2026 (75. Film) Eski Polis Carson, bir mekanın gece bekçisi olarak işe başlar. Belirli aralıklarla içeride gezintiye çıkan Carson aynalarda bir tuhaflık olduğunu fark etmeye başlar. Aynanın içindeki her ne ise Carson ve ailesine zarar vermek istemektedir. Bakalım Carson ailesini…devamı2026 (75. Film)
Eski Polis Carson, bir mekanın gece bekçisi olarak işe başlar. Belirli aralıklarla içeride gezintiye çıkan Carson aynalarda bir tuhaflık olduğunu fark etmeye başlar. Aynanın içindeki her ne ise Carson ve ailesine zarar vermek istemektedir. Bakalım Carson ailesini koruyabilecek midir?
İki filmden oluşan serinin ilk filmi. Yönetmen koltuğunda Alexandre Aja oturuyor. Kendisinin 2021 yılında çıkan "Oxygen" filmini de izlemiştim. Her ne kadar çok hatırlamasam da aklımda en azından kötü bir iz bırakmayan bir filmdi. Bu film içinse şunu söylemeliyim ki son zamanlarda en beni içine çekmeyen film oldu. Filmin iyi veya kötü olmasında da değilim ancak filmler bazen size hitap etmez ya hani bu filmle ilişkimde de bu vardı. Filmin içine maalesef ki giremedim. Bu sebeple de doğrusu beğenmediğim bir iş oldu. Filmin ilk yarısı hiç sarmadı, ikinci yarısında bir 20 dakikalık zaman dilimi var. O aralar bir toparladı, iyi dedim ancak devamı yine gelmedi ne yazık ki! Paula Patton performans anlamında başarılıydı. Patton harici hiçbir oyuncunun performansı da beni tatmin etmedi. Sutherland sektörde saygı duyulan, önemli bir isim olsa da "Ben Carson"ı duygu anlamında bence yeterince yansıtamamış. Bu türe ait yapımlarda karakterlerin "safça" yaptıkları hareketlere tanık oluruz. Filmin sonunda yine bunlardan birini görüyoruz. Michael karakterinin o hareketi az önce tırnak içinde belirttiğim safça bir hareketten çok daha fazlasıydı. Bu da bence senaryonun zayıflığı ile alakalıydı.
ImdB puanı neyse ancak Raf puanına pek katılmıyorum. Elbette herkesin kişisel zevki ancak izlemeyi düşünenler varsa eğer bence izlememiş olduğunuz çok daha iyi filmler var. Bu filmle zaman kaybetmeyin derim.
5.9/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, aslında 2003 yapımı Geonbae (Into the Mirror) adlı başarılı bir Güney Kore korku filminin yeniden çevrimidir. Ancak Alexandre Aja hikayeyi batı sinemasına uyarlarken çok fazla değiştirmiştir.
2- Amy Smart'ın karakterinin küvette yaşadığı o meşhur ve rahatsız edici çene sahnesi, dönemin en çok konuşulan pratik efekt başarılarından biriydi. Sette tamamen mekanik bir protez model kullanıldı.
3- Yangından geriye kalan o devasa Mayflower alışveriş merkezi sahneleri, Romanya'nın başkenti Bükreş'te, komünist dönemden kalma tamamlanmamış dev bir devlet binasında (Bilimler Akademisi) çekildi.
4- Sahnelerin bazılarında aslında gerçek ayna kullanılmadı. Oyuncuların karşısına içi boş çerçeveler konuldu ve çerçevenin arkasında oyuncuların dublörleri veya diğer oyuncular senkronize şekilde hareket etti. Bazı sahnelerde ise dev aynalar kullanıldı. Kameramanların ve ışıkçıların yansımalarının aynada görünmemesi adına çok ince açılarla ayar yapıldı.
5- Kiefer Sutherland çekimler sırasında ciddi bir diz sakatlığı geçiriyordu. Bu yüzden filmdeki bazı hantal ve sert hareketleri aslında rol gereği değil, gerçekten canı yandığı içindi.
6- Paula Patton (Amy Carson), gerçek hayatta korku filmlerinden nefret ettiğini ve senaryoyu okurken bile geceleri ışığı açık bırakarak uyuduğunu itiraf etmiştir.
7- Filmin ilk senaryo taslaklarındaki adı doğrudan orijinal filme sadık kalınarak "Into the Mirror" olarak belirlenmişti, sonradan sadece "Mirrors" yapıldı.
8- Film, Amerika'daki sansür kurulundan ilk başta aşırı vahşet içeren sahneleri yüzünden NC-17 yani yetişkin reytingi aldı. Aja, filmi sinemalara sokabilmek için bazı sahneleri kırpmak zorunda kaldı.
9- Aynalardan gelen o ürpertici fısıltı sesleri için ses ekibi, farklı dillerdeki fısıltıları tersten oynatarak katmanlı bir ses tasarımı elde etti.
10- Alışveriş merkezindeki yangın sonrası sahnelerin gerçekçi durması için set ekibi duvarları gerçek meşalelerle günlerce iske boğdu ve yaktı.
11- Filmin yakaladığı gişe başarısı sonrası 2010 yılında Mirrors 2 adında, tamamen farklı bir kadroyla doğrudan DVD'ye çıkan başarısız bir devam filmi çekildi.
12- Görüntü yönetmeni, izleyicide paranoit bir his yaratmak için film boyunca her kareye bilerek parlak yüzeyler, camlar ve metalik dekorlar yerleştirdi.
13- Kiefer Sutherland, tamamen yönetmen Alexandre Aja’nın The Hills Have Eyes (Tepenin Gözleri) remake'indeki başarısına hayran olduğu için bu rolde oynamayı kabul etmişti.
14- O mantık sınırlarını zorlayan final sahnesi, aslında stüdyonun zorla kabul ettirdiği alternatif finallerden biriydi.
15- Michael karakterinin film boyunca sergilediği o garip ve donuk tavırlar, yönetmen tarafından "aynalar tarafından ruhu emilen çocuk" imajı vermek için özellikle istendi.
16- İlk senaryoda sadece aynalar değil, sudaki yansımalar da çok büyük bir tehdit unsuruydu ancak bütçe ve süre yetersizliğinden bu fikir budandı.
17- Film eleştirmenler tarafından yerden yere vurulsa da dünya çapında yaklaşık 77 milyon dolar hasılat elde ederek bütçesini katlamayı başardı.
18- Kadrodaki önemli yan karakterlerden biri olan Jason Flemyng, yönetmen Aja'nın sinema dilini en çok takdir eden oyunculardan biridir.
19- Bugün bile birçok modern korku forumunda film, vaat ettiği atmosferi finale doğru tamamen kaybetmesi başlığı altında konuşuluyor.
20- Filmde Ben Carson’ın oğlu Michael karakterine hayat veren küçük oyuncu Cameron Boyce, maalesef 6 Temmuz 2019 tarihinde henüz 20 yaşındayken uykusunda geçirdiği bir epileptik nöbet sonucu vefat etti.
21- Alexandre Aja yıllar sonra verdiği bir röportajda, stüdyonun senaryonun felsefi yönünü törpüleyip işi sadece "ticari bir korku" haline getirmesinden pişman olduğunu söylemiştir.
22- Ben Carson ismi, ABD’li ünlü bir gerçek beyin cerrahının ismiyle tamamen aynıdır; ancak senaristler bunun tamamen tesadüf olduğunu belirtmiştir.
23- Filmin sonundaki o sel ve su sahneleri için stüdyoda devasa tanklar kuruldu ve Sutherland saatlerce o soğuk, yapay olarak kirletilmiş suyun içinde kalmak zorunda kaldı.