Önünüzde kızarmış et veya benzeri yiyecekler varken, zihninize bunun bir balık cesedi, bunun bir kuş veya domuz cesedi olduğunu; ve yine, Falernia şarabının sadece üzüm suyu olduğunu ve mor kenarlı cüppenizin kabuklu deniz hayvanı kanına batırılmış bir koyun tüyü olduğunu…devamıÖnünüzde kızarmış et veya benzeri yiyecekler varken, zihninize bunun bir balık cesedi, bunun bir kuş veya domuz cesedi olduğunu; ve yine, Falernia şarabının sadece üzüm suyu olduğunu ve mor kenarlı cüppenizin kabuklu deniz hayvanı kanına batırılmış bir koyun tüyü olduğunu kazımak ne kadar da iyidir!
Bu algılar, gerçek şeyin özüne inmede ve içinden geçmede ne kadar da iyidir, böylece onu olduğu gibi görebilirsiniz!
Bu, hayatınız boyunca uygulamanız gereken bir uygulamadır: Şeyler böylesine makul bir görünüme sahip olduğunda, onları çıplak gösterin, bayağılıklarını görün, kendileriyle ilgili övüngen hesaplarını soyun.
Kibir, aklın en büyük baştan çıkarıcısıdır: İşinizin önemli olduğuna en çok ikna olduğunuzda, işte o zaman onun büyüsüne en çok kapıldığınız zamandır.
Ayrıca Kitap 8 Aforizma 11 de biraz benzerdir
Bu şey kendi içinde, kendi yapısıyla nedir? Öz, madde ve sebep unsurları nelerdir? Dünyadaki işlevi nedir? Süresi nedir?
Onu bulmak için ihtiyacınız olan her şey o sayfalarda."
"O zaman bana nasıl olduğunu söyle."
"İlk prensipler, Clarice. Sadelik. Marcus Aurelius'u oku. Her bir özel şeyin kendi içinde ne olduğunu sor. Doğası nedir? Aradığın bu adam ne iş yapıyor?"
Veya kitapta:
"İmparator sadeliği öğütlüyor: İlkeler Her bir özel şey için şunu sorun: O, kendi içinde, kendi yapısında nedir? Nedensel doğası nedir?"
Marcus Aurelius'un Meditasyonlar adlı eserinden bahsediyor gibi görünüyor .
Med. X'te şöyle denmektedir:
Sanki sadece doğanın taleplerine odaklanın, sanki sadece doğanın sizi yönettiği gibi. Sonra bunu yapın ve kabul edin, tabii ki canlı bir varlık olarak doğanız bundan olumsuz etkilenmeyecekse. Sonra doğanın taleplerine odaklanın ve onu da kabul edin; tabii ki akıl sahibi bir varlık olarak doğanız bundan olumsuz etkilenmeyecekse.
Bay Aurelius, doğanızdan kaçmaya çalışmamanız gerektiğinden bahsediyor. Kendinizi düşünün ve olduğunuz gibi kabullenin. Clarice'i aradığı adama basit bir dille bakmaya ve ne yaptığını tartışmaya zorlayarak, geriye dönüp onun kim olduğunu anlamaya çalışması amaçlanıyor . Ayrıca şöyle diyor:
Başınıza ne gelirse gelsin, zamanın başlangıcından beri bekliyordu. Kaderin iç içe geçmiş iplikleri ikisini de birbirine ördü: kendi varoluşunuz ve başınıza gelenler.
Clarice bu kader ipliğini onun başlangıcına kadar takip edebilir ve onu aradığı noktada bulana kadar izleyebilir.
Yeryüzünde ahlak yok. Aşkın simgesi olan mersin çiçeğini, savaş simgesi olan defneyi, barış simgesi olan şu koca aptal zeytin dalını, çekirdekleriyle az kalsın Adem’i boğacak olan elmayı ve etekliklerin ağababası olan incir yaprağını buna kanıt gösterebilirim.
19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal (57. Alay) Dünyanın en büyük donanması geliyor çocuk! İngilizler, Fransızlar, yedi düveli toplamış. Düveli Muazzama diyorlar bir de, DÜVELİ MUAZZAMA! Çanakkale Boğazı’nda onları durduramazsak ne olacak biliyor musun? Nerelisin sen? Bitlis, kumandanım. Bitlis’teki ocağın…devamı19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal
(57. Alay)
Dünyanın en büyük donanması geliyor çocuk! İngilizler, Fransızlar, yedi düveli toplamış. Düveli Muazzama diyorlar bir de, DÜVELİ MUAZZAMA! Çanakkale Boğazı’nda onları durduramazsak ne olacak biliyor musun? Nerelisin sen? Bitlis, kumandanım. Bitlis’teki ocağın var ya, baba evinin, o sönecek. Sen nerelisin? Aydın, kumandanım. Senin baba ocağın da sönecek. Sen çocuk? Kırşehir, kumandanım. Seninki de sönecek, seninki de sönecek, seninki de... Hepinizinki sönecek! Ben size soğuk vadediyorum, ben size açlık vadediyorum, ben size perişanlık vadediyorum, ben size ölüm vadediyorum, ÖLÜM! (Ceketini atar ve askerler saygıyla hizada durur.) BEN YARBAY MUSTAFA KEMAL, BABA OCAĞINIZ SÖNMESİN DİYE SİZE ZAFER VADEDİYORUM!
Düveli Muazzama’nın geleceği varsa, göreceği var diyorum.
Filmi ikinci kez izliyorum arada cesaretlenmek lazım...
28 Ağustos 2025, 01:40
🎶
Bir fırtına tuttu bizi deryaya kardı
O bizim kavuşmalarımız a yarim mahşere kaldı
O bizim kavuşmalarımız a yarim ahrete kaldı
Yeni cezve yeni cezve kaynar kaynamaz oldu
O benim nazlı yarimin dilleri söyler söylemez oldu
Yeni cezve yeni cezve kaynıyor ocakta
Kasatura belimizde (a yarim) martınımız
Mapsanede yata yata her yanlarım çürüdü
Yollarına baka baka a yarim ela gözler süzüldü
-Yunanlılar, İngilizlerin izniyle İzmir’e girmişler bu sabah. Az evvel yanından çıktığınız zat, mukavemet edilmemesini emretmiş. 400 askerimizi katletmişler. Vilayette sancaklarımız indirilip yerine Yunan bayrağı dikmişler. +Yolculuk hazırlıkları tamam mı? -Paşam affedin +Noluyo Cevat -İstifamı sunmak isterim. yapamam! +Neyi yapamazsın -Baksanıza…devamı-Yunanlılar, İngilizlerin izniyle İzmir’e girmişler bu sabah. Az evvel yanından çıktığınız zat, mukavemet edilmemesini emretmiş. 400 askerimizi katletmişler. Vilayette sancaklarımız indirilip yerine Yunan bayrağı dikmişler.
+Yolculuk hazırlıkları tamam mı?
-Paşam affedin
+Noluyo Cevat
-İstifamı sunmak isterim. yapamam!
+Neyi yapamazsın
-Baksanıza farkında bile değilsiniz.
Ali Fethi bey gitti.
Ali Fuat paşa gitti.
Madam Corinne gitti.
Kazım paşa gitti.
İsmet albayı görmüyorsunuz bile.
+Bitti mi Cevat (gururla bakar).
Bittiyse acele edelim.
Kurtarılacak bir memleket var!
(O anın zamanına gidip, Atamın Samsun’a çıkarak memleketi kurtaracak o korkusuz gülüşünü görebilmek için her şeyimi verirdim; çünkü o gülüş nasıl anlatsam bence yalnızca bir tebessüm değil tarihe kazınmış bir cesaret, nesillerin yüreğine işleyen bir kararlılık)
+Napacaksınız paşam?
-Bir şey yapacam. Çünkü ben yapmazsam kimse yapmicak
+Paşam baksanıza burdalar geldiler...
Filmin 2:23:35 dakikasındaki o gözü pek gülüş ve meydan okuyan bakışların ardından, nesillerde yankılanan söz :
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER 🇹🇷
.
.
.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı
dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.
Buna da filmde yer vermeleri iyi olmuş , hatta Türk bayrağı dövmesi yaptıran Anzak askerini gören İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1957 yılında mezun olup ABD’de doktor olarak çalışan Dr. Ömer Muşluoğlu bizzat anlatıyor. Dr. Ömer, Amerika’da görev yaparken karşılaştığı yaşlı Anzak askerine soruyor ve onun kolundaki Türk bayrağı dövmesini fark ediyor. Anzak asker, Çanakkale Savaşı’nda İngilizlerin propagandasıyla Türkleri kötü göstererek savaşa gönderdiği askerler arasında yer aldığını, fakat sahada Türklerin cesaretini ve iyiliğini gördükten sonra fikirlerinin tamamen değiştiğini anlatıyor.
Anzak askerinin sözleri şöyle:
Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye’de... Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya Anzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki:
Barbar Türkler, Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir.
Çanakkale’de yaşadıklarını görünce, Türklerin cesaretinin barbarlık değil vatan sevgisinden kaynaklandığını fark etti. Yıllar sonra Amerika’da Dr. Ömer ile karşılaştığında, kolundaki Türk bayrağı dövmesi, o savaşta Türklerin gösterdiği iyiliği ve cesareti unutmadığının simgesi olmuş . Ve daha nice Anzak askeri böyle anlatıyor...
.
.
.
Neyin var Kemal? Hüseyin çavuş vardı. Nur gibi bir delikanlı. Bebek bekliyordu. Şehit olduğu gece haber verdiler kızın oldu diye.
Benim yanımda verdiler haberi. Çocuk gibi sevindi. Karısına berat götürmüşler bir de madalya.
“Kocan şehit oldu, sen de maaş alacaksın” demişler. “İstemem” demiş. “Ben bu dünyada onu alırsam, ahirette bana Hüseyin’imi göstermezler. Sen dünyada hakkını aldın derler. Ahiret olmasa bile Allah o kız için yaratırdı herhalde...
Dakika 58:24 Türkü baya hüzünlendirdi
Asker yolu beklerim
Günü güne eklerim
Sen git, yârim, talime de
Ben yolunu beklerim
Mendilimde gül oya
Gülmedim doya doya
Filmi üçüncü kez izlediğim tarih:
28 Ağustos 2025 , saat 2:22
Gerçekten izlemeye değer bir film izlenmesi çok az yapmayın dostum izleyin ve hak ettiği seviyeye taşıyın Los Angeles polis teşkilatının(Hollywood klişesi olmaya aday teşkilat) zamanında(1928) çektirdiği acılar özellikle kayıp çocuk ihbarlarına asılan kulak ve yaptıkları zulümler yani bir anneye kendi…devamıGerçekten izlemeye değer bir film izlenmesi çok az yapmayın dostum izleyin ve hak ettiği seviyeye taşıyın Los Angeles polis teşkilatının(Hollywood klişesi olmaya aday teşkilat) zamanında(1928) çektirdiği acılar özellikle kayıp çocuk ihbarlarına asılan kulak ve yaptıkları zulümler yani bir anneye kendi öz çocuğunu bulucaz deyip bulmamaları hadi bulamıyonuz bari kadına yanlış çocuk getirmeyin hadi kadın yemedi bide kendi öz çocuğunu tanımıyor diyerek(gaslighting anasını aglatmışlar) tımarhaneye yollamadilar mi Allah'ım sinir krizi geçirdim
Yani LAPD o kadar çalışkan ki onlarca çocuk katledilmiş onlarcaa bir tanesini bile arayalım bulalım yok arayan aileleri de tımarhaneye yolluyorlar bu nasıl bir barbarlık ABD kendine yakışanı yapmış yine şaşırmadık da şaşırdığım şey kendilerini çok iyi gösterirler bu filmde yüzlerini göstermişler hayret her neyse film çok iyi izleyin
Filmde en beğendiğim şey görüntü yönetmenliği gerçekten süper zaten Oscar adaylığı vardı galiba
Ve son sahne
+ elimde daha önce sahip olmadığım bir şey var
-Nedir o
+Umut
Christine Collins oğlunu aramaktan asla vazgeçmedi
Lazio: [during a conference briefing about Costello and his crew] without asking too many questions do you have anyone in with Costello presently? Dignam: Maybe. Maybe not. Maybe fuck yourself. Dignam: [during a conference briefing about Costello and his crew]…devamıLazio: [during a conference briefing about Costello and his crew] without asking too many questions do you have anyone in with Costello presently?
Dignam: Maybe. Maybe not. Maybe fuck yourself.
Dignam: [during a conference briefing about Costello and his crew] My theory on Feds is that they're like mushrooms, feed 'em shit and keep 'em in the dark. You girls have a good day
Dignam baya iyi oturtuyordu filmden hatırladığım kadarıyla ve beğendiğim diyaloglar ona ait olanlar
Ama filmin genel özetini bence Queenan şu cümleyle yapmış
Burada kandırma üzerine kurulu bir düzen var ama biz kendimizi kandırmıyoruz
You are as beautiful as the day I lost you Bu repliğin geçtiği sahneyi şey olarak hayal edebilirsiniz sizi bırakıp giden birisi var gidene gitmeyi mecbur bıraktıran sizsiniz ama sonra bir gün geliyor sizden özür diliyor ağlıyor falan filan ama…devamıYou are as beautiful as the day I lost you
Bu repliğin geçtiği sahneyi şey olarak hayal edebilirsiniz sizi bırakıp giden birisi var gidene gitmeyi mecbur bıraktıran sizsiniz ama sonra bir gün geliyor sizden özür diliyor ağlıyor falan filan ama siz sadece
Seni kaybettiğim günkü kadar güzelsin diyorsunuz :''( çünkü sadece varlığını isteyecek kadar özlemişsiniz , oysa son kez görebileceğiniz tek zaman ölmeden önceki 7 dakikanızdır. İşte o kişinin hayatına girdiği bölüm gelince...
tam o an arkadaşlar senin ben taaa deyip suratına tükürün. bari ölürken o yedi dakikayı size bıraksın . Ben olsam lotrdan en sevdiğim sahnelerin geçmesi için durdurur doya doya izler tahtalı maşata öyle giderdim
amk exi orda rahat bıraksın bari ahhsshhsh
Hatta çok güzel bir reels fikri atayım ortaya , lotr trilogy den oluşan en sevdiğiniz sahneleri derleyip 7 dakikaya sığdırın reels başlığı da ölmeden önceki en kaliteli 7 dakikam daha yaratıcı olunabilinir benim şimdilik max createlik bu
Lan doğum günüm için birinden mi istesem aklıma tek biri geliyor ahshshhs ama onunda işi gücü var . Ulan iki dakikalık sahnenin bana yaşattığı duyguya bakın işte bu animasyon bizim için animasyondurrrr
Ulan azrail bile aşık oldu sevdi öptü biz hala hebele hubele azrail bir ben sıfır hahshshshsb Azrail’in Brad Pitt olduğu film. Yarım bıraktım. Sürekli ihtiras muhabbeti dönüyor. Dedim herhâlde Anthony Hopkins ve Brad Pitt gençlere bunu boşverin, İhtiras Rüzgârları’nı izleyin…devamıUlan azrail bile aşık oldu sevdi öptü biz hala hebele hubele azrail bir ben sıfır hahshshshsb
Azrail’in Brad Pitt olduğu film.
Yarım bıraktım. Sürekli ihtiras muhabbeti dönüyor. Dedim herhâlde Anthony Hopkins ve Brad Pitt gençlere bunu boşverin, İhtiras Rüzgârları’nı izleyin diye mesaj veriyor.
Girizgâh beni hiç sarmadı. Ölümü Brad Pitt olarak düşününce olayın ağırlığı kaçıyor
Fıstık ezmesi yeme sahnesinde koptum, filmle bağım tamamen koptu.
Manitle izlenecek bir film olduğunu da düşünmüyorum. Ölüm öpüşmeyi geçtim, fıstık ezmesi bile yiyemiyor aq
Gidin başka romantik film izleyin
okuduğunuz için teşekkürler ama teşekkürüm filmi izlemediğiniz kadar değil
Yani tam olarak anlayamadım filmi ve fazla durağan ilerliyor, sevdiğim tek şey Haluk Bilginer ile Demet Akbağ arasındaki diyaloglar haricinde dediğim gibi anlayamamış olabilirim ama beğenmedim