Platon'un Sokrates'in ağzından kullandığı, genellikle "sorgulanmamış bir hayat" şeklinde karşılanan Yunanca ifade anexetastos biosun daha doğru karşılığı, "sorgulama içermeyen bir hayat"tır. Bu ifade, bu tür bir hayatın belirli bir faaliyet türünü içermediğini ifade eder. Sokrates'in "sorgulama içermeyen hayat" fikri ana…devamıPlaton'un Sokrates'in ağzından kullandığı, genellikle "sorgulanmamış
bir hayat" şeklinde karşılanan Yunanca ifade anexetastos biosun
daha doğru karşılığı, "sorgulama içermeyen bir hayat"tır. Bu ifade,
bu tür bir hayatın belirli bir faaliyet türünü içermediğini ifade eder.
Sokrates'in "sorgulama içermeyen hayat" fikri ana hatlarıyla tanımlaması
kolay bir fikirmiş gibi görünür. Hiçbir şeyi, hele hele kendi
eylemlerini ve planlarını hiçbir zaman ciddiyetle sorgulamayan birinin
yaşadığı hayattır bu. Bu tür bir insan kendi eylemlerinin ya da dostlarının
veya topluluğun ya da hükümetin gerçekleştirdiği eylemlerin
beğenilip beğenilmediğini ya da yerinde, hatta hoş olup olmadığım
aslında sorgulayabilecek durumdadır ama bu davranışların gerçekten
iyi olup olmadığım ya hiç sorgulamaz ya da nadiren sorgular.
Sorgulanmamış hayat bir ahlaki ve düşünsel edilgenliğin damgasını
vurduğu bir hayattır ki Sokrates'e göre bu ikisi bir ve aynı şeydir. B u tür bir hayat süren kişi dünyayı, o dünyadaki kendi yeri
de dahil, nasıl bulduysa öyle kabul eder. Şeyleri her zaman yapıldığı
gibi yapmaktan memnundur çünkü her zaman öyle yapılmışlardır
ve -en az bu kadar önemli olmak üzere- bundan memnundur,
değişiklik yapmak için bir sebep görmemektedir. Statükoyu olduğu
gibi kabul eder ve onu asla herhangi bir türden normatif değerlendirmeye
tabi tutmaz. Hayatı, eleştirel bir sorgulamayı ve ciddiyetle .
düşünmeyi içermeyen, riayetin damgasını vurduğu, hazların (ve
bazı ıstırapların) pürüzsüz bir döngüsü şeklinde yaşanan bir hayattır.
Olabilecekken olamamış şeylere, şeylerin nasıl daha iyi ya da
hatta sadece farklı olabileceğine hiç kafa yorulmayan bir hayattır.
Kaba saba ama etkili bir imgeye indirgersek: Sorgulanmamış hayat
televizyonun karşısında çer çöp izleyip çer çöp yiyerek geçirilen
bir hayattır.
Bugün bu tasvir Sokrates'in "sorgulama içermeyen" hayat ile ne
kastettiğini epey doğru bir şekilde yansıtıyor olabilir ama tasvirin
kendisi, tıpkı tasvir ettiği hayat gibi, belli ki epey yüzeyseldir.
Sokrates bizlere, basitçe "her şeyi sorgulayın" ve "bu kadar edilgen
olmayın" tavsiyelerinden daha derin bir şeyler söylemiş olsa
gerektir. Düşündüğü şey bundan ibaretse, tavsiyesi çok beylik ve
yavan olurdu: Eyleme geçmeden önce düşün tavsiyesine benzer -
söylediğin iyi oldu ama çok da derin bir felsefi feraset yok burada.
Kaldı ki sorgulanmamış hayatın bu genel karakterizasyonunun
belli ki bazı bariz istisnaları söz konusudur. Sorgulanmamış
bir hayat süren insanlar ille de uyuşuk ve edilgen konformistler
olmak zorunda değildir. Sorgulanmamış bir hayat pekala eylem ve
maceralarla dolu istisnai bir hayat olabilir. Mesela Akhilleus bütün
duyguları aşırı ölçülerde yaşayan, her z;man cesurca davranan
bir adamdır. Özel bir insandır ve bunu bilir. Troya'yı kuşatmış Yunan
askerlerinin büyük kahramanıdır. Kendisini diğer askerlerin
çok üstünde bir yerde görürken, diğer herkesi bağlayan kurallarla
bağlı görmez. Sorun şudur ki bir eylemde bulunurken rasyonel
mülahazaların değil şiddetli dürtülerin etkisi altında hareket eder.
Odalığını kendi odalığı yapan Agamemnon'a yönelik (kimilerinin
anlaşılır bulacağı) hırçın tavırları, duygusal bir kararla savaştan çekilmesi ve hatta (ancak yakın arkadaşı Patroklos'un Troyalı savaşçı
Hektor tarafından öldürülmesinden sonra) savaşa geri dönme kararı, Akhilleus'un davranışlarının ne kadar dürtüsel ve dengesiz
olduğunu gösteriyor. Sorgulanmamış bir hayat sessizce riayetin
damgasını vurduğu bir hayat olabileceği gibi, övgülere boğulmuş
kahramanlıkların ve acı dolu trajedilerin damgasını vurduğu bir
hayat da olabilir.
Demek ki sorgulama içermeyen bir hayat "yaşamaya değer bir
hayat değildir" derken Sokrates'in neyi kastettiği sorusu orta yerde
durmaktadır. Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatlarına
son vermesi gerektiğini kastetmediği kesindir. Ve tabii toplumun
daha ileri gidebilmek adına bu tür insanları imha etme hakkına
sahip olduğunu söylüyor da olamaz. Sokrates tabii ki daha fazla
sayıda Atinalının sorgulanmış bir hayat sürmesini istiyordu ama
bu şiddet ya da dışlama politikalarıyla ulaşılabilecek bir hedef değildi.
Sokrates bir filozoftu, bir toplum mühendisi değil; insanları
geliştirmenin peşindeydi, cezalandırmanın değil.
İyi İnsanlar Kötü Düşününce,