremez beni iki serseri.
Geleceğim sevdiğim sevdiceğim cânım efendim, geleceğim.
Nedensiz seveceğim seni, sormam bilirsin; lâleyim nergisim ben âşığım tanırsın.
,
Çağrıma çağrı yap, ağrıma ağrıma lütfen canımsın.
Gel görelim örülelim birlikte, selâm diyem kim dost olanlara düğünümüz kıyılsın.
Nişantaşında köşküm var ama gel sende olalım hep ben senin dağını taşını altın gümüşle elerim saçını başını okşar severim sen kutsalsın makdissin selâmsın selîmsin dağın taşın altındır zâten bilemediysem ben bilememişimdir seni.
Sevgilim gencoldum yaşlıydım gel de geleyim, lütfen, cevâbını beklerim
.
Kaydismi: Sevgilim sen Kudüs'sün ben İstanbul. - Birinci Mektup.
sekiz rebîüssâni bin dört yüz kırk dört perşembe üç kasım iki bin yirmi iki/ olabildiğince serbest olma diyince sermest olduğunca sarhoş/ neden buradayım ben geceden sabâha sabahtan geceye/ ben sustum kâinat konuştu
.
.
.
*İtler lütfen alınmasın, şurada sevdiceğimle konuşuyoruz.