Spoiler içeriyor
Belki bu filmi ilk çıktığında izleyenler, serinin ikinci filmini bir yıl sonra izledikleri için hikâyeye daha “yeniden girme” hissiyle yaklaşmıştır. Ancak ben iki filmi yalnızca iki gün arayla, peş peşe izlediğim için çok daha farklı bir deneyim yaşadım. Olaylar, karakterlerin…devamıBelki bu filmi ilk çıktığında izleyenler, serinin ikinci filmini bir yıl sonra izledikleri için hikâyeye daha “yeniden girme” hissiyle yaklaşmıştır. Ancak ben iki filmi yalnızca iki gün arayla, peş peşe izlediğim için çok daha farklı bir deneyim yaşadım. Olaylar, karakterlerin yaşadıkları ve kurulan ilişkiler zihnimde hâlâ çok tazeydi. Bu nedenle ikinci filmi izlerken bir devam filmi izliyormuş gibi değil, sanki ilk filmin hemen ardından gelen uzun bir bölüm izliyormuşum hissi oluştu. Bu durum da tekrar eden dinamikleri, benzer çatışmaları ve karakterlerin yer yer aynı noktaya geri döndüğü anları çok daha belirgin hale getirdi.
Serinin ikinci filmi, ilk filmin kurduğu yapıyı büyük ölçüde koruyarak ilerliyor ve açık konuşmak gerekirse risk almaktan yine özellikle kaçınıyor. Hikâye bu kez karakterlerin “mutlu sonrasını” kurcalıyor gibi görünse de, aslında derinleşmek yerine yeni krizler üretip aynı döngüyü devam ettiriyor.
Berrin cephesinde bu kez ilginç bir rol değişimi var. İlk filmde annesinin gölgesinde kalan, yalnızlık korkusuyla yanlış kararlar almaya meyilli olan karakter, bu kez annesinin yaptığı evliliğe karşı çıkan, onu korumaya çalışan bir pozisyona geçiyor. Bu tersine dönüş fikir olarak güçlü olsa da yine yüzeyde kalıyor; Berrin’in kendi iç dönüşümünü gerçekten hissetmek zor.
Ayça tarafında ise daha belirgin bir geriye gidiş var. İlk filmde aldığı kararlarla yeni bir başlangıç yapan karakter, bu filmde anneliğin yükü ve ilişkideki beklenti farkları nedeniyle yeniden savruluyor. Evlilik ve çocuk konusunun erkek karakter tarafından ayrı ayrı ele alınmasıyla yaşanan ayrılık, Ayça’yı tekrar eski eşine yaklaştırıyor. Bu durum dramatik bir çatışma sunsa da, karakter gelişimi açısından bir ileri adım değil, daha çok başa sarma hissi yaratıyor.
Selin karakteri bu filmde kariyer odağı üzerinden ilerliyor. Evliliğindeki problemler artık daha görünür hale gelirken, hikâye onun bir seçim yapma noktasına gelişini izletiyor. Finalde eşiyle boşanma kararı almaları, klasik “birlikte yeniden başlama” temasına bağlanıyor. Ancak bu kararın ağırlığı yeterince inşa edilmediği için etkisi sınırlı kalıyor.
Deniz tarafında ise Türkiye’ye dönüşle birlikte yeni bir ilişki dinamiği kuruluyor. Yaman ile olan ilişkisinde yanlış anlaşılmalar ve dış etkenler üzerinden bir gerilim yaratılıyor. Kızılcık Şerbeti'nin silik karakteri Mustafa'yı filmde mafya olarak görüyoruz ve bu karakter üzerinden kurulan absürt komedi tonu, filmin genel yaklaşımını net şekilde yansıtıyor. Deniz’in sonunda Yaman'ın evlilik teklifini kabul etmesiyle hikâyesi de yine güvenli bir mutluluğa bağlanıyor.
Filmin genelinde dikkat çeken bir diğer unsur, mekân çeşitliliği ve görsel hareketlilik. Nevşehir, Muğla ve Adana gibi farklı şehirlerde geçen sahneler ve helikopter gibi “gösterişli” unsurlar, hikâyeye dinamizm katmaya çalışsa da, bu görsellik çoğu zaman anlatının önüne geçemiyor.
Sonuç olarak ikinci film, ilk filmin formülünü neredeyse aynen tekrar ediyor: absürt komedi, bol argo, hızlı akan ama derinleşmeyen karakter çatışmaları ve en sonunda herkesi bir şekilde mutlu sona ulaştıran bir yapı. Seri bu anlamda kendi içinde bir kapanış hissi veriyor; karakterler bir noktada “yerlerine oturmuş” gibi görünüyor. Ancak bu kapanış, güçlü bir dramatik tamamlanmadan ziyade, tanıdık ve konforlu bir bitiş duygusu yaratıyor.