●Selçuk Baran'ın hikayelerindeki kahramanlar genel olarak hayattan, sıradan insanlar ve olaylar, konuşmalar da sıradan, gündelik olaylar olarak görünür ama hep içinde bir yerde, insanı sorguya çeken, insana bambaşka şeyler gösten, insana kendi içini gösteren yerlere varır sonlar. Tortu kitabında hikayeler…devamı●Selçuk Baran'ın hikayelerindeki kahramanlar genel olarak hayattan, sıradan insanlar ve olaylar, konuşmalar da sıradan, gündelik olaylar olarak görünür ama hep içinde bir yerde, insanı sorguya çeken, insana bambaşka şeyler gösten, insana kendi içini gösteren yerlere varır sonlar.
Tortu kitabında hikayeler birbiri ile bağlantılı idi ama burada birbirinden bağımsız ama bir yandan da birbirinden ve bizden yani her bir okuyucudan çok uzak olmayan meseleler işlenmiş, bu da çok gerçekçi ve güzel kılıyor benim için Selçuk Baran'ı ve yazdıklarını♡
Kitaptaki hikayeler sırasıyla:
1-) Çardak hikâyesi:
Osman ve Zehra'nın küçük dünyasını anlatır.
Kocasına aşık bir kadının ihanet, yalan karşısındaki sessiz acısı ve çığlığı...
Burada yani bu hikayede birini gördüm, birini duydum bildiğim, çok sevdiğim birini. Ne acı böyle bir hikayede onu bulmak, duymak ve görmek♡
2-) Mısırlar hikayesi:
Genç bir kız olan Nuran'ın başka hayatlara karşı merakı, umutları ve sonrasında yaşlı terzinin sayesinde fark ettiği gerçek hayat ve hayatın ona sundukları ile yetinme meselesi...
3-) Dükkânın Önü hikayesi:
Selçuk Baran'ın sık sık kullandığı "seyreden insan" temasını taşır bu hikaye. Hayatı, insanları seyreder yazar yarattığı karakterlerle belki ve bize de seyrettirir ustalıkla.
Dükkan sahibi Mehmet Börtlü'nün kör Salih ve oğlu ile karşılaşması ile fark ettiği gerçekler.. evliliğe, eş ve baba olmaya dair gerçekler ve beraberinde gelen yağmur. Belki de yağmur orada Mehmet Börtlü'nün duyduklarından, gördüklerinden sonra geçmiş düşüncelerini yıkamak için yağdı o an.
4-) Emekli hikâyesi:
Emekli Saffet Bey'in yaşlılık ve emeklilikle yalnızlaşması, gençliğini özlemesi ve parklara sığınması ama nereye kadar, ne yapmalı şimdi dedirtmesi?
İşini kaybeden insan bazen sadece maaşını değil, kimliğini de kaybeder. Kim olduğunu, ne olduğunu bilemez sanki. Çünkü çoğu insan işi ile bir kimlik edinir hayatta.
5-) Bahçede hikayesi:
Bu öykü çok şiirseldi. Yaşlı hasta Ekrem'in sığındığı bahçede Zuhal ile tanışması ve son günlerin acısı...
Ve kitaplar, kitapların yoldaşlığı.
(Bu hikayeyi çok beğendim. En çok bunu ve son hikaye olan, aynı zamanda kitaba adını veren ve iyi ki veren 'Anaların Hakkı' hikayesini beğendim)
6-) Kayalık Yoncaları hikayesi:
Bu hikaye biraz sembolik bir meseleyi işliyor. Yonca normalde yumuşak toprağın bitkisidir. Ama burada kayalıkların arasında yaşamaya çalışır.
Bu yüzden öykü aslında direnmenin hikâyesidir ki zaten Sevim de direnmeye, yaşamaya çalışır. Bu direnmenin ise Metin'in Kayalık Yoncalarını göstermesi ile farkına varır belki de aslında.
7-) Sarmaşıklar:
Bu hikayeye bir ara tekrar dönmeye çalışayım, aklımda kalmamış pek :(
8-) Kabuk hikayesi:
Evli ve çocuk sahibi Nesrin'in hayatı, hayalleri, umutları, tükenişleri ve kabullenişleri...
Bu hikayede yazar, Nesrin üzerinden insanın içi ile dışının birbirinden ne karar farklı olduğunu ve bu farkın kişinin kendisinin bile çoğu zaman farkında olmadığını işler. Kabuğumuz mu gerçeğimiz, o sağlam tutmaya çalıştığımız, sert ve güçlü kabuğumuz, yoksa kırılgan, kırılmış ve tükenmiş olan içimiz mi?..
(Bu hikaye bana şu anda yani şu anki ben olarak bana birazcık sıkıcı geldi yani sanki birazcık gereksiz uzatılmış gibiydi)
9-) Anaların Hakkı hikayesi:
Bu hikaye çok gerçek, çok acı...
Analar susarsa kim konuşur ki acılar için, çocuklar için. Anaların çocuklarını alırlarsa ellerinden, nasıl dururlar dünyayı yıkmadan yakmadan, nereye kadar dururlar.
Saide, evladının ardından onca zaman sustuktan sonra bağırmadı mı bir tabancanın kurşunu ile kocasına ve çocuklara uzanan bütün kirli ellere?..
Başlangıç/Bitiş:
7 Haziran Pazar
9 Haziran Salı-2026
Alıntılar yorumda ama sonra...