Kitabı anlatmadan önce kitabın öznesi olan “davetçi” kelimesinin ne demek olduğundan bahsedeyim. Dinimizde davetçi, İslam'ın ilahi mesajını, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ eden, onları hakka, doğruya ve güzel ahlaka çağıran kişidir. Kelime kökeni olarak "çağıran, seslenen" anlamına gelen dâî (çoğulu…devamıKitabı anlatmadan önce kitabın öznesi olan “davetçi” kelimesinin ne demek olduğundan bahsedeyim. Dinimizde davetçi, İslam'ın ilahi mesajını, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ eden, onları hakka, doğruya ve güzel ahlaka çağıran kişidir. Kelime kökeni olarak "çağıran, seslenen" anlamına gelen dâî (çoğulu duât) veya dâvetyâllah kelimeleriyle ifade edilir.
Gelelim kitaba. Yaklaşık 112 sayfalık hacmiyle oldukça kompakt bir yapıda olan bu eser, sahada aktif olarak çalışan veya çalışmak isteyen "davetçi" figürü için pratik bir el rehberi niteliğinde. Bir davetçinin sahip olması gereken vasıfları, bu süreçte karşılaşacağı zorlukları ve yapabileceklerini anlatmakta; kısacası sünnetten temel kaidelerle ona yol göstermekte.
Özellikle İslami çalışma yürüten STK'lar, gençlik hareketleri ve bireysel olarak tebliğ bilincine sahip olmak isteyen her Müslüman için bir temel eğitim/oryantasyon kitabı diyebiliriz.
Peki her Müslüman bir davetçi midir?
* Genel Sorumluluk Boyutuyla: EVET. İslam inancına göre, her Müslüman kendi hayat alanı içinde, bildiği ve gücünün yettiği ölçüde dini temsil etmek ve aktarmakla yükümlüdür. Bu yönüyle her Müslüman potansiyel ve doğal bir davetçidir.
* Profesyonel ve Metodolojik Boyutuyla: HAYIR. Derin bir dini ve ilmi birikime sahip olmak, muhatabın psikolojisini bilip nabzını tutabilmek ve çağın entelektüel tartışmalarına cevap verebilecek stratejik donanımı taşımak... İşte tüm bu nitelikler, İslami çalışmaları organize eden, toplumsal dönüşüm hedefleyen ve kitlelere hitap eden kişilerin sıradan birer fert değil, yetişmiş birer davetçi olmasını zorunlu kılar.
Özetle: Herkes Temsilci, Bazıları Tebliğci’dir. Yani mimar (uzman davetçi) planı çizer, ama binayı hep birlikte (tüm Müslümanlar) inşa ederiz. Neticede hepimiz aynı davanın neferleriyiz. Kimimiz diliyle, kimimiz hal diliyle ama hepimiz aynı amaca hizmet ederek İslam’ın güzelliğini dünyaya taşımakla mükellefiz.
Kitabın verdiği mesajda da olduğu gibi: İyi bir niyet tek başına yeterli değildir; doğru bir niyet, ancak doğru bir usul, nitelikli bir hazırlık ve organize bir disiplinle birleştiğinde toplumsal bir dönüşüm gerçekleştirebilir.
Tüm bunlara bakınca, davetçinin işi oldukça zordur. Özellikle olgunlaşmamış insanlara tebliğ yapmak meşakkatli ve çetin bir yoldur; ancak davetçinin bu yolculuktaki sıkıntılara üstün ve güzel ahlakıyla galip gelebileceği gerçeği, Resulullah’tan bizlere kalan en büyük mirastır. İmam Hasan el-Benna’nın da dediği gibi: “Tıpkı meyve veren bir ağaç gibi olun ki, insanlar onlara taş atarlar da onlar insanlara meyve atarlar.”
Temelde iyi bir davetçi olmak istiyorsak:
1- “Davetçi her şeyden önce güçlü bir imana, sağlam bir yaşantıya ve geniş bir kültüre sahip olmalıdır. Yine Allah’a olan güveni tam olmalı ve azminden ve sabrından hiçbir şey kaybetmemelidir.” Ve en büyük gayesi Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.
2- “Sonra hiç mümkün müdür ki, bir insan sadıkane Allah’a çağırsın da, çağırdığı dini bilmesin.” Dinimizi öğreneceğiz, öğrendikçe öğreteceğiz.
3- “Yaşayarak bir şeyi ortaya koymak, konuşarak göstermekten daha tesirlidir.” Öğrendiklerimiz ile amel etmede çok gayetli olalım ki samimi ve doğru bir temsil ortaya koyabilelim.