Dolunay olduğunda ayın üzerinde bir tavşan figürü belirir. Bu konuda birçok mitolojik hikaye vardır fakat pek güzel değiller. Bir de pek iyi olmasa da fena da olmayan over the moon filminden de esinlenerek bir hikaye yazdım. Çin'de bir gün bir…devamıDolunay olduğunda ayın üzerinde bir tavşan figürü belirir. Bu konuda birçok mitolojik hikaye vardır fakat pek güzel değiller. Bir de pek iyi olmasa da fena da olmayan over the moon filminden de esinlenerek bir hikaye yazdım.
Çin'de bir gün bir prenses yaşarmış. Bu soylu doğan kadın sıradan bir adama âşık olmuş ama evlenmeleri kesinlikle yasakmış. Buna rağmen kendilerini riske atıp gizlice bir tepede buluşurlarmış. Her buluşmada bir daha ne zaman ve hiç görebilecekler mi bilmeden, sonsuza kadar vedalaşır gibi bakarlarmış birbirlerinin gözlerinin içine.
Prenses bu aşkı kurtarmak ve bir geleceğe sahip olmak için, hayallerini yaşayabilmek için bir kahine gitmiş ve ondan bir çözüm istemiş. Kahin, ona sonsuza kadar aşkını yaşaması için bir iksir vermiş. İksir sadece sevdiğinin yanında içildiğinde işe yararmış. Prenses yola koyulmuş. Artık tüm bu belirsiz bekleyiş bitebilirmiş.
Prenses, iksir ile birlikte her zaman buluştukları dağa gitmiş. Mutluluk ile anlatmış olanları ve heyecan ile prenses bir çırpıda içmiş iksiri. Fakat bir tuhaflık varmış. Prenses iksiri içtiği gibi gökyüzüne yükselmeye başlamış. Sevgilisi bir elinden hızla yakalayıp onu yanında tutmaya çalışmış, çaresizce denemiş. Prenses ölüm korkusu tüm bedenini sarar iken sevgilisinin gözlerine son kez bakmış. iksir lanetliymiş... Prensesin eli kaymış ve hızla yükselmeye başlamış. Hızla uzaklaşır iken giderek azalan sesinle seni seviyorum sözleri giderek kaybolmuş. Prenses Ay’a kadar yükselmiş ve ayda mahsur kalmış.
Kehanet böylece gerçekleşmiş. Prenses ölümsüz olmuş ve sonsuza kadar Ay’da, aşkını düşünerek yaşamış.
Sevdiği adam ise her ay, Ay’ın en parlak olduğu zaman, prensesini kaybettiği tepeye çıkıp bir şekilde geri dönmesini umarak beklemiş. Bir yol, bir çözüm arayıp durmuş. Tüm ömrünün sonuna kadar prensesini kurtarmak için bir umut aramış ta ki ölüm onu götürene dek. Çok yaşlandığı bir gün, bin bir zorlukla çıktığı o tepeye yine gelip prensesini düşünüp dalıp gittiği bir gece hüzün ve özlem içinde ölmüş.
Onca bekleyişten sonra prenses, içinde de bir parçanın ölüp kayboluşunu derinden hissetmiş. Sevgilisini artık sonsuza kadar göremeyeceğini, artık bittiğini ve hiç bir seçenek yada umudun kalmadığını anlamış. Bu acıya dayanamayan ay ona bir hediye vermiş. Ölümsüz prensese eşlik etmesi ve onu dinlemesi için bir tavşan. Onun yalnızlığına ve yalınlığına en azından bir dinleyici olması için.
Her gece gökyüzüne baktığında, kendinle baş başa kaldığında, Ay’daki tavşanı gördüğünde…
Onu, sana eşlik eden bir dinleyici olarak düşünebilirsin.