2026 (74. Film) Sosyal medyada 1-2 sahnesiyle sürekli karşıma çıkan "Watcher"ı nihayet izledim. Filmin başrolünde Longlegs filminde de izleme şansı bulduğum Maika Monroe yer alıyor. Bu filmdeki tarzını daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca ilk izlediğim ve de çok düşkünü olduğum…devamı2026 (74. Film)
Sosyal medyada 1-2 sahnesiyle sürekli karşıma çıkan "Watcher"ı nihayet izledim. Filmin başrolünde Longlegs filminde de izleme şansı bulduğum Maika Monroe yer alıyor. Bu filmdeki tarzını daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca ilk izlediğim ve de çok düşkünü olduğum "Forever" dizisinden Burn Gorman'ı da bu filmde görüyoruz. Kendisi her zaman ki gibi soğukkanlılığını konuşturmuş diyebiliriz.
Film eşinin işi için dilini dâhi bilmediği bir ülkeye yerleşen Julia'nın birisi tarafından gözetlendiğinden şüphelenmesi sonrası karakterin iç huzursuzluğunu anlatıyor. Film Julia'nın etrafında döndüğü için açıkçası empati kurdurtma noktasında oldukça başarılı. Karakterle kendinizi bağdaştırabiliyorsunuz, burada sorun yok. Julia'nın eşi Francis noktasında söyleyecek çok şey var aslında. Nasıl bu kadar umursamaz olur bir insan? Eşini birisi takip ediyor, kadın bu durumu sürekli dile getiriyor, huzursuzluğu ortada ve sen "seni takip ettiğini nereden biliyorsun?" tarzı bir tavır takınıyorsun. Üstüne davet sırasında eşinin dil zaafından faydalanıp şakalar yapıyor... Gerçekte yaşanmış olsa Julia'nın bir saniye bile düşünmeden ayrılması gerekirdi! Yan komşu özelinde olaylar oldukça basit ve tahmin edilebilir ilerledi. Film genel olarak izleyici rahatsız etme (huzursuzluk anlamında) konusunda beğendiğim bir iş oldu. Gelelim film ile ilgili hayal kırıklığıma. Finali... Pastaneden bir hocam menünün en altında tatlı vardır, müşterinin en son ağzında o tatlının tadı kalır. O yüzden ana yemekte önemlidir ancak tatlının yeri ayrıdır derdi. Burada da aslında bunu görüyoruz. Film evet gerilim anlamında, süre anlamında gayet tatmin edici bir iş. Ancak filmin finali maalesef ki beklentinin çok ama çok altında. Karakteri yaşatalım derken izleyiciyi öldürmüş yönetmen Okuno... Daha fazla detay vererek izlemeyenler için yazıyı sulandırmak istemem. Ancak benim adıma büyük bir mantık hatası, gereksiz bir sondan ibaret!
İyi bir finalle ya da şöyle söyleyeyim izleyicinin aklında ki en olası senaryoyla dâhi kapanış yapılsaydı hafızalarda daha da güzel yer edebilirdi. Şuan ise film hakkında aklımda kalan şey yaptığı saçma final!
6.4/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, yönetmen Chloe Okuno’nun ilk uzun metrajlı sinema filmidir. İlk film için atmosfer kurmadaki başarısı takdir toplamıştı.
2- Julia’nın (Maika Monroe) kendini izole hissetmesi için filmdeki Romence diyalogların çoğuna bilerek altyazı eklenmedi. İzleyicinin de Julia gibi "ne konuşuyorlar acaba?" diye gerilmesi hedeflendi.
3- Film, görsel dili ve "dikizleme" temasıyla Alfred Hitchcock’un Rear Window filmine modern bir saygı duruşu niteliğindedir.
4- Maika, karakterin izolasyonunu hissetmek için çekimler boyunca Bükreş’te vaktinin çoğunu yalnız geçirmiş.
5- Burn Gorman’ın sahneleri o kadar az diyalog içerir ki, oyuncu tamamen vücut dili ve boş bakışlarla korku salmayı başarmıştır.
6- Film tamamen Romanya’nın başkenti Bükreş’te çekildi. Şehrin o devasa, brütalist binaları klostrofobi hissini artırmak için seçildi.
7- Filmde Julia’nın kıyafetlerinde ve evinde "kırmızı" tonları (tehlike), gözetleyen adamın dünyasında ise "soğuk gri" tonları hakimdir.
8- Filmdeki seri katilin takma adının "Örümcek" olması, kurbanlarını bir ağa düşürüp gözetlemesine bir göndermedir.
9- Maika Monroe, metro sahnesindeki o takip edilme geriliminin hayatında çektiği en zor sahnelerden biri olduğunu söylemiştir.
10- Senarist, Julia’nın eşi Francis’i bilerek "fazla rasyonel ve küçümseyici" yazdı ki Julia’nın çaresizliği iki katına çıksın.
11- Film, 2022 Sundance Film Festivali’nde galasını yaptı ve eleştirmenlerden "saf gerilim" övgüleri aldı.
12- Julia sokakta yürürken arka plan sesleri (trafik, konuşmalar) bilerek boğuklaştırıldı; böylece Julia’nın sadece kendi ayak seslerine ve nefesine odaklanması sağlandı.
13- Sanat galerisindeki o bakışma sahnesi, kimin av kimin avcı olduğunun karıştığı en gerilimli anlardan biridir.
14- Film sadece bir katil hikayesi değil, aynı zamanda yabancı bir ülkede "kadın olmanın" ve "görünmez kılınmanın" dramıdır. Bu yönüyle Şeytanın Avukatı filmiyle de benzerliği olduğunu düşünüyorum açıkçası.
15- Maika Monroe, bu filmdeki performansıyla Longlegs filminin yönetmeninin dikkatini çekmiş ve o rolü almasında bu filmin etkisi büyük olmuştur.
16- Görüntü yönetmeni, izleyiciyi de bir "gözetlemeci" konumuna sokmak için sık sık geniş açılı ve uzaktan çekimler tercih etti.
17- Yönetmen, Gorman’ı seçme nedeninin "hiçbir şey yapmasa bile yüzünde doğal bir tekinsizlik olması" olduğunu belirtmiştir.
18- Final sahnesindeki aksiyonun inandırıcı olması için dublör ekipleriyle günler süren bir prova yapıldı.
19- Yönetmen Chloe Okuno, filmi çekerken Polanski’nin Apartman ve Tiksinti gibi "daire korkusu" filmlerinden ilham aldığını söylemiştir.
20- Çekimler Bükreş’in dondurucu kış aylarında yapıldı. Maika Monroe, sahnelerdeki titremelerinin çoğunun rol değil, gerçek soğuktan kaynaklandığını söyledi.
21- Yönetmen Chloe Okuno, bir kadın olarak sokakta yürürken hissettiği o "izlenme" duygusunu senaryoya birebir yansıtmak istediğini belirtmiştir.
22- Francis rolündeki Karl Glusman, izleyiciyi o kadar sinir etti ki, vizyondan sonra sosyal medyada "Yılın en kötü kocası" unvanını aldı.
23- Filmin finali hakkında çekimler sırasında ekip içinde iki farklı görüş vardı; yönetmen daha "gerçekçi" bir son istese de stüdyonun istekleri filmin bu sona evrilmesine neden oldu.
24- Gorman, Weber rolü için ayna karşısında saatlerce gözlerini kırpmadan bakma egzersizleri yapmıştır.
25- Okuno, Monroe’nun yüz hatlarının sessiz sinema dönemindeki aktrislere benzediğini ve bu yüzden sadece bakışlarıyla çok şey anlatabildiğini söylemiştir.
26- Julia’nın dairesi aslında bir set değil, Bükreş’te bulunan gerçek bir apartman dairesidir. Bu da filme o yaşanmışlık hissini vermiştir.