Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin…devamıKitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi 🐘). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın 🌙 ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz mı olur? Peygamberimiz pazarlık yapmayı veya sünneti Musa peygamberden öğreniyor yersen) Ama harici İsra olayına (Bkz: İsra Suresi ilk ayet) Kur'an kaynaklı olduğu için yine inanırım ve iman ederim.
Bir alintiyla göstereyim:
"Peygamber (sav) onun teklifini kabul etti; fakat uyuduktan kısa bir süre sonra kalktı ve Mescid-i Haram'a gitti, çünkü geceleri Kâ'be'yi ziyaret etmeyi severdi. Oradayken uyku bastırdı ve Peygamber (sav) Hicr'de uyudu.
"Ben Hicr'de uyurken" dedi, "Cebrail geldi ve ayağıyla beni dürttü. Uyandım ve etrafta hiçbir şey göremeyince tekrar yattım. İkinci kez geldi; uçüncü kez yine geldi ve beni kolumdan tutup ayağa kaldırdı, birlikte Mescid'in kapısından çıktık. Orada eşekle katır arası beyaz bir binek vardı. İki yanında, bacaklarını oynattığı yerde kanatları vardı ve her adımı gözün görebileceği uzaklığa variyordu. "¹
Daha sonra Peygamber (sav) Burak adlı bu binege Cebrail'le nasıl bindigini, Cebrail'in göğe yükselirken binegin hızını, yönünü ayarladığını, kuzeye, Yesrib ve Hayber'in ötesine gidip Kudüs'e vardıklarını anlattı. Orada bir grup peygamberle -İbrahim, Musa, İsâ ve digerleri- karşılaştılar. Mescid'de namaz kılarken bütün peygamberler onun arkasında namaz kıldılar. Daha sonra Muhammed'in önüne iki fıçı kondu; biri süt, biri şarapla doluydu. Peygamber (sav) süt dolu ficidan aldı ve içti, şarap ficisina dokunmadı. Bunun üzerine Cebrâil şöyle dedi: "Sen dogru yola yoneltildin, sen de halkını o yola yonelttin ve şarap sana yasaklandı."
Buradan sonraki anlatımlar zırva yani Miraç. Çünkü Kur'an kaynaklı değildir.
Yine hayret ettiğim bir kısımda ilk namazın nasıl geldiği ve peygamberin Cebrâil'den nasıl öğrenerek kıldığı. (İlk geldiği zamanlarda namaz iki rekatti ve iki vakitti daha sonra su 50 vakitli Miraç zırvası uyduruldu Emeviler'le sanırım ve namaz vakti 2'den 5'e, rekat sayısı da 2'den 4'e çıkarıldı. Peygambere farz kılınan namaz belliydi ayetlerle bunu siz yorumlayarak beşe çıkarttınız malum ayetlerden sayın Sünniler. Gece ibadeti Peygamber'e yonelikken kılınan namazları kendilerine de yönelik sanan ashabdan birçoğu yine ibadetini yapmış ve kendilerine de farz sanmış ama sadece Peygamber'e yönelikti. Ve peygamberimizin kıldığı fazlalık nafile ibadetleri de katarak rekat sayilarini 4'e çıkarmışlardı. Zaten dikkat ederseniz farz namazlarda dahi namazı kılarken son 2 rekatta zammı sure okunmaz sadece Fatiha okunur gerisini varın siz düşünün) şimdi dilerseniz o kısmıda bı koşu yazıp gösteriyim ve Salât ayetlerini nasıl yorumlamanız gerektiğine siz karar verin. (Salât sadece namaz kılmak değildir zibilyon tane anlamı vardır. Yani geniş bir kavramdır.)
"Bu son cümleye uygun olarak Peygamber artık karısından sonra kendisine en yakın ve sevgili bulduğu kişilere Melek ve Vahiy hakkında gördüklerini anlatmaya başladı. Henüz onlardan hiçbir şey istemiyordu; istediği tek şey sırrını açığa cikarmamalariydi. Fakat bu durum uzun sürmedi. Bir gün Mekke'nin üzerindeki yükseklikte Cebrâil ona geldi ve topuguyla tepenin yamacındaki cimenlige vurdu. Oradan hemen bir su fışkırmaya başladı. Daha sonra namazdan önce kendisini nasıl temizliyecegini Peygamber'e öğretmek için onun önünde abdest aldı. Peygamber de onu taklid etti. Sonra namazı nasıl kılacağını, kıyâm, rükû, sücûd ve tesehhud miktarı oturmanın nasıl yapılacağını öğretti ve bunların aralarında Allahû Ekber (Allah büyüktür) denilecek zamanları, namaz bittikten sonra da es-selâmü aleyküm -selâm üzerinize olsun (meleklere)- demesi gerektiğini söyledi. Peygamber yine onu taklid etti. Melek oradan ayrıldı. Peygamber de evine döndü. Döndüğünde öğrendiklerini tümünü Hatice'ye de öğretti ve birlikte namaz kıldılar."
Ben şahsen sistematik kılınan namaza inanmadigim gibi (yani surda su süre okunacak surda su kelime soylenecek), bereket versin ki Kur'an'da geçen rükû, kıyam, secde ayetlerinin fiziksel değil yani somut değil soyutta yorumlanabilir. Tabii ki en doğrusunu yüce Rabbim bilir.
Yine Ebu Cehil ve Peygamber Efendimiz(sav)'in amcası Ebu Leheb'in oğullarının da Müslüman olduğunu bilmiyordum bu kitapla öğrendim diyebilirim. Yine o pasajlari da buraya atayım:
"Peygamber (sav) önünde toplanan kalabalığı süzdü ve amcasına dönerek, "Ey Abbâs! Kardeşinin iki oğlu, Utbe ve Mu'attib neredeler? Onları göremiyorum" dedi. Bunlar Ebû Leheb'in yaşayan iki oğluydu. Babasının zoruyla Rukiyye'yi bosayan Utbe idi ve görünüşe göre şimdi ortaya çıkmaktan korkuyordu. Peygamber (sav), "Onları bana getir" dedi. Bunun üzerine Abbâs yegenlerini getirdi. İkisi de Müslüman oldular ve biat ettiler. Daha sonra ikisinin de ellerinden tutup aralarında yürüyerek onları el-Mültezem denilen ve Kabe'nin Haceru'l-Esved'le kapısı arasındaki duvarın yanına götürdü. Orada uzun uzun dua etti. Yüzünden sevinç okunuyordu . Merak eden Abbâs sordu- O da, "Rabbim'den bu iki amcaoğlunu istedim, o da verdi"² dedi."
"Daha sonra karısı geldi ve Peygamber'in (sav) onun Mekke'de güvenlikte olacağına söz verdiğini söyledi. Birlikte geri döndüler. Peygamber (sav) onun geldiğini biliyordu, yanındaki arkadaşlarına: "Ebû Cehil'in oğlu İkrime mu'min olarak aranıza geliyor. Bu nedenle babasını yermeyin. Çünkü ölüyü yermek diriyi incitir. Ve ölüye ulaşmaz" dedi."
Bunun haricinde Ebu Sufyan'ın da ve oğullarının da Müslüman olması beni çok şaşırtmıştı. Ama oğullarının daha sonra (Muaviye ve Yezid) İslam dinine yaptıklari ortada.. (bkz: Muaviye'nin oğlu- yani Ebu Sufyan'ın Torunu- Yezid'in Hz. Hüseyin'i ailesiyle Kerbela'da şehid etmesi).
Yine sasirdigim bir anekdotta Ebû Talib'in son nefesinde hasta yataginda Müslüman olarak olduğunu okuduğum pasajdi. Hz. Abbas (peygamberin amcası) ona bunu söylemiş akabinda o da ben duymadım demiş orada yakınında olmadığından. Allah rahmet etsin ona.
Peygamber Efendimiz'in şakacı bir kişiliğe sahip olduğunun belirtildiği kısımda çok ilgimi çekti.
"Yeni kazanılan servet ve maddi durumun çok rahatlaması, Ümmü Eymen (ra)'i bile bir istekte bulunmaya teşvik etti. Uzun süreden beri kendinin olduğunu soyleyebilecegi bir deveye ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle Peygamber (sav)'e gidip bir binek istedi. Peygamber ona ciddi ciddi baktı ve "Seni bir devenin yavrusuna bindirecegim" dedi. Onun yavru deveyi kasdettigini sanarak, "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu bana uygun değil. Ben bunu istemem" dedi. Peygamber (sav) yine, "Seni bir devenin yavrusundan başka bir şeye bindirmem"³ dedi. Bu konuşma, Ümmü Eymen (Ra)'in Peygamber (sav)'in yüzündeki gülümsemeden, onun her devenin mutlaka başka bir devenin yavrusu olduğunu anlatmak istediğini ve şaka yaptığını anlamasina dek sürdü."
Tabii benim mucizelere şüpheyle yaklaşıyorum demem mucizelerin hepsini reddediyorum anlamına gelmez. O zaman yapılan bereket mucizeleri de gerçekten olmuş olabilir. okuduğunuz için teşekkürler.
DİPNOTLAR:
1. I.I. 264.
2. I.S. IV/I, 41-2
3. I.S. VIII, 163.
Taleal Bedru Aleyna (Ay Doğdu Üzerimize) 🐫🐫