Spoiler içeriyor
Derdini anlatabilen,sömürgeci ve otoriter devletlere eleştirel nitelikte,konusuyla taban tabana zıt bir gerilim sunan enteresan bir film. Haneke sinemasına yeni giriş yaptım.Haliyle araştırma yapmam gerekliydi gerek yönetmen gerek davası hakkında.Bu tarz yapımların asla tek tip anlatımla çok şeye temas etmediğini de…devamıDerdini anlatabilen,sömürgeci ve otoriter devletlere eleştirel nitelikte,konusuyla taban tabana zıt bir gerilim sunan enteresan bir film.
Haneke sinemasına yeni giriş yaptım.Haliyle araştırma yapmam gerekliydi gerek yönetmen gerek davası hakkında.Bu tarz yapımların asla tek tip anlatımla çok şeye temas etmediğini de biliyorum.Haliyle okumalar tarihsel ve felsefi bilgi gerektiriyor.Bu konuda eksiktim ama kısmen tamamlandım.
E Avrupa'nın-o girmeye çok hevesli olduğumuz hani- inkarcı ve riyakar politikalarına aşinayız.Daha dün Srebrenitsa katliamının yıl dönümüydü ve ben farkettim ki İHAS'ı düzenleyen Avrupa'nın 2024-2025 tarihlerinde Sırbistanın Avrupa Birliği Müzakerelerini olumlu sonuçlandırmasının beklenmesi,orada Yüksek Riyakarlar Birliği gibi bir birliğin varlığını gösteriyor.Siz ne kadar kendinizi eleştiren filmler yapsanız da,günah çıkarmak için ne kadar bunlara ödül de verseniz,arkanızdaki o güçle beraber cehennemin dibini boylayacaksınız.Zira bunların misyonerizmi,oryantalizmi sözde barışçıl olmayan doğu ve ortadoğu halklarını birbirine düşürmekle kalmamış,ilmin,dinin,kültürel değerlerin bir hiç uğruna talan edilmesine,tahrif edilmesine sebep olmuştur.Avrupa'nın içindeki güzelliklerini dünün iğrençliklerine borçlu olduğunu unutmaması gerek.
1961 Paris Katliamı eleştiriliyor filmde.Daha doğrusu o dönemin devlet erkanları.Merak edenler açsın okusun o dönemlerde nolmuş ama bu tür olaylar Fransa için ilk değil.Sömürgeciliğin aktif sorunları bugün,dün yediğin hurmalar...misali başlarında bir bela.O tarihlerde de çöl bedevilerinden ne kadar ölse kârdır diyen Fransız polis teşkilatının katliamı,resmi makamlara asla yansıtılmamış.Filmde bunlara gerek açık bırakılmış bir televizyondaki şiddet haberlerine kayıtsız kalan başrol burjuvazilerin sohbetleri sekansında gerek göçmen afrikalılara Georges'un tavırları ile görüyoruz.Filmdeki intihar sahnesi başlı başına büyük iş.Aslında bugün de göçmenlerin Avrupada çektiği sorunlara bir mesaj o sahne.Majid'in boğazını kesmesi aslında Georges'un(Avrupanın) vicdan azabı çekip çekmediğini görmemiz için çekilmiş.Filmin posterindeki kan ise Majidin akan kanının aldığı şekildeki kan, şiddete ve vicdana yönelik kısacası filmin oluş amacına yönelik bir poster.Gayet güzel düşünülmüş.
Gönderilen kasetlerin kaynağı filmde belirsiz ve aslında kasetler bana kalırsa,burjuvayı kayda alan kasetler olduğu için avrupayı kendine gösteriyor ve bundan rahatsız olan burjuvazinin ise aslında kendi huzursuzluğundan rahatsız olmasını anlatmaya çalışıyor.Burjuvanın yani söz gelimi Avrupanın kendi karın ağrısını göçmenlerden bilmesi,filmde de göçmenlerin bunu reddetmesi ise hayli büyük bir soru işareti bırakıyor izleyende.
Ama yemezler hocam.Majidin evindeki kaset kaydı yönetmenin aslında o kameranın oraya nasıl koyulduğunu açıklamaması buna dair ayrıntı da sunmaması göçmenler suçludur izlenimini daha belirgin kılıyor.Yönetmen de Avrupalı işte ne bekliyorsunuz...Sizin politik filminiz bu kadar olur işte.
Son sahnede açıkçası ne olduğunu anlamadım,internetten baktım bi,orada majidin çocuğu ile Georges'un çocuğu aynı kadraja girmiş,ikisi de okuldan çıkıyormuş,bu da geleceğe dair barışçıl bir mesaj veriyormuş göçmenler ile saf ırk arasında.
Film tartışma yaratma saikiyle oluşturulmuş.Sizler de izlerseniz bu saikle izleyin.Kim haklı kim haksız kimin ne hissettiği kiminle alakalı vesaire bi sorgulayın.Ama yönetmen istiyor ki bi sonuca varmayın çok da.Sonrası size kalmış tabii.