Spoiler içeriyor
“the banshees of inisherin” (2022) – bir dostluğun sessiz çöküşü Varoluşun acısı ben bu ismi kullanırdım çünkü bunu sorgulayan bir yapım !! martin mcdonagh'ın yazıp yönettiği “the banshees of inisherin”, dostluğun ve insanın varoluşsal krizinin en acımasız ama aynı zamanda…devamı“the banshees of inisherin” (2022) – bir dostluğun sessiz çöküşü
Varoluşun acısı ben bu ismi kullanırdım çünkü bunu sorgulayan bir yapım !!
martin mcdonagh'ın yazıp yönettiği “the banshees of inisherin”, dostluğun ve insanın varoluşsal krizinin en acımasız ama aynı zamanda en şiirsel anlatımlarından biri. brendan gleeson ve colin farrell'i “in bruges” (2008) filminden sonra tekrar bir araya getiren bu yapım, hem dramatik hem de absürt bir kara mizah örneği sunuyor. film, 2022'de büyük yankı uyandırdı ve 9 dalda oscar adaylığı kazandı.
konu
film, 1923'te irlanda'nın batısında, inisherin adlı küçük bir adada geçiyor. hikâyenin merkezinde, uzun yıllardır dost olan pádraic (colin farrell) ve colm (brendan gleeson) var. ancak bir gün colm, hiçbir açıklama yapmadan pádraic ile arkadaşlığını bitirdiğini söylüyor.
pádraic, saf ve iyi niyetli bir adam. colm ise hayatının geri kalanında müzik bestelemek ve yalnız kalmak isteyen bir sanatçı ruhuna sahip biri. pádraic, bu ayrılığı kabul edemiyor ve sürekli colm'a nedenini soruyor. colm ise basit bir şekilde yanıt veriyor: “sen sıkıcısın, seni artık sevmiyorum.”
ancak film, sadece bir dostluğun sona ermesiyle ilgili değil. colm, pádraic'ten uzak durmazsa her seferinde kendi parmağını keseceğini söylüyor. bu, film boyunca büyüyen gerilim ve trajedinin başlangıcı oluyor.
filmin temaları ve derinliği
1. dostluk ve yalnızlık
film, dostlukların nasıl bitebileceğini ve yalnızlığın insanı nasıl etkileyebileceğini çok doğal bir şekilde işliyor. pádraic, yalnız kalmayı reddeden bir karakterken, colm tam tersine yalnızlığın bir anlam taşıdığını düşünüyor.
2. sanat ve ölümsüzlük
colm, zamanını pádraic gibi “önemsiz sohbetlerle” harcamak istemiyor. o, ölümsüz bir sanatçı olmak istiyor ve müzik bestelemek istiyor. burada mcdonagh, sanatın mı yoksa insan ilişkilerinin mi daha önemli olduğunu sorguluyor.
3. anlamsız şiddet ve irlanda iç savaşı
film boyunca süregelen anlamsız kavga ve inat, irlanda iç savaşı'nın bir metaforu olarak da yorumlanıyor. arka planda, irlanda anakarasında bir savaş sürerken, bu iki eski dost kendi küçük dünyalarında anlamsız bir savaş veriyor.
4. absürt mizah ve trajedi
mcdonagh'ın en iyi yaptığı şeylerden biri, trajik durumları absürt ve komik bir şekilde sunması. filmde, diyaloglar bazen o kadar saçma ve ironik ki, trajedinin tam ortasında güldüğünüzü fark ediyorsunuz.
oyunculuk performansları
colin farrell (pádraic) – masumiyetin çöküşü
colin farrell, pádraic'i inanılmaz bir doğallık ve saflıkla canlandırıyor. başta tatlı, biraz saf ama iyi bir adamken, filmin ilerleyen bölümlerinde öfke ve hırs dolu birine dönüşmesini inanılmaz bir incelikle oynuyor.
brendan gleeson (colm) – melankoli ve kararlılık
brendan gleeson, sessiz ama derin bir karakter olan colm'u mükemmel bir şekilde canlandırıyor. onun yüzünde her zaman bir hüzün var ama aynı zamanda korkutucu bir kararlılık da taşıyor.
kerry condon (siobhán) – zekâ ve umutsuzluk
pádraic'in kız kardeşi siobhán, filmin belki de en mantıklı ve aklı başında karakteri. kerry condon, bu karaktere harika bir enerji ve derinlik katıyor.
barry keoghan (dominic) – masumiyet ve umutsuzluk
barry keoghan'ın oynadığı dominic, adanın en dışlanmış insanlarından biri. o, hem pádraic'in dostu hem de toplum tarafından pek ciddiye alınmayan bir karakter. keoghan'ın performansı, filmin en yürek burkan anlarını yaratıyor.
görsellik ve atmosfer
filmin çekimleri, irlanda'nın batı kıyısında, muhteşem manzaralar eşliğinde yapılmış. yeşil tepeler, kasvetli hava ve deniz kıyısı, filmin yalnızlık ve içsel çatışma temasını çok iyi destekliyor.
carter burwell'in müzikleri, filmin melankolik havasını tamamlıyor. müzik, aşırı dramatik olmadan, sade ama etkileyici bir atmosfer yaratıyor.
sonuç – bir dostluğun çöküşü ve insan ruhunun derinlikleri
“the banshees of inisherin”, aslında çok basit bir olaydan yola çıkarak insan ruhunun en karmaşık noktalarına dokunan bir film. dostluk, yalnızlık, anlam arayışı ve anlamsız inat üzerine harika bir hikâye anlatıyor.
eğer durağan ama derin ve düşündürücü filmleri seviyorsan, bu film tam sana göre. ama aksiyon ya da hızlı bir hikâye akışı bekliyorsan, sana fazla ağır gelebilir. mcdonagh'ın diyalogları, absürt mizah anlayışı ve karakterlerine kattığı derinlik, filmi son yılların en iyi yapımlarından biri haline getiriyor.
özetle:
—harika oyunculuklar (farrell ve gleeson mükemmel)
—kara mizah ve trajedi dengesi çok iyi
—irlanda iç savaşı'na göndermeler içeren derin bir anlatım
—muhteşem sinematografi ve atmosfer
—yavaş tempolu, karakter odaklı bir film olduğu için herkese hitap etmeyebilir.
son söz: bazen dostluklar mantıklı nedenlerle değil, sadece biter.