“Biliyor musunuz?” diyordu neşeyle Snellman hayatının son yıllarında dostlarına. “Çocukluğumdaki Finlandiya’yı hatırlayıp şimdiki zamanla kıyasladığımda şöyle bir tablo tasavvur ediyorum: Büyük, eski bir ev. Bütün penceleri kapalı, havasız, nemli ve ağır. Dev bir mezarlığa benziyor. Ama işte genç, cesur ve…devamı