"Birinin nereye baktığını bilmek mümkün müdür? İnsan, buna veya şuna baktığını düşünür, oysa o içine bakıyordur belki de. İnsanın içinde de ne görüntüler var elbette." -sayfa 26 "Sorarım size, insanın kendi benliğinden kuşkulanması için kaç kişiyi sığdırması lazım içine? İnsan…devamı"Birinin nereye baktığını bilmek mümkün müdür? İnsan, buna veya şuna baktığını düşünür, oysa o içine bakıyordur belki de. İnsanın içinde de ne görüntüler var elbette." -sayfa 26
"Sorarım size, insanın kendi benliğinden kuşkulanması için kaç kişiyi sığdırması lazım içine? İnsan nedir, hah şu bardak gibidir, içine alabileceğinden daha çok şey dökemezsin." -sayfa 42,43
"Bugün artık uzun soluklu ilişki yaşayan yok. Herkes bir şeyin peşinden koşuyor, bir şeyleri kovalıyor, biriyle birlikte olmak ayağına pranga takmak gibidir. İnsanın canı konuşmak istemez ama konuşmak zorunda kalır. Konuşacak bir şey yoktur ama konuşacaksın.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bugün, evlilik şirkete benzeyen bir kurum gibi gözüküyor. Biri batarsa, başkasını kurarsın. İte kaka sürer sonuna kadar. Size bir şey diyeyim mi, hayatımızın değeri yok, lanet olsun. Bütün rüyalarımızın, hayallerimizin, umutlarımızın...
...
Söyleyin bana, insanın hayattan gerçekten aldığı ne vardır? Tüm bu çabalar, entrikalar, uykusuzluk ve endişeler neden? Ha, üstüne bir de hastalıkları, şanssızlıkları ekleyin, insan bu hayattan ne alır?" -sayfa 45
"Özgürlük. Bu sözcüğün içinde kendi inkârının saklı olduğunu söylemek mümkün. En güzel yanılsamada kederin tüttüğü gibi. Çünkü eğer özgürlüğü tüm kısıtlamalardan kurtulmak olarak alırsak, insanın kendinden de kurtulması gerek. Ne de olsa insan, yine kendisi için en büyük kısıtlamadır." -sayfa 53
"Bana göre sadece müzik değil yaşam da ritimle yönetilmekteydi. Ritim duygusunu kaybeden birisi umudunu da kaybederdi. Gözyaşı nedir, umutsuzluk nedir, ritim yokluğundan başka bir şey olabilirler mi. Anılar ritim değilse, nedir." -sayfa 80
"Gençler yaşlıların önüne geçmek için her şeyi yaparlardı. Gençlerin acelesi vardı. Deneyimle gelen sabırları yoktu. Her şekilde hepimizin aynı şeye yöneldiğimizi anlamıyorlardı. Gençlerin her zaman daha yeni ve iyi bir dünya kuracaklarını düşünüyorlardı. Hepsinin. Yeni gençlerin, eski gençlerin. Ve sonunda arkalarında kimsenin yaşamak istemeyeceği bir dünya bırakıyorlardı." -sayfa 84
"Yakınından doğan nefretten daha büyüğü yoktur." -sayfa 124
"Bana kitapların insana insan olduğunu unutturmamanın tek yolu olduğunu söylemişti. Neyse, yani kitapsız yaşayamıyordu. Kitaplar, insanın içerisine doğduğu değil, kendi seçimi olan bir başka dünyaydı." -sayfa 126
"Yaşam kimseden saklanamaz, en çok da çocuklardan. Onlardan bir şey saklamak için kullanılabilecek bir perde yoktur. Hatta bir çocuk perdenin içerisinden bile görebilir. Bazen, çocuklar bizim vicdanımız olmasın sakın diye düşünürüm. Sonra giderek daha az şey görülür. Dünya artık insanların gözlerinde yansıtılmaya istekli değildir. Gerçi bir çocuğun bakması bile gerekmez. Dünya onun gözkapaklarının altına kendi arzusuyla girmiştir. O yaşta dünya hala şeffaftır. Ama ne yazık ki insan sonra büyür." -sayfa 194
"Beklemek içimizdeki kalıcı bir durum. Biliyorsunuz, doğumdan ölüme, bizler bir beklenti durumunda yaşadığımızı sıklıkla unutuyoruz." -sayfa 202
"Kendini bulmanın öyle kolay bir şey olmadığı doğru. Kim bilir, belki de insanın bu dünyada halletmesi gereken işlerin en zorudur bu." -sayfa 227
"Herkesin zevk sahibi olmadığı bilinen bir şeydir. Ve zevk de önemli bir şeydir. Zevk, sadece zevkten daha ötedir. Düşüncelerinizi, hislerinizi, hayallerinizi ve davranışınızı zevkiniz belirler.
...
Ne de olsa yaşam da bir zevk meselesi değil mi?
...
Bazıları yaşamaktan hoşlanır, yaşadıkları için mutludurlar, diğerleri yaşamak zorunda olduklarından yaşarlar." -sayfa 248
"Kendimi, kendisi olduğunu bilen biri ve kendine yakınlık hissetmeyen bir başkası olarak içimde bölünmüş biri gibi hissetmişimdir hep. Diyelim ki, öleceğini bilen birine ve o olduğu fikrini reddeden ve kendi yerine başka birinin öleceğini sanan birine. Duygularımı kendimle paylaşmak için bile yeterince uzun süre birlikte olamadım. Şöyle söyleyeyim, bir insan kendi hakkında çok düşünmemeli veya hatta kendini incelememeli. Nasılsa öyledir ve bu da yeterli olmalıdır. Kendisi midir değil midir meselesi de vakti gelince çözülmelidir." -sayfa 251
"Eğer öyleyse, ne zaman genç olacaksınız? Şimdi genç görünmek tek şansınız. İnsanın yaşamında o kadar da çok gençlik yok. Özellikle yaşam devam ediyorsa. Sonraya da ertelenemez. Mevcut zamanın gençlik için pek uygun olmaması da ayrı bir konu. Bugünlerde, gençler bile genç olduklarını bilmiyorlar." -sayfa 253
"Sözcükler işe yaramıyorsa, düşünceler işe yaramıyorsa ve hayal gücün artık bir şey hayal etmiyorsa, geriye kalan tek şey müziktir. Bu dünyada, bu yaşamda geriye kalan tek şey müziktir." -sayfa 261
"Bir insan kendisinin yeridir, özellikle de son yeri." -sayfa 284
"İnsan hayatının aşağı yukarı yarısına kadar o kadar çok insan tanır ki, hepsini hatırlamak kimi zaman zor olur ama diğer yarısında bu sayı azalmaya başlar ve sonunda insan, tanıyıp bildiği tek kişinin kendisi olduğunu görür. Yok kök salıp herkesten çok yaşayacağından değil sadece. Daha çok, hayat bize bu biçimde arkamızda ne kadar kaldığını, önümüzde ne kadar olduğunu gösterir." -sayfa 297
"...Aşk varoluş için tatmin edilmemiş bir açlıktır. Oysaki ikimiz de varoluşla incitilmiştik." -sayfa 314