Tek ayet daha doğrusu tek konu üzerinden analiz yaparak, alıntılar yaparak Kur'an'ın sınırlı olmadığını bağlama göre geniş yetkiler verdiğini ve geleneğin, örfün, mezheplerin ortaya çıkışıyla ve yapilan sinirlamalarla birlikte nasıl dinsellestirildigini okuyacak ve anlayacaksınız inşallah.. (ne mutlu doğruları gerçekleri aciklamaktan…devamıTek ayet daha doğrusu tek konu üzerinden analiz yaparak, alıntılar yaparak Kur'an'ın sınırlı olmadığını bağlama göre geniş yetkiler verdiğini ve geleneğin, örfün, mezheplerin ortaya çıkışıyla ve yapilan sinirlamalarla birlikte nasıl dinsellestirildigini okuyacak ve anlayacaksınız inşallah.. (ne mutlu doğruları gerçekleri aciklamaktan cekinmeyenlere!!) Kur'an'daki prensip evrenseldir ama bunların uygulanmasında tarihsel farklılıklar olabilir. (Misal Bkz: mehir konusu) Ayetlerdeki esneklikler (tabii ki doğru mealden eğip bukmeden okuyanlar için ve GÖREN GÖZLER için), dinimizin her şart ve zaman dilimine uyumunu sağlayan Allah'ın rahmet ve hikmetleridirler. Evet arkadaşlar girişi yaptığımıza göre şimdi incelemesine gireceğimiz ve inşallah altından başarıyla kalkacagimiz asıl konuya gelelim. Ki o konuda Kur'an'da kadının giyimi ve başörtüsü ayetidir. (Şunlara bak ellerinden gelse disslike atacaklar ahshdhdhxhdhdhdhdhdhxvxhejwmfj şen kızdın mi bakiyim bana)
Şimdi ben genel hüküm nedir Kur'an'da bunu açıklayacağım ve daha sonra detaylandirarak ve açarak bunun neden böyle olduğunu gerekçelendirmeye calisacagim. Hazırsanız direk konuya giriyorum: Nur Suresi 24:31'de geçen yaka açıklarını kapatsinlardan maksat gogustur baş veya saç bölgesi değil! (Yani daha açık konuşmak gerekirse meme annemizin bizi küçükken emzirdigi meme evet kardeşim ister inan ister inanma, ister kabul et ister etme Kur'an bu kadar geniş ve evrensel bir kitaptır!)
Saçları örtmeyi Kuran’a mal etmek isteyen zihniyet sahipleri, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmektedirler. Böylece ayet, “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okunacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne”
fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille, hımarın “yaka açığına konulması” yani “yaka açığının kapatılması” anlatılır. Kuran’da “salsınlar, indirsinler” manasında “felyudnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyudnine” fiilini kullanmaz mıydı? Bu örnek bize, gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini bir kez daha göstermektedir. (Uydurulan Din ve Kuran'daki Din)
Ki ayette bahse konu olan süslerinde bildiğimiz takı sus esyasi olduğu şeklinde geniş bir kesim buna böyle inanmistir. Ama o ayette ayetin baglamina bakarsanız kastedilenin takı veya süs esyasi değil çok rahat göğüs olduğu çıkarımına varabilirsiniz. Ki birazdan yapacağım alintida da goreceksiniz ki sütyen o donemde daha icat edilmemişti. Esbabı nüzul hadislerde veya tefsirlerde geçen gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar diye geçen kısmı o donemki ayak takısı olan halhala da bağlayan olmuştur ama buna önceden ben de bayağı bi inansamda artık inanmıyorum çünkü bağlam diye bir şey var. Ayrıca Allah süsleri veya takıların teshirini yasaklamak isteseydi Araf suresi 31. Ayeti indirir miydi bir düşünün derim! Bu ayette suslerden kastin ne olduğunu açıkladım. İkinci bahse konu olan ayette 33:59'dur. Bu ayette de cilbab geçer ki bu kelimede geniş anlamıyla peçe veya çarşaf gibi üstler değil elbisedir! Kur'an'da bağlamına(context) göre kelimeye anlam verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlayalım. Haşa Allah'ın kelime kısıtı koyacak halı yok ya!
Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüslerin” kastedildiği yönündedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla, mantıklı bir şekilde, sadece göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. Birincisi, ayette “yaka açıklarının kapatılması” geçmektedir, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür ki bu bölge kadın vücudunun cinsellikle ilgili olan önemli ayırt edici özelliğidir. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için “ayakların yere vurulmaması” geçmektedir. Ayaklar yere bazı erotik dans hareketleri şeklinde vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir (sütyenin o dönemde icat edilmediğini düşünürsek, bu daha da iyi anlaşılır). Üçüncüsü, Kuran’daki ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadınların, özellikle evlerine sıkça girip çıkan ve kendilerinin yanlarına sıkça gittikleri yakınlarının yanında, çocukları acıktığında ve ağladığında onları emzirmeleri gerekecektir. Ayetteki süslerin kimlerin yanında açılabileceğiyle ilgili açıklamanın, özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağladığı kanaatindeyiz. Ayetteki bahsedilen ifadelere, göğüs gibi uyan başka bir bölge bizce bulunmadığı için “süsler” ifadesiyle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varıyoruz.
“Süsler” (ziynet) kelimesinden takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. Çünkü ayette, kadınların süslerini kadınlar yanında açabileceği geçmektedir. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok gösteriş yapma unsuru olabilir. Eğer bu saçları örtmek ve kapanma gösteriş yapma olayı engellenmeye çalışılsaydı, buna ilk olarak, karşı cins erkekler yerine aynı cinsten olan kadınlar dahil edilmez miydi? Ayrıca sorun takıların teşhir edilmesiyse, o zaman kuyumcu dükkanlarında da bunların teşhirine karşı çıkmak gerekmez mi? Kaldı ki bunu hiç kimse ileri sürmemiştir. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi takı eşyası belli
olur? Bunun halhal gibi bir şey olduğunu düşünmek bizce zorlama bir izahtır; elbisenin altında olup da sesi belli olan bir halhalın karşı cinsin dikkatini çekeceğini, hele hele tahrik unsuru olacağını düşünmek çok zorlama bir izah olarak gözükmektedir. Ayette “Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar” denmektedir; halhaldan çıkan sesle kadınların dikkat çektiğini bir an için düşünsek bile, yine de ayette denildiği gibi “süslerin belli olması” diye bir durum söz konusu olmaz. Bu yüzden tefsircilerin önemli bir çoğunluğunun yaptığı bu halhal izahının yanlış olduğu kanaatindeyiz. Üstelik Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin kadın ve erkek ayrımı yapılmaksızın söylenmesi; takıların, cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin, özellikle göğüs bölgesinin civarındaki “yaka açığının” kapanmasını vurguladığı anlaşılır.
Fakat ayetteki “süsler” kelimesinin, birçoklarının iddia ettiği gibi, bir an için “takılar” anlamına geldiğini, yaka açığını kapatmakla kolyeler gibi takıların kapanmasının hedeflendiğini, ayakların yere vurulmasıyla belli olan “süslerden” kastın halhal ile dikkat çekmemek olduğunu düşünelim. Bu durumda hedef bu takıların gözükmemesiyse, o zaman bu ayetten kastın bu takıların örtülmesi olduğu sonucunun çıkması gerekir. Böyle düşünülürse, bu takıları takmayan biriyle bu ayetin ilgili olmadığı sonucuna varılması gerekir ki bu durumda bu ayetle saçların örtülmesinin hedeflendiği hiç söylenemez. Ayette “süslerin takıldığı bölge” tipi bir ifade olmadığına fakat “süslerin kapanmasının, gösterilmemesinin” istendiğine dikkatlerinizi çekeriz. Bu yüzden ayette, takıların takıldığı bölgenin kapatılmasının istendiğini düşünmek de zorlama gözükmektedir.
Bu arada el-Cassas (öl: hicri 370) da, Ahkam-ül Kuran adlı eserinde, Nur Suresi 31. ayeti açıklarken, bu ayetin “göğüs ve boyunları örtmeyi amaçladığını” ifade etmiştir. Cassas, aynı tefsirinde, tabiundan (Peygamberimiz’den sonraki ikinci nesil) Said bin Cübeyr’in de (öl: hicri 95) saçların açılmasının “haram değil mekruh olduğunu” ifade ettiğini nakleder. Bu ise zannedildiği gibi saçları örtme hususunda -çoğunluk görüşü olsa da- bir icmanın varlığından söz edilemeyeceğini göstermektedir. (Yaşar Nuri Öztürk, Kuran’daki İslam)
(Uydurulan Din ve Kuran'daki Din, s.262)
Vee bonuslada kapanisimizi yapalım:
Ele alınan ayette özellikle şu hususa dikkatlerinizi çekmek istiyoruz: Kadınların 60. ayette belirtildiği şekliyle kıyafetleriyle ilgili kolaylaştırma vurgusu yapıldığında bile 24-Nur Suresi 31. ayette dikkat çekildiği gibi yine de “süslerini” açmamaları gerekmektedir. Peki eğer birisi, önceden ele alınan 24-Nur Suresi 31. ayette süslerin kapatılmasından kastın saçları kapamayı da kapsadığını iddia ederse, 60. ayette dikkat çekilen kadınların üzerlerindeki bir kıyafeti çıkarıp vücutlarının bazı bölgelerini açtıklarında bile saçlarının kapalı kalması gerektiği sonucuna varılması gerekmez mi? Saçlar, belli bir açılmadan sonra bile kapalı kalması gereken süslere dahilse, saçlardan daha fazla örtünme nereyi kapsamaktadır? Kısacası 24-Nur Suresi 60. ayet de, 24-Nur Suresi 31. ayetteki yaka açığını kapayarak süsleri örtmekten kastın, saçları da kapamak olduğunu ifade eden, saçların “süs” olduğunu söyleyen yorumun yanlış olduğunu gösteren ilave bir delildir.
(Uydurulan Din ve Kuran'daki Din bu arada Allah bu kitabı vikartan ve katkı yapan hocalarımızdan bin kez razı olsun)
Geleneğin yanlışlarından Kuran’ın önderliğinde kurtulmayı öğütleyenlerin, kendilerindeki gelenek tortularından kurtulmak için, Kuran’ı geleneğe uydurmaya çalışmadan Kuran’ın söylediğine göre geleneği değerlendirme ilkesinden taviz vermemeleri gerekmektedir. s. 270
Fakat burada da mezhepsel yaklaşım adına ortaya konanlar ciddi sorunludur; bir yandan hür kadınların tek başına bile namaz kılarken saçlarını örtmelerinin gerektiği söylenirken, diğer yandan hür olmayan Müslüman kadınların camide dizleriyle göbek aralarının kapalı, bunlar dışındaki bölgelerinin açık olabileceği söylenmiştir, yani hür olmayan kadınlar camide göğüsleri meydanda namaz kılabilirler! Kadınların sesinin erkekler tarafından duyulup duyulamayacağı tartışan, kadınların kesilmiş tırnaklarına erkeğin bakıp bakamayacağını gündeme getiren, peçenin farz olduğunu önemli bir kısmı iddia etmiş olan mezhepçiler, kadınların kapanması konusunda düzeltilmesi gerekli izahlar yapmışlardır. s. 271
Şimdi sorarım size sizce Allah bu mezhepcileri cennetine alır veya koyar mi? Karar sizin ve vicdaninizin!