“İnsanda ne var? İnsana ne verilmemiştir? İnsan neyle yaşar? •İnsanda sevgi var. •İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemiş. •Her insan kendisi için kaygılanarak değil, sevgiyle yaşar..."
Atatürk, Samsun’a çıktığında sadece bir mücadeleyi değil, aynı zamanda bir umudu, bir inancı ve bir geleceği de başlatmıştı. Bu cesur adım, Cumhuriyet’e giden yolun başlangıcıydı. Bugün, özgürce nefes alabiliyor, çağdaş bir ülkenin vatandaşları olarak onurla yaşayabiliyorsak, bunu Atatürk ve silah…devamıAtatürk, Samsun’a çıktığında sadece bir mücadeleyi değil, aynı zamanda bir umudu, bir inancı ve bir geleceği de başlatmıştı. Bu cesur adım, Cumhuriyet’e giden yolun başlangıcıydı. Bugün, özgürce nefes alabiliyor, çağdaş bir ülkenin vatandaşları olarak onurla yaşayabiliyorsak, bunu Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz. Dün, bugün, yarın, her gün….
Sonsuz özlem ve minnetle kalbimizde…
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷🇹🇷
“Biliyor musunuz?” diyordu neşeyle Snellman hayatının son yıllarında dostlarına. “Çocukluğumdaki Finlandiya’yı hatırlayıp şimdiki zamanla kıyasladığımda şöyle bir tablo tasavvur ediyorum: Büyük, eski bir ev. Bütün penceleri kapalı, havasız, nemli ve ağır. Dev bir mezarlığa benziyor. Ama işte genç, cesur ve…devamı“Biliyor musunuz?” diyordu neşeyle Snellman hayatının son yıllarında dostlarına. “Çocukluğumdaki Finlandiya’yı hatırlayıp şimdiki zamanla kıyasladığımda şöyle bir tablo tasavvur ediyorum: Büyük, eski bir ev. Bütün penceleri kapalı, havasız, nemli ve ağır. Dev bir mezarlığa benziyor. Ama işte genç, cesur ve güçlü insanlar yetişiyor. Neşeli, aydınlık yüzlü, akıllı gençler. Pencere panjurlarını kaldırıp, penceleri açıyorlar… İçeriye güneş, ışık, temiz hava ve çiçek kokusu doluyor. Evde her şey canlanıp neşeleniyor. Ve evin kendisi de gençleşiyor sanki. Dışarıdaki insanlar da sanki cinliymiş gibi bu evden kaçmıyorlar, tersine büyük bir sevinçle eve yaklaşıyorlar. Dışarıdan inceliyor, evi haranlıkla seyrediyorlar.
Her ülkede, her ilçede, her unutulmuş bölgede böyle harika değişiklikler yapılabilir. İhtiyaç duyulan tek şey dinamik, dinç ruhlu, yorulmak bilmez, kültür çalışmalarına bıkıp usanmadan devam edebilecek insanlardır."
-Sanki lunapartaki hızlı trende defalarca savruluyor gibiyim. Bu kız nereye gittiği belli olmayan bir yolculuk gibi. Sen özgürlüksün. -Yanlış. Müzik özgürlüktür.
-Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek. -Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların…devamı-Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek.
-Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır. Tüm bunlar yani insanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir. Fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, sizler onları can evinden vurmak yerine, onlara itaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir.
İlk başta komünistleri almaya geldiler, Ve ben sesimi çıkarmadım. Çünkü ben bir komünist değilim. Sonra sosyalistleri almaya geldiler, Ve ben sesimi çıkarmadım. Çünkü ben bir sosyalist değilim. Sonra sendikacıları almaya geldiler, Ve ben sesimi çıkarmadım. Çünkü ben bir sendikacı değilim.…devamıİlk başta komünistleri almaya geldiler,
Ve ben sesimi çıkarmadım.
Çünkü ben bir komünist değilim.
Sonra sosyalistleri almaya geldiler,
Ve ben sesimi çıkarmadım.
Çünkü ben bir sosyalist değilim.
Sonra sendikacıları almaya geldiler,
Ve ben sesimi çıkarmadım.
Çünkü ben bir sendikacı değilim.
Sonra yahudileri almaya geldiler,
Ve ben sesimi çıkarmadım.
Çünkü ben bir yahudi değilim.
Nihayet beni almaya geldiler.
Ama beni kurtaracak sesi çıkaracak
Hiç kimse kalmamıştı.
- Bizden nefret ettiğinizi biliyorum. Havaya uçmamız ya da açlıktan ölmemiz de umurunuzda bile değil. -Evet doğru. - Ama sahilde mayınları temizlerken ölmemiz sizin için daha iyi değil mi, Feldwebel? (Komutanım...)