-Yunanlılar, İngilizlerin izniyle İzmir’e girmişler bu sabah. Az evvel yanından çıktığınız zat, mukavemet edilmemesini emretmiş. 400 askerimizi katletmişler. Vilayette sancaklarımız indirilip yerine Yunan bayrağı dikmişler. +Yolculuk hazırlıkları tamam mı? -Paşam affedin +Noluyo Cevat -İstifamı sunmak isterim. yapamam! +Neyi yapamazsın -Baksanıza…devamı-Yunanlılar, İngilizlerin izniyle İzmir’e girmişler bu sabah. Az evvel yanından çıktığınız zat, mukavemet edilmemesini emretmiş. 400 askerimizi katletmişler. Vilayette sancaklarımız indirilip yerine Yunan bayrağı dikmişler.
+Yolculuk hazırlıkları tamam mı?
-Paşam affedin
+Noluyo Cevat
-İstifamı sunmak isterim. yapamam!
+Neyi yapamazsın
-Baksanıza farkında bile değilsiniz.
Ali Fethi bey gitti.
Ali Fuat paşa gitti.
Madam Corinne gitti.
Kazım paşa gitti.
İsmet albayı görmüyorsunuz bile.
+Bitti mi Cevat (gururla bakar).
Bittiyse acele edelim.
Kurtarılacak bir memleket var!
(O anın zamanına gidip, Atamın Samsun’a çıkarak memleketi kurtaracak o korkusuz gülüşünü görebilmek için her şeyimi verirdim; çünkü o gülüş nasıl anlatsam bence yalnızca bir tebessüm değil tarihe kazınmış bir cesaret, nesillerin yüreğine işleyen bir kararlılık)
+Napacaksınız paşam?
-Bir şey yapacam. Çünkü ben yapmazsam kimse yapmicak
+Paşam baksanıza burdalar geldiler...
Filmin 2:23:35 dakikasındaki o gözü pek gülüş ve meydan okuyan bakışların ardından, nesillerde yankılanan söz :
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER 🇹🇷
.
.
.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı
dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.
Buna da filmde yer vermeleri iyi olmuş , hatta Türk bayrağı dövmesi yaptıran Anzak askerini gören İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1957 yılında mezun olup ABD’de doktor olarak çalışan Dr. Ömer Muşluoğlu bizzat anlatıyor. Dr. Ömer, Amerika’da görev yaparken karşılaştığı yaşlı Anzak askerine soruyor ve onun kolundaki Türk bayrağı dövmesini fark ediyor. Anzak asker, Çanakkale Savaşı’nda İngilizlerin propagandasıyla Türkleri kötü göstererek savaşa gönderdiği askerler arasında yer aldığını, fakat sahada Türklerin cesaretini ve iyiliğini gördükten sonra fikirlerinin tamamen değiştiğini anlatıyor.
Anzak askerinin sözleri şöyle:
Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye’de... Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya Anzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki:
Barbar Türkler, Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir.
Çanakkale’de yaşadıklarını görünce, Türklerin cesaretinin barbarlık değil vatan sevgisinden kaynaklandığını fark etti. Yıllar sonra Amerika’da Dr. Ömer ile karşılaştığında, kolundaki Türk bayrağı dövmesi, o savaşta Türklerin gösterdiği iyiliği ve cesareti unutmadığının simgesi olmuş . Ve daha nice Anzak askeri böyle anlatıyor...
.
.
.
Neyin var Kemal? Hüseyin çavuş vardı. Nur gibi bir delikanlı. Bebek bekliyordu. Şehit olduğu gece haber verdiler kızın oldu diye.
Benim yanımda verdiler haberi. Çocuk gibi sevindi. Karısına berat götürmüşler bir de madalya.
“Kocan şehit oldu, sen de maaş alacaksın” demişler. “İstemem” demiş. “Ben bu dünyada onu alırsam, ahirette bana Hüseyin’imi göstermezler. Sen dünyada hakkını aldın derler. Ahiret olmasa bile Allah o kız için yaratırdı herhalde...
Dakika 58:24 Türkü baya hüzünlendirdi
Asker yolu beklerim
Günü güne eklerim
Sen git, yârim, talime de
Ben yolunu beklerim
Mendilimde gül oya
Gülmedim doya doya
Filmi üçüncü kez izlediğim tarih:
28 Ağustos 2025 , saat 2:22