IMDb listesinde 5. sırada yer alan Schindler’in Listesi, Steven Spielberg’in 1993 yapımı filmidir. Savaşın insan üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi ve savaş gerçeğini en çarpıcı biçimde anlatan filmlerden biri olarak kabul edilir. Film, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Polonya’daki Yahudi…devamıIMDb listesinde 5. sırada yer alan Schindler’in Listesi, Steven Spielberg’in 1993 yapımı filmidir. Savaşın insan üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi ve savaş gerçeğini en çarpıcı biçimde anlatan filmlerden biri olarak kabul edilir.
Film, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Polonya’daki Yahudi soykırımını, Çekoslovakyalı bir Nazi Partisi mensubu olan iş insanı Oskar Schindler üzerinden anlatır. Savaşın gerçekliğinden kopuk biçimde zengin olma hayaliyle Polonya topraklarına adım atan Schindler, cebinde neredeyse hiç parası olmadan yola çıkar. Şık giyimi, kendine güveni ve ikna kabiliyeti sayesinde Nazi subaylarının bulunduğu çevrelere kolaylıkla dahil olur. Başlangıçta Schindler, savaşın yarattığı kaosu bir fırsat olarak gören, pragmatik ve çıkarcı bir figürdür; Yahudi işçileri ucuz iş gücü olarak kullanarak zenginleşmeyi hedefler. Aradığı fırsatı Yahudilere ait bir fabrikanın işletmesini üstlenmekte bulur ve maddi gücü olmamasına rağmen Alman yetkililer üzerindeki nüfuzunu kullanarak işlerini sorunsuz biçimde yürütür.
Savaş sürdükçe Schindler, insanların ölümüne, acılarına ve çaresizliğine doğrudan tanıklık eder. Gettolarda, çalışma kamplarında ve infaz sahnelerinde gördükleri, onu yavaş ama geri dönüşü olmayan bir dönüşüme sürükler. Film ilerledikçe kazanç ikinci plana düşer; önceliği, çalıştırdığı Yahudi işçilerin hayatta kalmasını sağlamak olur. Sahip olduğu serveti, rüşvetler ve listeler aracılığıyla insan hayatına dönüştürür.
Savaşın gölgesinde kazanmak ya da kaybetmek, kimileri için yalnızca maddi bir hesap olabilir. Oysa Schindler’in Listesi, insan vicdanının savaşın karanlığı içinde nasıl biçimlenebileceğini ve tek bir bireyin, ahlaki bir tercih yaparak kaç hayatı değiştirebileceğini gösterir. Çoğu insan, kendi refahını koruyabilmek adına sorumluluktan kaçmayı seçerken; bir kişinin taşın altına elini koyması, yalnızca başkalarının hayatını değil, kendi varoluşunu da dönüştürür. Schindler’in hikayesi, kötülüğün sıradanlaştığı bir dünyada iyiliğin bilinçli bir eylem olduğunu hatırlatır. Bu nedenle Schindler, yalnızca kurtardığı insanlar için değil, insanlığın vicdanında da unutulmayan bir figür haline gelmiştir.
Filmin sonunda, gerçek hayattaki Schindler Yahudilerinin mezar ziyaretinde görünmesi, anlatılanların bir sinema anlatısından ibaret olmadığını; yaşanmış, acısı ve umudu gerçek bir tarihe dayandığını güçlü bir biçimde hatırlatır. Bu sahne, izleyiciyi etik bir yüzleşmeye davet eder: İnsan, en insanlık dışı koşullarda bile seçim yapabilir mi?
Bu soru, Auschwitz’ten sağ çıkan Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı adlı eserinde de yankı bulur. Frankl’a göre insan, her şeyini kaybettiği anda bile anlamını ve vicdanını koruyabildiği sürece insan kalabilir. Schindler’in Listesi de tam olarak bunu söyler: Karanlığın en yoğun olduğu yerde bile, anlam ve sorumluluk hala mümkündür.