Geçenlerde yakın bir dostumdan pek tatlı bir mesaj aldım. Mesaj, bir fotoğraf karesine sıkışmış güzel anıları hatırlatıyordu: Bir kutu, içersinde lavantalar ve bir kaç kağıt ama göze çarpan asıl şey ise düğümlenmiş kalın bir ip; ipin üzerinde ise bir not…devamıGeçenlerde yakın bir dostumdan pek tatlı bir mesaj aldım. Mesaj, bir fotoğraf karesine sıkışmış güzel anıları hatırlatıyordu: Bir kutu, içersinde lavantalar ve bir kaç kağıt ama göze çarpan asıl şey ise düğümlenmiş kalın bir ip; ipin üzerinde ise bir not yazıyor:
“Bu ip, o müthiş sahabilerin iki cihandaki yakınlığının, birlikteliğinin, kardeşliğinin ve kurtuluşlarının bizlere hatırlatıcısı olsun; İmtihanlar ile çepeçevre kuşatıldığında bu ipe bak ve sonsuzluğu anımsa. Biz, birlikte Allah’ın ipine sarılırsak kurtuluşa erenlerden olacağız biiznillah!
-Karîneyn’in”
Oldukça duygulandım. Kendisinden henüz ayrılmadan yıllar önce hediye ettiğim o kutudaki ipi düğümleyişimi ve üzerine yazdığım notu dün gibi hatırladım. Maddi bir değeri olmayan bu şeylerin manidar yanını anımsadım. Bu, sahabeden Ebubekir ve Talha bin Ubeydullah’ın "Karineyn" (İki yoldaş) olma hikayesine çok nahif bir atıftı:
Her şey, Hz. Talha'nın genç yaşta Müslüman olmasıyla başladı. Onun Müslüman olmasına vesile olan kişi ise Hz. Ebubekir'di. Kureyşli müşrikler, bu iki ismin Müslüman olmasına çok öfkelendiler. Onları yolundan döndürmek ve diğer insanlara gözdağı vermek için bir plan yaptılar.
Mekke’nin azılı müşriklerinden Nevfel bin Huveylid, bir gün adamlarıyla birlikte bu iki dostu yakaladı. İkisini de cezalandırmak istiyordu. Çözümü onları birbirine bağlamakta buldu: Kalın bir ip getirdi; Hz. Ebubekir ve Hz. Talha'yı sırt sırta vererek aynı ipe sıkıca bağladı.
Onları bu halde Mekke sokaklarında dolaştırıp işkence ettiler. Mekkeliler de bu manzarayı gördüklerinde onlarla alay etmek için, "Şu birbirine bağlı iki arkadaşa bakın" anlamında onlara "Karineyn" lakabını taktılar.
Müşrikler bu acıyla onların teslim olacağını, birbirine düşeceğini sanıyordu. Aksine, o ip onların bedenlerini acıtsa da kalplerini birbirine ve İslam’a daha sıkı bağladı.
Sonunda o ip elbet çözüldü ama sahabe nesli bu olayı hiç unutmadı. Müşriklerin alay etmek için taktığı "Karineyn" lakabı, Müslümanlar arasında zor zamanda sırt sırta vermenin ve sarsılmaz bir dostluğun sembolü olarak tarihe geçti.
Bu nesim ferahlığındaki kıssadan ilhamla artık yeni adımız Karineyn’di. Evet, ne bir Ebubekir ne bir Talha idik ama sevmek, o asil yoldaşlığa benzemek için değerli bir eşikti. Bu nedenle birbirimize öyle hitap ediyor, bu isme layık bir dostluk inşa etmeye özen gösteriyorduk. Bir zaman sonra yurtdışına taşınan arkadaşımla halen aynı muhabbetle ve inançla bir arada kalmanın değerli bir hatırlatıcı haline gelen bu hitap; mutluluğumuzda da en zor zamanlarımızda da kalbimize bir umut ve bir vefa bildirimi olarak düşmeye devam etmekte.