2026 (88. Film) John Wick serisine kaldığım yerden devam ediyorum. Bol aksiyonlu ilk filmin ardından John yeniden kabuğuna çekilmiş, işlerden elini ayağını çekmişti. Lâkin devam filmiyle birlikte senaryoya derinlik kazandırmak adına bu filmde bir mühür olayı var. John'da Santino'nun mühür…devamı2026 (88. Film)
John Wick serisine kaldığım yerden devam ediyorum. Bol aksiyonlu ilk filmin ardından John yeniden kabuğuna çekilmiş, işlerden elini ayağını çekmişti. Lâkin devam filmiyle birlikte senaryoya derinlik kazandırmak adına bu filmde bir mühür olayı var. John'da Santino'nun mühür adına isteğini yere getirmek zorundadır ve işe geri döner. Sırtından vurulacak olan John hem işini halledecek hem de intikamını almaya çalışacaktır.
İlk film olduğu gibi yine mermilerin havada uçuştuğu, aksiyonun durmak bilmediği keyifli bir filmdi. Keanu Reeves'in karaktere işlediği özgün hareket ve tavırları bu filmde de filmin kalitesine doğrudan etki etmiş. John'un özellikle rapçi Common'un canlandırdığı Cassian ile gerek merdivenlerdeki gerek metrodaki dövüş sahneleri oldukça etkileyiciydi. Finaldeki Continental Otel'de ki sahnede yine aynı şekilde... Öldürdüğü kişi sayısı ilk filme göre sanırsam çok daha fazlaydı ki filmin posteri de adeta bunu kanıtlar nitelikte.
Üstüne aslında konuşulacak çok bir şey yok. Hikayenin zorlama bir şekilde devam ettirildiğini düşünen kişi sayısı azımsanamayacak kadar çok. Fakat ben iyi bir devam filmi olduğu düşüncesindeyim. İlk filmin kurgusu bu filmin ise aksiyonu daha iyiydi. Aynı puanı vermeyi uygun buluyorum.
7.5/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Keanu Reeves, bu filmdeki o çok daha yoğun ve seri olan silahlı sahneler için çekimlerden önce tam 3 ay boyunca haftada 5 gün, günde 10 saat durmaksızın Özel Kuvvetler taktik eğitmeni Taran Butler ile birlikte gerçek mermilerle atış kampları yaptı ve profesyonel bir atıcı seviyesine ulaştı.
2- Filmde John Wick’in Roma’daki o yeraltı tünellerinde mafyayı avlarken kullandığı ve serinin hayranları arasında efsane haline gelen o meşhur modifiyeli "Taran Tactical TR-1" tüfeği ve "Glock 34" tabancası, Keanu Reeves’in gerçek hayattaki atış kamplarında en rahat kullandığı silahlar olduğu için senaryoya bizzat eklendi.
3- Rapçi Common (Cassian) ve Keanu Reeves, aralarındaki o merdiven ile metro dövüş sahnelerinin kusursuz ve gerçekçi durması için çekimlerden aylar önce jiu-jitsu ve taktiksel yakın dövüş antrenmanlarına birlikte katıldılar ve sahnelerin hiçbirinde dublör kullanmadılar.
4- Filmin o çok konuşulan ve benim de bahsettiğim susturuculu silahlarla metroda çaktırmadan birbirlerine ateş ettikleri sahne, gerçek hayatta susturucuların sesini tamamen yok etmediğini bilen silah uzmanları tarafından tiye alınsa da, yönetmen o çizgi roman/fantastik havayı pekiştirmek için bu sahneyi bilerek kurguladı.
5- John Wick'in Santino D'Antonio'yu Continental Oteli'nin içinde, Winston'ın tüm uyarılarına rağmen kafasından vurarak öldürdüğü o şoke edici final sahnesi, aslında ilk senaryoda otelin dışında geçiyordu; ancak Keanu Reeves karakterin o gözü kara ve kural tanımaz öfkesini göstermek için cinayetin otelin kutsal topraklarında işlenmesini bizzat önerdi.
6- Filmde Yüksek Şura’nın emirlerini telsiz odasından dövmeli ve rock tarzlı kıyafetleriyle tüm dünyaya dağıtan o santraldeki kadın çalışanların sahneleri, 1950'lerin eski tip kablolu telefon santralleri ile modern bilgisayar yazılımlarını harmanlayan fütüristik bir görsel hileyle tasarlandı.
7- Laurence Fishburne’ün (Bowery King) kadroya dahil olması tamamen Keanu Reeves’in bir partide onunla karşılaşması sonucu gerçekleşti. Fishburne, Reeves’e "Dostum John Wick’e bayıldım, ikincisinde bana da ufak bir rol ayarla" deyince, The Matrix üçlemesinin efsane Neo ve Morpheus ikilisi yıllar sonra bu filmle yeniden bir araya gelmiş oldu.
8- John Wick'in Roma'da suikast yapmadan önce gittiği o lüks "Continental Sommelier" (Silah Tadımcısı) sahnesindeki diyaloglar, tamamen gerçek gurme şarap tadım terimleri (hafif gövdeli, yıllanmış, sert bitişli) kopyalanarak silahlar ve tüfekler için birer metafor olarak yazıldı.
9- John Wick'in İtalya'daki o tarihi yeraltı mezarlarında Santino'nun adamlarıyla çatıştığı o devasa sahnenin çekimleri sırasında, tarihi eserlere ve duvarlara zarar verilmemesi için İtalyan hükümeti sete 4 adet arkeolog denetçi yerleştirdi ve her patlama sahnesi onların onayıyla çekildi.
10- Filmin başında John Wick'in ilk filmde çalınan Mustang arabasını geri almak için bastığı o Rus mafya deposundaki araç taklaları ve çarpışma sahneleri çekilirken, Keanu Reeves o modifiyeli arabayla o dar alandaki drift ve rampa hareketlerinin tamamını bizzat direksiyon başında kendisi yaptı.
11- John Wick'in Roma'daki Continental Oteli'ne giriş yaparken imzaladığı o mühür albümünün ve yeraltı suç dünyasındaki tüm o altın sikkelerin tasarımları, eski Roma imparatorluğu dönemindeki gerçek antik paralar ve mühür belgeleri incelenerek sıfırdan döküldü.
12- Filmin o görsel şölen sunan finalindeki aynalar labirenti sahnesi, tamamen Orson Welles’in 1947 yapımı sinema klasiği The Lady from Shanghai (Şanghaylı Kadın) filmindeki o meşhur ayna çatışması sahnesine ve Bruce Lee’nin Enter the Dragon (Ejderin Üç Savaşı) filmindeki o ikonik aynalı final sahnesine yapılmış çok büyük bir saygı duruşudur.
13- Aynalar labirenti sahnesinin çekimleri o kadar zor oldu ki, kameraların ve ışıkların aynalardaki yansımalarını gizlemek için görüntü yönetmeni tüm set ekibine tepeden tırnağa siyah mat kıyafetler giydirdi ve kameraları özel açılı aynalı kutuların içine yerleştirdi.
14- John Wick’in evinin Santino tarafından roketatarla havaya uçurulduğu o sahnede, ilk filmde kullanılan ve Reeves’in gerçek hayatta da çok sevdiği o mimari harika olan cam ev tamamen dijital efektlerle patlatıldı; çünkü gerçek evin sahibi patlamaya hiçbir şekilde izin vermedi.
15- Santino D'Antonio karakterini oynayan İtalyan aktör Riccardo Scamarcio, senaryodaki o kibirli ve korkak mafya lideri aurasını tam verebilmek için İtalyan operalarındaki klasik trajik kötü adamların jest ve mimiklerini kopyaladığını itiraf etti.
16- John Wick’in filmde satın aldığı ve üzerine jilet gibi oturan o meşhur yeni takım elbisesinin kumaş aralarına, yeraltı dünyasındaki terzinin de dediği gibi gerçek hayatta Özel Kuvvetler liderlerinin kullandığı hafif esnek ve kurşun geçirmez Kevlar lifleri taklit edilerek sahnelerde daha parlak duran özel bir sentetik iplik dokundu.
17- Filmin sonunda Winston’ın elindeki kronometreyle John Wick’e "Sana tüm dünyadaki suikastçılar avlamaya başlamadan önce 1 saat süre veriyorum Jonathan" dediği o New York Central Park sahnesindeki yüzlerce figüran, o an parkta yürüyen gerçek insanlar değil, tamamen set için kiralanmış profesyonel dövüşçülerdi.
18- John Wick'in metro istasyonunda iki suikastçıyı sadece sıradan bir kurşun kalem kullanarak saniyeler içinde öldürdüğü o vahşi sahne, ilk filmde Rus mafya lideri Viggo’nun anlattığı "Bir barda üç adamı sadece bir kalemle öldürmüştü" efsanesinin seyirciye "Alın bakın cidden kalemle nasıl öldürüyormuş" denilerek gösterilen dâhiyane bir görsel kanıtıdır.
19- Filmin müziklerini yapan Tyler Bates ve Joel J. Richard, aksiyon sahnelerindeki o yüksek nabzı korumak için Keanu Reeves'in kalp atış hızını temel alan elektro-gitar ritimleri tasarladılar; böylece John Wick ne kadar hızlı koşarsa arkadaki müzik de o kadar agresifleşti.
20- İlk filmde 77 kişiyi öldüren John Wick bu film bu sayıyı 128'e çıkarmıştır.
21- Sahnede John Wick'in o öldürdüğü 128 kişinin ardından filmin sonunda New York sokaklarında yaralı ve topallayarak koştuğu o son kare çekilirken, Keanu Reeves'in aslında sol dizindeki eski menisküs sakatlığı nüksetmişti ve o acıyla topallayarak koşma sahnesi tamamen gerçek fiziksel bir acının yansımasıydı.
22- Santino’nun dilsiz koruması Ares’i canlandıran Ruby Rose, karakterin o dilsiz ve sadece işaret diliyle konuşan yapısını daha ürpertici kılmak için çekimlerden önce profesyonel işaret dili dersleri almıştır.
23- Filmdeki bıçaklı ve yakın mesafeli dövüşlerin koreografisinde, Endonezya ve Malezya kökenli, tamamen rakibi en hızlı şekilde sakat bırakmaya odaklanan sert bir dövüş sanatı olan Pencak Silat tekniklerinden yoğun şekilde yararlanılmıştır.
24- İlk filmin kazandığı 86 milyon dolardan sonra, bu devam halkası dünya genelinde tam 171 milyon dolar kazanarak gişe gelirini neredeyse tam ikiye katlamış ve John Wick’in bir "popüler kültür markası" olduğunu tescillemiştir.
25- Film, New York ve Roma arasında mekik dokunarak, kış aylarının o soğuk ve yağmurlu atmosferini yakalayabilmek adına çok yoğun bir gece çekimi takvimiyle tamamlanmıştır.
26- Yönetmen Chad Stahelski, bu filmin o muazzam son sahnesini çektikten sonra stüdyoya "Eğer bu film tutarsa 3. filmde John Wick’i tüm dünyaya karşı tek başına savaştırmak zorundayız" demiş ve serinin geleceğini o Central Park sahnesiyle mühürlemiştir.