Spoiler içeriyor
Sezai KARAKOÇ edebiyatımızın önemli ve kaliteli şairlerindendir. Genel olarak eserlerini beğenerek okuduğum şairimizin Zamana Adanmış Sözler kitabı birbirinden farklı şiirlerinden oluşmakta. Kitapda ki şiirlerinin arasında beğendiğim şiirlerinden bir tanesini buraya da eklemek istiyorum. -MASAL- Doğu'da bir baba vardı Batı gelmeden…devamıSezai KARAKOÇ edebiyatımızın önemli ve kaliteli şairlerindendir. Genel olarak eserlerini beğenerek okuduğum şairimizin Zamana Adanmış Sözler kitabı birbirinden farklı şiirlerinden oluşmakta. Kitapda ki şiirlerinin arasında beğendiğim şiirlerinden bir tanesini buraya da eklemek istiyorum.
-MASAL-
Doğu'da bir baba vardı
Batı gelmeden önce.
Onun oğulları Batı'ya vardı
~
Birinci oğul Batı kapılarında
Büyük törenlerle karşılandı.
Sonra onuruna büyük şölen verdiler,
Söylevler söylediler babanın onuruna.
Gece olup kuştüyü yastıklar arasında
Oğul yarınki masmavi şafağın rüyasında.
Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri
Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere
Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı.
Öcünü alsın diye kardeşini yolladı.
~
İkinci oğul Batı ülkesinde
Gezerken bir ırmak kıyısında
Bir kıza rastladı dağların tazeliğinde,
Bal arılarının taşıdığı tozlardan,
Ayna hamurundan, ay yankısından,
Samanyolu aydınlığından, inci korkusundan,
Gül tütününden doğmuş sanki.
Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu
~
Saçlarını güneş destelemiş
Yıllarca peşinden koştu onun
Kavuşamadı ama ona.
Batı bir uçurum gibi girdi aralarına.
Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr
Alıp götürdü onu,
Ve ikinci oğulu
Sivri uçurumların ucunda
Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda.
Baba yağmurlardan anladı bunu
Yağmur suları acı ve buruktu
İşin künhüne varsın diye
Yolladı üçüncü oğlunu.
~
Üçüncü oğul Batıda
Çok aç kaldı. Ezildi, yıkıldı
Ama bir iş buldu. Bir gün bir mağazada
Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı,
Fakat batının büyüsü ağır bastı,
İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı.
Sonra büsbütün unuttu onları.
Şef oldu buyruğunda bir çok kişi
Kravat bağlamasını öğrendi geceleri.
Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler,
Patron oldu ama hala uşaktı,
Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü.
Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda
Ondan hesap sordu o da
Sırf utançtan babasına
Bir çek gönderdi, onunla
Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi
Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı bu yüklü çeki.
İyice yaşlanmıştı ama,
Vazgeçmedi koyduğundan kafasına
Dördüncü oğlunu gönderdi Batı'ya
~
Dördüncü oğul okudu,bilgin oldu.
Kendi oymak ve ülkesini
Kendi görenek ve ülküsünü
Günü geçmiş bir uygarlığa yordu.
Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı
Batı bilginleri bunu kutladı.
O da silindi gitti binlercesi gibi
Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle
Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan.
~
Beşinci oğul bir şairdi.
Babanın git demesine gerek kalmadan
Geldi ve batının ruhunu sezdi.
Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır
Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair
Topladı tomarlarını geri dönmek istedi
Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini
Kum gibi eridi gitti yollarda.
~
Sıra altıncı oğulda;
O da daha batı kapılarında görünür görünmez
Alıştırdılar tatlı zehirli sulara
İçkiler içti, kaldırım taşlarını saymaya kalktı
Ev sokak ayırmadı,
Geceyi gündüzle karıştırdı.
Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara..
~
**Baba ölmüştü acısından bu ara**
~
Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara
Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda.
Bir alınyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda
Bir de o talihini denemek istedi
Bir şafak vakti Batıya erdi.
En büyük Batı kentinin en büyük meydanında
Durdu ve tanrıya yakardı önce;
'Kendisini değiştiremesinler.' diye.
Sonra ansızın ona bir ilham geldi
Ve başladı oymaya olduğu yeri.
Başına toplandı ve baktılar Batılılar
O aldırmadı bakışlara
Kazdı durmadan kazdı
Sonra yarı beline kadar girdi çukura
Kalabalık büyümüş çok büyümüştü
O zaman dönüp konuştu :
"Batılılar !
Bilmeden altı oğlunu yuttuğunuz
Bir babanın yedinci oğluyum ben.
Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden.
Babam öldü acılarından kardeşlerimin
Ruhunu üzmek istemem babamın,
Gömün beni değiştirmeden.
Doğulu olarak ölmek istiyorum ben.
Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :
Karşınızdakini değiştirmek.
Beni öldürseniz de çıkmam buradan
Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki fakat değişmeyecek ruhum."
Onu kandırmak için boşuna dil döktüler,
Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler.
O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı
Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı,
O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı.
Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı!
Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar
En onulmaz yarası olanlar.
Ta kalplerinden vurulmuş olanlar
Yüreğinde insanlıktan bir iz taşıyanlar..
(1969)
İyi kitaplar iyi ki varlar.