Spoiler içeriyor
Film o kadar duygusal ve o kadar gerçekçiydi ki itiraf ediyorum sonunda gözyaşlarıma hakim olamadım, hüngür hüngür ağladım. Bu aralar nostaljiye kafayı takmıştım ve uzun zamandır merak ettiğim bir film vardı. Ben de hazır fırsat bulmuşken izleyeyim dedim. Kadroya bakarsak…devamıFilm o kadar duygusal ve o kadar gerçekçiydi ki itiraf ediyorum sonunda gözyaşlarıma hakim olamadım, hüngür hüngür ağladım. Bu aralar nostaljiye kafayı takmıştım ve uzun zamandır merak ettiğim bir film vardı. Ben de hazır fırsat bulmuşken izleyeyim dedim.
Kadroya bakarsak zaten Tarık Akan, Halit Akçatepe, Adile Naşit gibi bildiğimiz isimler var. Hepsinin de oyunculuğu ayrı ayrı mükemmelken birleştiği zaman çok güzel bir film ortaya çıkmış. Filmi izlerken ister istemez günümüzle karşılaştırdım ve şu sonuca vardım:
Evet eski filmlerin görüntüsü olsun, mekanı olsun günümüzdekilerle bir olamaz; göz zevkimizi bozacak derecededir ama konusu ve oyunculukları günümüzdekinden daha gerçekçi ve daha samimi. Şimdi günümüzdeki filmleri alçaltmak gibi de olmasın aralarda baş yapıt denecek filmler var ve izlemediğim birçok film de var ama izlediklerimle kıyasladığımda bu sonuca vardım.
Film 1973 yılında babası ölen iki kardeşi anlatıyor. Babaları öldüğü için kardeşine Murat bakmak zorunda kalıyor ve ilk başlarda bundan yakınıyordu, büyük bir dert olarak görüyordu kardeşini. Ama sonradan kardeşinin hasta olduğunu öğreniyor ve onu mutlu etmek için her şeyi yapıyordu. Lafın gelişi değil ama her şeyi yapıyordu. Kahraman yani Murat'ın kardeşi lösemi hastasıydı ve filmde de bu hastalık için de şöyle bir anlam vardı:
Eğer fakirsen bu hastalığın çözümü ölümdür. Tabi 1973 yıllarından bahsediyoruz, o zaman bilim de bu kadar gelişmemişti ama eğer o zamanlarda yaşayan biri olsaydım ve lösemi hastası bir kardeşim olsaydı bu film beni daha da kötü etkilerdi galiba. Gerçi bu film değildi, gerçeklerdi o yüzden sonu mutlu bitmedi.
Lösev bir reklam filminde bu filmi tekrar yazmış ve sonu mutlu bitmişti. Eskiden izlediğimde anlamamıştım ama filmi izledikten sonra tekrar izlediğimde içime bir hüzün oturdu. Zamanında yaşamını yitiren onlarca çocuğa üzüldüm keşke her şey daha farklı olabilseydi, keşke her hastalığın çözümü olabilseydi. Şu an bile hastalıktan ölen bir sürü insan var. Ölüm Allah'ın emri ama tedaviye parası yetemeyen insanlar içinse daha çok mecbur bırakılan bir ölüm. Bunları düşündükçe film daha çok değerleniyor benim için.
Filmde dikkatimi çeken bir kısım oldu. Öğretmen, Kahraman'ın hasta olduğunu öğrendikten sonra okula gelmesin, son zamanlarını güzel yaşasın dedi. Evet hayatımız okuldan daha değerli, her an hepimiz ölebiliriz buna rağmen hayatımızı sınavlara çalışmakla geçiriyoruz. En mutlu olacağımız zamanları şu an evde ve genel olarak sınavlara çalışarak geçiriyoruz. Bunun farkına varınca daha da üzüldüm.
Neyse genel olarak güzel filmdi. Bu aralar ağlayamıyordum, iyi geldi. Tavsiye ederim ama çevresinde hastalıkla mücadele eden insanların olduğu kişilere pek tavsiye etmeyi düşünmüyorum.
Bir de çok alakasız olacak ama filmi izlerken bir şey sinirlerimi çok bozdu. Yaa görüntüyle oynamışlar galiba ve bu yüzden herkesin yan profilinden burnu uzun görünüyor. Bir ara buna odaklanmaktan filmi izleyemedim. Sinirlerim bozuldu :)