Spoiler içeriyor
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 18 } Yaz tarilinde gittiği yere kadar her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. Bu serinin en sevdiğim…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 18 }
Yaz tarilinde gittiği yere kadar her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
Bu serinin en sevdiğim yanı filmlerin 8 yıl arayla çekilmiş olması. 8 yıl ne demek ya? Ben bu filmleri çıktıkları zaman izlesem kafayı yiyebilirdim bence. Neyseki ilk film varken ben yoktum. Bu filmde emeği geçen herkes 8 yıl + 8 yıl toplam 16 yıl beklemişken bizim 3 filmi 3 günde izlememiz ayıp olurdu. Ben de ayıp etmemek adına, emeğe saygı göstererek aklıma geldiği bir zaman izleme kararı aldım. Yine aklıma geldin Before serisi. Yine sendeyiz. Aslınsa 4. film de çıkacakmış fakat sanırım oyuncular istememiş. Üzücü ama ne yapalım? Zaten biliyoruz ki 10 film de olsa, ruhen kavuşmuş iki insan tam olarak hiçbir zaman kavuşamayacak. Haydi izleyelim o zamann.
İlk filmi ben 2021'de izlemişim. Böyle her yılın hatta ve hatta her ayın olgunluk seviyemde artış sağladığını düşündüğüm bir yaştayım. 2021'de izleyip ne anlamış olabilirim ki diye düşünürken bir baktım yorumum var. (Bayılıyorum kendime çünkü rafa girdiğim günden beri izlediğim ve okuduğum her şeyin yorumunu hazırlıyorum. Bu bana geçmişime, önceki düşünce tarzıma ve o an ne hissettiğime dair mükemmel bir geri dönüş oluyor.) Neyse demişim ki o ilk filmin postunda ve 17 yaşında; konuşmaların sıktığı oldu. Oysa 2. filmi izleyen ben nasıl da durdura durdura ve düşüne düşüne izledim. 3 yaş fakat çok büyük değişiklikler. 17 yaş bir de... Duygulandım şimdi.
Jesse'nin ikinci filmde bahsettiği oğlunu görüyoruz ve onu oğluyla sohbet etmeye çalışırken izliyoruz ilk. Fakat bu genel olarak tek taraflı bir konuşma oluyor. Sonrasında vedalaşıyorlar ve Jesse'in gözlerindeki hüzünü görebiliyorsunuz. Birilerinden hep ayrılmak zorunda kalmak onun kaderi mi ne?
Sonrasında beni gerçekten şok eden o sahneye geliyor. BUNLARIN ÇOCUKLARI MI VAR? NE? İlk paragrafta yazdığım kavuşma zırvalığı yüzüme vurdu resmen. Nasıl ya? Ama ortada farklı bir kadından olan büyük bir çocuk olunca ve bu çocuk başka bir kıtada annesiyle yaşayınca tabiki sorunlar çıkmaya başlıyor. Çünkü hatırlarsanız Jesse'nin gözlerindeki üzüntüden söz etmiştim.
-Ok! How old are you? Come on!
-41 and I loved only you.
Masadaki sohbetleri ilgi çekiciydi aslında. Kadın erkek ayrımını ayrıntılıca konuştuktan sonra bir de aşkı konuşuyorlar. Kadın ve erkekten kadınla erkeğe geçiş. Bir kız diyor ki sonunda biteceğini zaten biliyoruz. Sonsuz aşk diye bir şey olmadığını savunuyor ve bunun üzerine konuşulmaya başlanıyor. Ruh eşini aramaya ömür tükettiğimizi iddia ediyorlar mesela. İnsanı en mutlu eden şey arkadaşlar ve iş olsa her şey daha mı kolay olurdu acaba gerçekten? Ya da gerçekten birini değil de yaşama hissini mi seviyoruz hayatta?
Başta dediğim kavuşamama kısmına sanırım üzülerek geri döneceğim çünkü çocukları bile olmasına rağmen hala kavuşmuşlar hissine ulaşamıyorum. Yan yana oturuyorlar. Beraberler ve 2.filmden bu yana birlikte geçirebilmişler. Fakat yine de beraber değiller gibi. Çok garip. Yine de onlar yan yana yürüdüğünde sanki evren susuyor ve onlar konuşmaya başlıyor gibi hissediyorum. Arkada harabeler, dar sokaklar, Yunan kadınlar ve adamlar, var. Jesse'nin gömleğinin bir ucu dışarıda paspal bir görünüşü var ve Celine tatlı elbisesinin içinde. Bazen omuzları çarpışıyor. Bazen biri diğerine kitlenerek onu dinliyor. Bazen birbirlerine bakmıyorlar ve üst üste konuşuyorlar. Fakat öyle bir akıyor ki sanki saatlerdir oradasın ama aslında beş dakika bile olmamış gibi. İnanılmaz bir şey. Tarif edemiyorum ben bu filmi gerçekten.
✔️8/10
'18.7.24